Ana Sayfa     Haberler     Firmalar, Mekanlar     Harita     Hava Durumu    

Ankaralılar için özel derlenmiş haberler. Çeşitli kaynaklardan (hürriyet, milliyet...) Ankara'yla ilgili haberler tek bir yerde toplanıyor.


Ankara Kültür Sanat Haberleri


Tedavi gördüğü hastanede dün hayatını kaybeden Türk Aşık Edebiyatının önemli şair ve yazarlarından Rasim Köroğlu, memleketi Eskişehir'de son yolculuğuna uğurlandı.61 yaşında hayatını kaybeden Köroğlu için Cuma namazı sonrası Sami Ramazanoğlu Cami'nde cenaze töreni düzenlendi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği cenaze törenine Eskişehir Vali Yardımcısı, Eskişehir Ticaret Odası Başkanı, Eskişehir Baro Başkanı da katıldı. Duygulu anların yaşandığı törende, yakınları Köroğlu'nun tabutuna sarılarak ağladı. Kılınan cenaze namazının ardından Köroğlu için helallik istendi, dua edildi. Köroğlu'nun cenazesi daha sonra Asri Mezarlıkta toprağa verildi. Köroğlu, dün sabah tedavi gördüğü Ankara Haccettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde hayatını kaybetmişti.Âşık Edebiyatı üzerine araştırma ve incelemelerde bulunan Köroğlu, 'Âşıklar Sohbeti' adı altında televizyon programları yaptı. Yurt içinde bir çok ilde yapılan şairler ve aşıklar programlarına katıldı, bir kısmını yönetti. Fransa, Almanya, Hollanda, Belçika gibi ülkelerde gerçekleştirilen şiir programlarında yer aldı. Kendisine ait mizahi şiirlerden, çeşitli halk hikâyelerinden, fıkralardan oluşturduğu 'Taşlama Show' adlı sahne programlarını yurt içinde ve yurt dışında sergiledi.Milli Eğitim Bakanlığınca, yazdığı 'Atatürk' şiiri ile 'Cumhuriyetin Kuruluşundan Günümüze İz Bırakan yedi öğretmen' birisi olarak seçildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na Halk Şairi olarak kayıtlı bulunan Köroğlu'nun 'Körün Taşı' ve 'Kitabın Ortasından' adlı yayınlanmış iki şiir kitabı bulunmakta.(CİHAN)
31 Ekim 2014 15:46 | kültür sanat
Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün genç baletleri Kadir Okurer ve İlhan Durgut, 3. Uluslararası “21. Yüzyıl Balesi Forumu” kapsamda düzenlenen Krasnoyarsk Uluslararası Bale Yarışması GrandPrix Sibirya Bale Yarışması’ndan ödülle döndü.Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Selman Ada, başarıları dolayısıyla genç sanatçılara plaket takdim etti.Sanatçıları makamında kabul eden Ada, genç sanatçıların başarısı dolayısı ile kendilerini tebrik etti. Başarılarının devamını diledi. Sanatçıların ödülleri ile ilgili bilgi veren Ada, Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçılarından Kadir Okurer’in yarışmada 2. olup gümüş madalya ve para ödülü kazandığını ayrıca, 22 - 28 Mart 2015 tarihleri arasında gerçekleşecek olan İtalya Spoleto Uluslararası Dans Yarışması’na yarışmacı olarak davet edildiğini söyledi. Yine Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçılarından İlhan Durgut’un da para ödülü kazandığını belirterek, kendisine Bulgaristan Sofya Devlet Opera ve Balesi’nde misafir sanatçı sözleşmesi ile çalışma teklifi sunulduğu bilgisini verdi.Bodrum Bale Festivali’nin başarısıİki gencin başarısı dışında Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü bir sevindirici haberi de Uluslararası Bodrum Bale Festivali ile ilgili aldı. 12 yıldan bu yana gerçekleştirilen ve Türkiye’den ve dünyadan seçkin bale yapıtlarını sanatseverlerle buluşturan Uluslararası Bodrum Bale Festivali, 3. Uluslararası 21. Yüzyıl Balesi Forumu’nda Uluslararası Bale Yarışmaları ve Festivalleri Federasyonu üyeliğine oybirliği ile kabul edildi.Uluslararası Bale Yarışmaları ve Festivalleri Federasyonu’na halen üye olan ve 2008 yılından beri düzenlenen Uluslararası İstanbul Bale Yarışması ve Festivali ile ilgili olarak ülkelerarası kültürel ve sanatsal ilişkiler de yeniden ele alındı.
30 Ekim 2014 16:58 | kültür sanat
Türkiye'de veya yurtdışında merak uyandıran, festivallerden ödüllerle dönen ama vizyonda yeterince yer bulamayan 13 film için özel bir gösterim düzenleniyor.İstanbul Modern Sinema'da 6-16 Kasım tarihleri arasında, bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilecek “Biz de Varız!” başlıklı programda yer alan filmler; Ben O Değilim (Tayfun Pirselimoğlu), Balık (Derviş Zaim), Mavi Dalga (Zeynep Dadak ve Merve Kayan), Gözümun Nuru (Melik Saraçoğlu ve Hakkı Kurtuluş), Kusursuzlar (Ramin Matin), Bir Varmış Bir Yokmuş (Kazım Öz), Körler- Jaluziler İçin (Ozan Adam), Nergis Hanım (Görkem Şarkan), Böcek (Bora Tekay) gösterilecek. Programda ayrıca Koray Kaya'nın müzik ve insan arasındaki karşılıklı etkileşim konu edinen “Anarşik Armoni”, Güliz Sağlam'ın yönetmen Ahmet Uluçay'ın hayatına dair bir belgesel olan “Tepecik Hayal Okulu”, Vuslat Saraçoğlu'nun yıllardır sadık dinleyici kitlesini oluşturan Müslüm Gürses hayranlarını konu alan “Müslüm Baba'nın Evlatları” ve Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu'nun İsveçli ünlü yönetmen Ingmar Bergman belgeseli “Bergmanya'ya Yolculuk” izlenebilir. BEN O DEĞİLİM, 2013Türkiye | DCP , Renkli, 129’ | TürkçeYönetmen: Tayfun PirselimoğluOyuncular: Ercan Kesal, Maryam ZareeNihat, bir hastane kantininde temizlikçi olarak çalışan rutin bir hayata sahip biriyken, hayatına orada çalışmaya başlayan Ayşe’nin girmesiyle beraber kendini sıra dışı bir durumun içinde bulur. Kendisine ilgiyle yaklaşan Ayşe’nin yemek davetini kabul ettiğinde, evde gördüğü fotoğraf Nihat’ın yaşamını değiştirecektir. Çünkü hapishanedeki kocası olarak tanıttığı kişi, kendisine ikizi kadar benzemektedir. Başarılı bir kara mizah örneği olarak nitelendirilebilecek, kimlik kavramı üzerine odaklanan filmin senaryosu Roma Film Festivali’nde en iyi senaryo ödülünü alırken, İstanbul Film Festivali’nden de “En İyi Film” ödülüyle döndü.BÖCEK, 2013Türkiye | Bluray, Renkli, 79’ | TürkçeYönetmen: Bora TekayOyuncular: Uğur Bilgin, Leyla Yüngül, Barış Yılmaz GündüzUğur ve Bora, Bora’nın dayısı Engin’in onlar için açtığı DVD dükkanını işleten çocukluk arkadaşlarıdır. Uğur, Engin’in kız kardeşi Leyla’ya umutsuzca aşıktır. Birbirlerini sevmelerine rağmen, Engin, çulsuz Uğur’u ve kardeşini evlendirmek istemez. Bora ve Uğur para kazanmak üzere çekecekleri film için sinema sektörünü bırakmış bir yönetmen ve geçirdiği bir kazadan ötürü yazmaya küsmüş bir senaristle anlaşır. Filmin yönetmeni ve senaristinin bizzat oynadıkları “Böcek”, bir film içinde film. TEPECİK HAYAL OKULU, 2014Türkiye | DCP, Renkli, 56´ |TürkçeYönetmen: Güliz Sağlam İki küçük çocuğun sinema tutkusunun anlatıldığı “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak” filmiyle tanınan yönetmen Ahmet Uluçay’ın hayatına dair bir belgesel olan “Tepecik Hayal Okulu” ile yönetmenin sinema serüvenine, kendisi ve çevresiyle gerçekleştirilen röportajlara, aile yaşamına, geçirdiği hastalık ve hastane günlerine tanık oluyoruz. 2009 yılında yitirdiğimiz Uluçay’ın hayatına yakından bakma fırsatını bulduğumuz “Tepecik Hayal Okulu”, Ankara Film Festivali’nden “En İyi Belgesel” ödülünü aldı.MAVİ DALGA, 2013Türkiye | DCP, Renkli, 97´ |TürkçeYönetmen: Zeynep Dadak, Merve KayanOyuncular: Ayris Alptekin, Onur Saylak, Barış HacıhanGençliğe yeni adım atan Deniz üniversiteye hazırlanmaktadır. Yaz boyunca görüşemediği arkadaşlarıyla bir araya geldiklerinde, sınıftaki erkek arkadaşlarından, üniversite hayallerinden, yeni çıkan albümlerden konuşurlar. Kendisinden hoşlanan Kaya’ya karşılık vermeyen Deniz, okuldaki rehber öğretmeni Fırat’tan etkilenmektedir. Arkadaşlarının aksine başka bir dünyayı arzulayan Deniz’in, aşk, arkadaşlık ve aile problemlerinin anlatıldığı filmin dünya prömiyeri 64. Berlin Film Festivali'nde yapıldı, Antalya Film Festivali’nde “En İyi İlk Film” ödülünü kazandı.GÖZÜMÜN NURU, 2013Türkiye | DCP, Renkli, 78´ |TürkçeYönetmen: Hakkı Kurtuluş, Melik SaraçoğluOyuncular: Melik Saraçoğlu, Hakkı Kurtuluş, Cüneyt CebenoyanFilmin yönetmenlerinden Melik Saraçoğlu’nun kendi yaşadıklarından yola çıkarak senaryosunu yazdığı filmde, sinemaya tutkuyla bağlı M., göz retinasındaki genetik bir hastalıktan ötürü ameliyat geçirir. Gözlerini kaybedeceği endişesiyle 40 gün boyunca gözleri bandajlı, yüzü koyun yatmak zorunda kaldığı ameliyat sonrasında yaşadıkları, mizahi bir üslupla ele alınır. Film, ulusal prömiyerini yaptığı 20. Adana Altın Koza Film Festivali’nde “En İyi Film”, “En İyi Senaryo”, “En İyi Kurgu” ve “SİYAD En İyi Film” ödüllerine layık görüldü.BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ (HE BÛ TUNE BÛ), 2014Türkiye | DCP, Renkli, 82´ | Kürtçe, TürkçeYönetmen: Kazım Öz Oyuncular: Saim Çalar, Gamze Çalar, İsmehan ÇalarBatmanlı, yoksul bir yaşam süren Kürt aile, geçimlerini sağlamak üzere her sene mevsimlik işçi olarak Ankara’ya gider. Marul yetiştiriciliği yaptıkları Ankara’da çalışırken, ortaya çıkan bir aşk, yaşamlarını etkileyecektir. Kazım Öz’ün toplumun bazı temel sorunlarının sorguladığı filmi, mevsimlik işçi ve çocuk işçilerin sorunlarına da değiniyor.KUSURSUZLAR, 2013Türkiye | DCP, Renkli, 96´ |TürkçeYönetmen: Ramin MatinOyuncular: İpek Türktan Kaynak, Esra Bezen Bilgin, İbrahim SelimBirkaç ay önce vefat etmiş olan anneannelerinin Çeşme’deki yazlık evlerine tatile giden Yasemin ve Lale, otuzlu yaşlarında, birbirlerinden oldukça farklı mizaçlara sahip iki kız kardeştir. Başlarda her şey olağan ve sıradan görünse de, Lale ve Yasemin arasında geçmiş hayal kırıklıkları ve sırlarının oluşturduğu gerginlikler, yan komşuları Kerim’le tanışmalarıyla beraber su yüzüne çıkmaya başlayacaktır. Kayıp ve kabulleniş gibi temaları iki kız kardeşin sorunlu ilişkisi üzerinden anlatan “Kusursuzlar”, 50. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde “En İyi Film” ve “En İyi Yönetmen” ödüllerine layık görüldü.KÖRLER-JALUZİLER İÇİN, 2013Türkiye |DCP, Renkli- Siyah-Beyaz, 94´ | İngilizce, Fransızca, Japonca, İspanyolca; Türkçe altyazılıYönetmen: Ozan AdamOyuncular: Sezen Aray, Didem Yalınay, Sıla Tanıllıİnsanların sadece kısa bir süreliğine bir karakter olarak yaşadıkları bir dünyada herkesin hafızası düzenli olarak silinmekte ve bir sonraki gün için uyandıklarında yaşayacakları hayatın kendilerine uygun şekilde uyarlanmış hafızaları yüklenmektedir. Seintn ise belleği tam olarak silinemediği için geçmişten kalan diğer karakterlerin hafızalarıyla ve bu durumun getirdiği beklenmedik sonuçlarla yaşamaya mahkumdur. İnsan ve hafıza ilişkisini kurcalayan, gerçeküstü bir sinema örneği.NERGİS HANIM, 2013Türkiye | DCP, Renkli, 87´ |TürkçeYönetmen: Görkem ŞarkanOyuncular: Zerrin Sümer, Settar Tanrıöğen, Faruk BarmanEkrem tüm hayali denizlere açılmak olan, orta yaşlarında bir adamdır. Adını bile hatırlayamayan Alzheimer hastası annesi Nergis’e bakmak için, Ekrem hayallerinden vazgeçer ve annesiyle küçük ve eski evlerinde yaşamaya devam eder. Ekrem, Nergis’in evden kaçmasına engel olmak için kapıları kitler, annesinin pislettiği evi temizler. Her günün birbirinin aynısı olduğu bu evde Ekrem’in sabrı gittikçe azalmakta, annesini tanımakta zorlanmaktadır. Bu yılki İstanbul Film Festivali’nde “Seyfi Teoman En İyi İlk Film” ödülünü kazandı.ANARŞİK ARMONİ, 2014Türkiye | Bluray , Renkli, 90´|TürkçeYönetmen: Koray KayaOyuncular: İlhan Mimaroğlu, İlhan Erşahin, Arto Tunçboyacıyan“Anarşik Armoni”de, insalık tarihiyle birlikte geçmişten günümüze yaşanılan müzikal evrim, çağdaş müziğin bugün geldiği nokta, İstanbul görüntülerine eşlik eden elektronik müzik parçalarıyla birlikte sunuluyor. Igor Stravinsky, John Cage, Buddy Bolden ve İlhan Mimaroğlu gibi önemli müzik insanlarının müzik tarihinde bıraktığı izler üzerinden, film, müzik ve insan arasındaki karşılıklı etkileşim konu ediniliyor.BERGMANYA’YA YOLCULUK, 2011Türkiye |DigiBeta, Renkli, 74´|TürkçeYönetmenler: Hakkı Kurtuluş & Melik Saraçoğlu Katılanlar: Wim Wenders, Liv Ullmann, Stig Björkman Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu yönetmenliklerini yaptığı “Orada” filminden sonra, birlikte sürdürdükleri sinema maceralarına, ilham kaynakları İsveçli ünlü yönetmen Ingmar Bergman belgeseliyle devam ediyorlar. Ingmar Bergman’ın sinemasal hayatının peşinden gittikleri yolculuk Stockholm, Uppsala, Dalarna, Gotland gibi film mekanlarından, yönetmenin son otuz yılını geçirdiği Fårö adasına dek uzanıyor. “Bergmanya'ya Yolculuk”, Bergman'ın derinden etkilediği Liv Ullmann ve Wim Wenders gibi isimlerle söyleşiler de içeriyor.BALIK, 2014 Türkiye | DCP, Renkli, 80´|TürkçeYönetmen: Derviş Zaim Oyuncular: Bülent İnal, Sanem Çelik, Myraslava Kostyeva Akay Derviş Zaim’in insan ve doğa konusunu ele alan üçlemesinin ikinci filmi “Balık”ta, bir sahil kasabasında yaşayan Kaya, karısı Filiz ve küçük kızları Deniz, balıkçılık yaparak geçimlerini sağlamaktadırlar. Kızları Deniz’in konuşmasına çare olarak, annesi Filiz, kızına yararlı geleceği söylenen cins bir balığın peşine düşer. Kaya’nın evde bulduğu balıklar onu bir balık çiftliği kurmaya iter. Fakat bunun için paraya ihtiyacı vardır ve Kaya yasadışı şekilde avlanmaya başlamasıyla kendisine ve ailesine geri dönüşü olmayan hasarlar verecektir. Doğanın hor kullanılması ve insanın bundan zarar görmesini mesele edinen film, senaryosuyla Altın Koza Festivali’nde ödüle layık görüldü.MÜSLÜM BABA’NIN EVLATLARI, 2013Türkiye | HDCam, Renkli, 53´|TürkçeYönetmen: Vuslat Saraçoğlu Oyuncular: Ahmet Tirayki, Arzu Yapa, Burhan Değeralp2013 yılında kaybettiğimiz arabesk müziğin babası Müslüm Gürses son yıllarda kendine has şekliyle yorumladığı farklı müzik türlerine ait parçalarıyla, hayran kitlesini arabesk müzik dinleyicisinin ötesine taşıdı. Yıllardır kendisine sadık bir kemik dinleyici kitlesine sahip olan hayranlarını, bilindik tabirle Müslümcüleri konu alan belgeselde hepimizin bir şekilde tecrübe etmiş olduğu hayran olma durumunu, sanatçıyla kurulan özdeşlemeyi izlerken, izleyiciyi yeni kitlesine nazaran daha az tanışık olunan Müslüm Baba’nın evlatlarına yakınlaştırıyor.
28 Ekim 2014 16:46 | kültür sanat
Ankara Sinema Derneği tarafından düzenlenen Gezici Festival, 20. yılını kutlamaya hazırlanıyor. 28 Kasım-8 Aralık 2014 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak festival, her yıl olduğu gibi Ankara'dan yola çıkacak.28 Kasım-4 Aralık'ta Başkent'teki gösterimleri devam ederken, 3-7 Aralık tarihleri arasında Eskişehir'e konuk olacak. Gezici Festival yolculuğunu, 5-8 Aralık'ta Sinop'ta tamamlayacak.Sinemanın seçkin örneklerini Türkiye'nin değişik kentlerindeki sinemaseverlerle buluşturmak ve Türkiye sinemasını dünyaya tanıtmak için 20 yıldır yollarda olan festival, bugüne kadar toplam 5 ülke ve 23 şehre giderek, 56 bin 872 kilometre yol kat etti. 1995'ten bu yana dünya ve Türkiye sinemasının en yeni örneklerini izleyicisiyle buluşturan Gezici Festival seyircisini, 20'nci yılda da birçok sürpriz bekliyor. Klasikleşen bölümlerinin yanı sıra özel bölümleri ve konuklarıyla da her yıl dikkat çeken festivalde, bu sene sinema üzerine söyleşiler ve çeşitli atölye çalışmaları yer alacak. İlk yılından beri Gezici Festival'i yalnız bırakmayan ve her yıl festivale özgün ve eğlenceli afişler sunan Behiç Ak, 20. yılda da hazırladığı afişle Gezici Festival'e desteğini sürdürüyor. (www.gezicifestival.org)
28 Ekim 2014 14:54 | kültür sanat
Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürü Mustafa Kurt’un sansürü gerekçe göstererek istifasının ardından, geçtiğimiz hafta bu göreve kurum dışından Nejat Birecik’in atanmasıyla başlayan deprem devam ediyor.Dün sanatçı birlikleri Ankara’da bir araya gelerek, atamanın yasal olmadığını ve Birecik’in kurumu terk etmesi gerektiğini ifade etti. Aynı saatlerde İstanbul DT Müdürü Şakir Gürzumar görevinden istifa etti.Kültür-Sanat Sen, DETİS, TOMEB, TOBAV, İŞTİSAN, Opera Solistleri Derneği ile Tiyatro Platformu tarafından dün Opera Binası önünde saat 11.00’de düzenlenen basın açıklamasında, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı sanatçılar ve çalışanlar, Birecik’in atanmasının yasal olmadığını duyurdu. Sanatçılar ve sivil toplum örgütlerinin ortak açıklamasını Devlet Tiyatrosu sanatçısı Ferahnur Barut okudu.Barut, açıklamasında Devlet Tiyatroları’nın atanmış bir genel müdürü olmadığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Son yasal genel müdür ağustos ayında üçlü kararname ile görevden alınmış, yerine de bir başkası atanmamıştır. Yerine imza atılacak bir genel müdür olmadığına göre, herhangi bir kişinin genel müdür yerine imza atması düşünülemez. Oysaki 22 Ekim 2014 tarih ve 1475 sayı ile yayınlanan yazının altına, genel müdürlük ile görevini yürütmekle görevlendirildiğini iddia eden kişi, ‘genel müdür yerine’ diye imza atmıştır.” Barut, Birecik’in bu göreve getirilmesinin sebebinin, devlete bağlı sanat kurumlarının özelleştirilmesini öngören TÜSAK tasarısı olduğunu belirterek, Birecik’i, ‘TÜSAK tuzağının heveskâr taşeronu’ sözleri ile nitelendirdi. “Hak etmediğiniz o makamı derhal terk edin.” dedi.‘SANATÇILARA YÖNELİK CADI AVI HIZLANDIRILIYOR’Kültür-Sanat Sen Başkanı Yavuz Demirkaya da AKP’nin sanat kurumlarına ve sanatçılara baskı uyguladığını belirten bir bildiri okudu. Kurumlar üstünde baskının giderek arttığını belirten Demirkaya, TÜSAK’ın gündeme gelmesi ile müdahalelerin sanatı nefes alamaz bir hale getirdiğini belirtti. Demirkaya, “Başta yıllardır kapalı olan İstanbul Atatürk Kültür Merkezi, her sezon sonu satışa çıkan Akün ve Şinasi sahneleri, yıllardır onarılmayan Van Devlet Tiyatrosu, satışı planlanan Trabzon Devlet Tiyatrosu ve kullanıma kapatılan Ankara Operet Sahnesi sanatı, sanatçıları ve seyircileri mağdur etmiştir. Bakanlıkta kurulan bir ekip Devlet Tiyatroları repertuvarına müdahale etmektedir.” dedi.Demirkaya, amacın, planlı girişimlerle ödenekli sanat kurumlarını çalışamaz, sanat üretemez hale getirerek ‘gördünüz mü başarısızlar’ algısının kamuoyunda oluşturulması olduğunu belirtti. “Sanatçılara yönelik cadı avı ve değersizleştirme kampanyası hızlandırılmaktadır.” diyen Demirkaya, ayrıca Birecik’in göreve gelir gelmez DT yasasında olmayan bazı titrler ihdas ederek kuruma dışarıdan personel taşıdığını da söyledi. Açıklamaların ardından sanatçılar, sanatın korunması dileklerinin yazıldığı küçük notların bağlandığı balonları gökyüzüne bıraktı.BAKANLIK: YASA DIŞI ATAMA SÖZ KONUSU DEĞİLDevlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü yetkilileri ise Nejat Birecik’in atanmasının hukuki olmadığına yönelik iddiaları ve Birecik’in ‘genel müdür yerine’ ibareli resmi yazının altına imza atarak kendi kendisini atadığı şeklindeki iddiaları yalanladı. Alınan bilgiye göre Bakanlıktan gelen ve Birecik’in atanmasını konu edinen yazının ardından, Birecik’in imzası ile birimlere yeni atamayı bildiren yazı gönderildi. Yazının altında yer alan ‘genel müdür yerine’ şeklindeki ifadenin altına Birecik imza attı. Bu ifade Birecik’in ‘kendi kendisini ataması’ gibi bir anlama gelmiyor. Yetkililer, vekâleten yürütülen makamlarda, ‘vekâleten’ ifadesinin dışında ‘yerine’ ifadesinin kullanılmasının hukuki açıdan bir farklılığının bulunmadığını belirtti.İstanbul DT müdürü de istifa ettiAltı sezondur İstanbul Devlet Tiyatrosu (DT) müdürlüğünü yürüten Şakir Gürzumar, dün Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'ne istifasını sundu. İstifa haberi İstanbul Devlet Tiyatrosu'ndan yapılan yazılı açıklama ile duyurulurken herhangi bir sebep belirtilmedi. Geçen hafta ise Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt'un istifasının ardından, başrejisör Ali Hürol, Ankara DT Müdürü Şekip Taşpınar ve Ankara DT Müdür Yardımcısı Serdar Kayaokay istifa etmişti. Daha sonra Nejat Birecik'in DT Genel Müdürlüğü'ne atanmasına tepki olarak sanattan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Osman Nuri Ercan, Adana DT Müdürü Gökhan Doğan ve Van DT Müdürü Demet Boci de görevlerini bırakmıştı.Rengim Gökmen, mahkemeye gidiyorDevlet Tiyatroları'nda bu gelişmeler yaşanırken, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Müzik Direktörlüğü ve Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü görevinden alınan ünlü şef Rengim Gökmen, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından CSO’da hiç olmayan ‘orkestra sanatçısı’ kadrosuna atandı. Gökmen'in bu atama üzerine dava açmaya hazırlandığı öğrenildi. Bakanlığın da Gökmen hakkında soruşturma başlattığı iddiaları ortaya atıldı. Konu ile ilgili henüz resmi bildirimde bulunulmayan Gökmen hakkında, devlete bağlı sanat kurumlarının mülgasını öngören TÜSAK taslağına destek verdiği gerekçesi ile soruşturma açıldığı belirtiliyor.
28 Ekim 2014 08:03 | kültür sanat
Aziz Nesin'in ünlü romanı “Zübük”, 2015 yılında kutlanacak doğumunun 100. yılı nedeniyle Tiyatrokare tarafından müzikal olarak sahneye taşınıyor. Nedim Saban'ın uyarladığı müzikalde Zübük karakterini Tuna Orhan üstleniyor.27 Kasım'da Mecidiyeköy'deki Profilo Kültür Merkezi'nde başlayacak olan müzikal komedi, Beylikeğrisi adlı hayali bir yerde, bir seçim sandığının başında geçiyor. Konu kısaca şöyle: “Siyasi hayatına küçük bir ilçede başlayarak, milletvekilliğine kadar yükselen “İbrahim Zübükzade” çevresindeki herkesi kandırmış, halkın manevi değerleri ve inançlarını sömürerek siyasette yükselmeye başlamıştır. Bu önlenemez yükselişi durdurmak isteyenler, son çare olarak onu daha da yükselterek, Ankara'ya göndermeye karar verirler. Ancak Zübük, nereye giderse gitsin bela olmaya devam eder…” Meslek hayatına Antalya Devlet Tiyatrosu'nda başlayan ve Hokkabaz filminde Cem Yılmaz ile başrol oynayarak, 18. Ankara Uluslararası Film Festivali oyunculuk ödülünü alan ve en son ‘Yalan Dünya' dizisindeki ‘Yönetmen Tufan' karakteriyle izlediğimiz Tuna Orhan, Kemal Sunal tarafından filme taşınan “Zübük” karakterine farklı bir yorum getirecek. Oyunun diğer rollerinde Derya Artemel, Füsun Kostak, Halim Ercan, Hakan Akın, Ercü Turan, Hilmi Özçelik, Evren Erler, Serdar Aydın, Emrah Düzkaya, Ena Alpar, Selim Tezin gibi isimler rol alıyor.Projenin heyecanını şimdiden yaşadığını belirten Nedim Saban, müzikalle ilgili olarak şunları söylüyor: “Zübük romanını okuduktan sonra, bu karakterin yazıldığı dönemde Don Kişot efsanesini yakaladığını gördüm. Zübüklük adeta bir kavram olarak dilimize girmiş ve Aziz Nesin'in dillere destan karakteri ölümsüzleşmiş. Romanın yan karakterleri de müthiş renkli ve seyirciye nefis bir tat bırakıyor.” Dekor ve giysi tasarımı Sıla Karakaya, müzik Orhan Enes Kuzu, ışık tasarımı Mustafa Türkoğlu, koreografi Özge Midilli, şarkı sözleri Nedim Saban'a ait olan Zübük'ün gösterim tarihleri ise şöyle:27 Kasım, 29 Kasım, 5 Aralık, 6 Aralık, 19 Aralık, 20 Aralık. Profilo Kültür Merkezi, saat 20.30.28 Kasım Cuma 20.30 Caddebostan Kültür Merkezi2 Aralık Salı 20.30 İzmir İsmet İnönü Kültür Merkezi3 Aralık Çarşamba 20.30 İzmir Haldun Dormen Kültür Merkezi13 Aralık Cumartesi 20.00 Ankara Şinasi Sahnesi14 Aralık Pazar 16.00 Ankara Şinasi Sahnesi 16 Aralık Salı 20.30 Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi 21 Aralık Pazar 16.00 Kozyatağı Kültür Merkezi
28 Ekim 2014 02:27 | kültür sanat
Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürü Mustafa Kurt’un sansürü gerekçe göstererek istifasının ardından, geçtiğimiz hafta bu göreve kurum dışından Nejat Birecik’in atanmasıyla başlayan deprem devam ediyor.Dün sanatçı birlikleri Ankara’da bir araya gelerek, atamanın yasal olmadığını ve Birecik’in kurumu terk etmesi gerektiğini ifade etti. Aynı saatlerde İstanbul DT Müdürü Şakir Gürzumar görevinden istifa etti.Kültür-Sanat Sen, DETİS, TOMEB, TOBAV, İŞTİSAN, Opera Solistleri Derneği ile Tiyatro Platformu tarafından dün Opera Binası önünde saat 11.00’de düzenlenen basın açıklamasında, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı sanatçılar ve çalışanlar, Birecik’in atanmasının yasal olmadığını duyurdu. Sanatçılar ve sivil toplum örgütlerinin ortak açıklamasını Devlet Tiyatrosu sanatçısı Ferahnur Barut okudu.Barut, açıklamasında Devlet Tiyatroları’nın atanmış bir genel müdürü olmadığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Son yasal genel müdür ağustos ayında üçlü kararname ile görevden alınmış, yerine de bir başkası atanmamıştır. Yerine imza atılacak bir genel müdür olmadığına göre, herhangi bir kişinin genel müdür yerine imza atması düşünülemez. Oysaki 22 Ekim 2014 tarih ve 1475 sayı ile yayınlanan yazının altına, genel müdürlük ile görevini yürütmekle görevlendirildiğini iddia eden kişi, ‘genel müdür yerine’ diye imza atmıştır.” Barut, Birecik’in bu göreve getirilmesinin sebebinin, devlete bağlı sanat kurumlarının özelleştirilmesini öngören TÜSAK tasarısı olduğunu belirterek, Birecik’i, ‘TÜSAK tuzağının heveskâr taşeronu’ sözleri ile nitelendirdi. “Hak etmediğiniz o makamı derhal terk edin.” dedi.‘SANATÇILARA YÖNELİK CADI AVI HIZLANDIRILIYOR’Kültür-Sanat Sen Başkanı Yavuz Demirkaya da AKP’nin sanat kurumlarına ve sanatçılara baskı uyguladığını belirten bir bildiri okudu. Kurumlar üstünde baskının giderek arttığını belirten Demirkaya, TÜSAK’ın gündeme gelmesi ile müdahalelerin sanatı nefes alamaz bir hale getirdiğini belirtti. Demirkaya, “Başta yıllardır kapalı olan İstanbul Atatürk Kültür Merkezi, her sezon sonu satışa çıkan Akün ve Şinasi sahneleri, yıllardır onarılmayan Van Devlet Tiyatrosu, satışı planlanan Trabzon Devlet Tiyatrosu ve kullanıma kapatılan Ankara Operet Sahnesi sanatı, sanatçıları ve seyircileri mağdur etmiştir. Bakanlıkta kurulan bir ekip Devlet Tiyatroları repertuvarına müdahale etmektedir.” dedi.Demirkaya, amacın, planlı girişimlerle ödenekli sanat kurumlarını çalışamaz, sanat üretemez hale getirerek ‘gördünüz mü başarısızlar’ algısının kamuoyunda oluşturulması olduğunu belirtti. “Sanatçılara yönelik cadı avı ve değersizleştirme kampanyası hızlandırılmaktadır.” diyen Demirkaya, ayrıca Birecik’in göreve gelir gelmez DT yasasında olmayan bazı titrler ihdas ederek kuruma dışarıdan personel taşıdığını da söyledi. Açıklamaların ardından sanatçılar, sanatın korunması dileklerinin yazıldığı küçük notların bağlandığı balonları gökyüzüne bıraktı.BAKANLIK: YASA DIŞI ATAMA SÖZ KONUSU DEĞİLDevlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü yetkilileri ise Nejat Birecik’in atanmasının hukuki olmadığına yönelik iddiaları ve Birecik’in ‘genel müdür yerine’ ibareli resmi yazının altına imza atarak kendi kendisini atadığı şeklindeki iddiaları yalanladı. Alınan bilgiye göre Bakanlıktan gelen ve Birecik’in atanmasını konu edinen yazının ardından, Birecik’in imzası ile birimlere yeni atamayı bildiren yazı gönderildi. Yazının altında yer alan ‘genel müdür yerine’ şeklindeki ifadenin altına Birecik imza attı. Bu ifade Birecik’in ‘kendi kendisini ataması’ gibi bir anlama gelmiyor. Yetkililer, vekâleten yürütülen makamlarda, ‘vekâleten’ ifadesinin dışında ‘yerine’ ifadesinin kullanılmasının hukuki açıdan bir farklılığının bulunmadığını belirtti.İstanbul DT müdürü de istifa ettiAltı sezondur İstanbul Devlet Tiyatrosu (DT) müdürlüğünü yürüten Şakir Gürzumar, dün Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'ne istifasını sundu. İstifa haberi İstanbul Devlet Tiyatrosu'ndan yapılan yazılı açıklama ile duyurulurken herhangi bir sebep belirtilmedi. Geçen hafta ise Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt'un istifasının ardından, başrejisör Ali Hürol, Ankara DT Müdürü Şekip Taşpınar ve Ankara DT Müdür Yardımcısı Serdar Kayaokay istifa etmişti. Daha sonra Nejat Birecik'in DT Genel Müdürlüğü'ne atanmasına tepki olarak sanattan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Osman Nuri Ercan, Adana DT Müdürü Gökhan Doğan ve Van DT Müdürü Demet Boci de görevlerini bırakmıştı.Rengim Gökmen, mahkemeye gidiyorDevlet Tiyatroları'nda bu gelişmeler yaşanırken, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Müzik Direktörlüğü ve Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü görevinden alınan ünlü şef Rengim Gökmen, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından CSO’da hiç olmayan ‘orkestra sanatçısı’ kadrosuna atandı. Gökmen'in bu atama üzerine dava açmaya hazırlandığı öğrenildi. Bakanlığın da Gökmen hakkında soruşturma başlattığı iddiaları ortaya atıldı. Konu ile ilgili henüz resmi bildirimde bulunulmayan Gökmen hakkında, devlete bağlı sanat kurumlarının mülgasını öngören TÜSAK taslağına destek verdiği gerekçesi ile soruşturma açıldığı belirtiliyor.
28 Ekim 2014 02:00 | kültür sanat
Türkiye'nin yaşayan efsane sanatçılarından Bedia Akartürk ile Mustafa Sağyaşar, Muharrem iftarı etkinliğinde birlikte 'Ali'yi gördüm Ali'yi' ve 'Haydar Haydar' eserlerini düet yaptı.Dünya Ehli Beyt Vakfı'nın Ankara'da bir otelde organize ettiği Muharrem iftarına hükümet temsilcileri, siyasi parti genel başkanları, sivil toplum kuruluşları, sanatçılar ve diğer davetliler katıldı. İftar yemeğinin ardından sahneye çıkan yaşayan efsanelerden Türk Sanat Müziği Sanatçısı, Koro Şefi ve Devlet Sanatçısı Mustafa Sağyaşar ile Türk Halk Müziği Sanatçısı Bedia Akartürk birlikte 'Ali'yi gördüm Ali'yi' ve 'Haydar Haydar' eserlerini seslendirdi. İki sanatçının düeti salondakilerden büyük beğeni topladı.Mustafa Sağyaşar, bugüne kadar 125 küçük 45'lik plak, 10 taş plak, 10 uzun çalar yaptı. 400'ü aşkın parça yorumlayan Sağyaşar, 62 yıldır aralıksız müzik hayatına devam ediyor. Bedia Akartürk ise Türkiye'nin yaşayan efsanelerinden biri olarak kabul ediliyor. Akartürk'ün bu zamana kadar almış olduğu tüm ödülleri, giymiş olduğu sahne kıyafetleri, resimleri ve kendi eliyle özel olarak hazırlamış olduğu yöresel kıyafetleri bebekler İzmir Ödemiş ilçesindeki bir müzede sergileniyor.(CİHAN)
27 Ekim 2014 14:19 | kültür sanat
Wilo 3. Ulusal Fotoğraf Yarışması’na katılan eserlerin yer aldığı “Su, Dünyanın Her Karesinde-Suya Yön Verenler” sergisi 1-30 Kasım tarihleri arasında Beyoğlu İFSAK sergi salonunda bir ay boyunca izlenebilecek.Bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen yarışma, hayatın kaynağı olan suya ve dünyada azalan su kaynaklarının verimli kullanılmasına dikkat çekmek amacıyla düzenleniyor. Suya yön veren anların kaydedildiği 26 fotoğraf karesinden oluşan serginin açılışında yarışmada dereceye giren eserlerin sahiplerine ödülleri, İFSAK sergi salonunda yapılacak törenle takdim edilecek. Fotoğraf yarışması ve sergi hakkında görüş bildiren Wilo Pompa Sistemleri A.Ş. Genel Müdürü Ercüment Yalçın, “Geleneksel hale getirmeyi amaçladığımız ‘Wilo Ulusal Fotoğraf Yarışması’nın, her geçen yıl daha çok ilgi görmesi bizleri çok mutlu ediyor. Yaşamın vazgeçilmezi olan suyun verimli kullanılması ve temiz kalmasına dikkat çekmek için başlattığımız fotoğraf yarışmanın geldiği nokta bizler için olduğu kadar fotoğraf sanatı ile ilgilenenler için de gurur verici” dedi.“Su, Dünyanın Her Karesinde-Suya Yön Verenler” konulu yarışmaya, 348 fotoğrafçı, 1.258 eserle katıldı. Fotoğraf Sanatçısı Ali Rıza Akalın, Fotoğraf Sanatçısı İzzet Keribar (EFIAP), Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Fotoğraf Bölümü’nden Nadir Ede, İFSAK Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Turaç ve Wilo Türkiye Pazarlama Müdürü Melis Öner’den oluşan jüri, dereceye girenleri belirledi.Nurten Öztürk - 2014 İkincisiHayrullah Germeç - 2014 ÜçünsücüDereceye girenler: Birincilik Ödülü: Cihan Karaca (Aydın), İkincilik Ödülü: Nurten Öztürk (İstanbul), Üçüncülük Ödülü: Hayrullah Germeç (Çorum), Mansiyonlar: Nurten Öztürk (İstanbul), Hakan Yayla (İstanbul), Farhad Ghaffari (İstanbul). Sergilemeler: Ahmet Turan Kural (Kocaeli), Alev Kırca (Kocaeli), Cemal Sepici (Çanakkale), Deniz Ener (Mersin), Devrim Özgür Ünlü (İstanbul), Doğuhan Ertem (Kocaeli), Feyzullah Tunç (Karaman), Gökalp Bilici (Konya), Hakan Tokuç (Edirne), Hasan İçel (Sakarya), Nuri Çorbacıoğlu (Kayseri), Olay Salcan (Ankara), Sefa Candemir (İstanbul), Serkan Kalınomuz (Aydın), Seyit Konyalı (Konya), Şükrü Ağbal (Çorum), Tacettin Yüksel (İstanbul), Tuğba Kırallı (İstanbul), Veli Dölek (Mersin).
27 Ekim 2014 14:19 | kültür sanat
Türkiye'nin yaşayan efsane sanatçılarından Bedia Akartürk ile Mustafa Sağyaşar, Muharrem iftarı etkinliğinde birlikte 'Ali'yi gördüm Ali'yi' ve 'Haydar Haydar' eserlerini düet yaptı.Dünya Ehli Beyt Vakfı'nın Ankara'da bir otelde organize ettiği Muharrem iftarına hükümet temsilcileri, siyasi parti genel başkanları, sivil toplum kuruluşları, sanatçılar ve diğer davetliler katıldı. İftar yemeğinin ardından sahneye çıkan yaşayan efsanelerden Türk Sanat Müziği Sanatçısı, Koro Şefi ve Devlet Sanatçısı Mustafa Sağyaşar ile Türk Halk Müziği Sanatçısı Bedia Akartürk birlikte 'Ali'yi gördüm Ali'yi' ve 'Haydar Haydar' eserlerini seslendirdi. İki sanatçının düeti salondakilerden büyük beğeni topladı.Mustafa Sağyaşar, bugüne kadar 125 küçük 45'lik plak, 10 taş plak, 10 uzun çalar yaptı. 400'ü aşkın parça yorumlayan Sağyaşar, 62 yıldır aralıksız müzik hayatına devam ediyor. Bedia Akartürk ise Türkiye'nin yaşayan efsanelerinden biri olarak kabul ediliyor. Akartürk'ün bu zamana kadar almış olduğu tüm ödülleri, giymiş olduğu sahne kıyafetleri, resimleri ve kendi eliyle özel olarak hazırlamış olduğu yöresel kıyafetleri bebekler İzmir Ödemiş ilçesindeki bir müzede sergileniyor.(CİHAN)
27 Ekim 2014 11:02 | kültür sanat
Mustafa Kurt’un Devlet Tiyatroları Genel Müdür-lüğü’nden istifa etmesi ve yerine Nejat Birecik’in atanması, kurumdaki tepkileri dindirmedi. Tamer Levent’e göre, üç ismin daha istifa etmesiyle tekrar gündeme gelen huzursuzluğun sebebi Nejat Birecik’in şahsı değil, onun TÜSAK’a verdiği destek.Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürlüğü'ne Nejat Birecik'in atanmasının ardından birbiri ardına gelen istifalar, kurum içinde ortaya çıkan huzursuzluğu gündeme getirdi. Geçtiğimiz günlerde DT Genel Müdürü Mustafa Kurt'un istifasıyla birlikte başrejisör Ali Hürol, Ankara DT Müdürü Şekip Taşpınar ve Ankara DT Müdür Yardımcısı Serdar Kayaokay da istifa etmişti. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Nejat Birecik'in DT Genel Müdürlüğü'ne atanması, kurum içindeki tepkileri dindirmedi. Birecik'in göreve gelmesinin ardından sanattan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Osman Nuri Ercan, Adana DT Müdürü Gökhan Doğan ve Van DT Müdürü Demet Boci de önceki gün istifa etti.OYUNLAR DEVAM EDECEKDevlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV) Başkanı Tamer Levent, DT Genel Müdürlüğü'ne getirilen Nejat Birecik'in kurumda huzursuzluk oluşturduğunu söyledi. Levent'e göre bu huzursuzluğun kaynağı, Birecik'in dışarıdan getirilmesi değil, DT başta olmak üzere tüm sanat kurumlarının kaldırılmasını öngören Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) tasarısını desteklemesi. Kurumdaki istifaların oyunların durdurulması noktasına gelmeyeceğini belirten Levent, sanatçıların görevlerinin başında olduğunu söyledi. Levent, sivil toplum örgütleri olarak kendilerinin bir eylem hazırlığı içinde bulunmadıklarını, beklentilerinin tiyatro perdelerinin hiç kapanmaması olduğunu ifade etti. 65 yıldan bu yana DT'nin Türkiye'nin demokratikleşmesine, Türkiye'nin adının yurtdışında başarı ile temsil edilmesine katkı sunduğunu belirten Levent, sanatçıların bu amaca hizmet etmek için görevlerinin başında olacağını söyledi.“BAKANLIKTA 5 KİŞİLİK SANSÜR KURULU VAR”Tamer Levent, hazırlanan 2014-2015 sanat sezonunun repertuvarında Nejat Birecik tarafından bir değişiklik yapılıp yapılmayacağına ilişkin bir duyumları olmadığını ifade ederken, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda 5 kişilik bir sansür kurulunun varlığının konuşulduğunu anlattı. Bu kurulun repertuvarı denetlediğini belirten Levent, Mustafa Kurt'un istifasını getiren olayın da sansür kurulunun İstanbul'daki iki oyunun kaldırılmasını istemesi olduğunu söyledi. Levent, Birecik'in şimdilik repertuvar değişimi ile ilgili bir girişiminin bulunmadığını söyledi.Tamer Levent, Birecik'in protesto edilmesinin ve kültür-sanat örgütlerinin eylem hazırlığında olmasının söz konusu olmadığını da belirtti. Levent, sanatçı olarak beklentilerinin sanat kurumlarını yok etmeyi içeren TÜSAK'ın Meclis'ten geçmemesi ve Birecik dahil tiyatroyu seven, tiyatronun gelişmesini isteyen hiç kimsenin bu tasarıya onay vermemesi olduğunu vurguladı. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun konuşmalarında Türkiye'de iç barışın sağlanması noktasında önemli mesajları olduğunu ifade eden Levent, bu çağrının Devlet Tiyatroları'nı kapatmayı hedefleyen kesimlerde de yankı bulması gerektiğine dikkat çekerek, "Huzur içinde bir ülke ve huzur içinde sanat kurumları istiyoruz." dedi.
26 Ekim 2014 02:00 | kültür sanat
Paramparça Aşklar ve Köpekler, 21 Gram, Babil ve Biutiful filmlerinin yönetmeni Alejandro González Iñárritu'nun son filmi Birdman, 12 Şubat-1 Mart 2015 tarihlerinde gerçekleştirilecek 14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali'nde gösterilecek.Michael Keaton, Emma Stone, Zach Galifianakis, Edward Norton, Naomi Watts gibi ünlü oyuncuları buluşturan film, bir zamanlar ikonik bir süper kahramanı canlandırmış ama artık gözden düşmüş bir aktörün Raymond Carver'ın hikâyesinden uyarlanan bir Broadway oyununda rol kapma ve eski günlerine dönme çabasını anlatıyor. Starlık sistemini kıyasıya eleştirerek süper kahraman hikâyelerini ters yüz eden ve yönetmenin önceki filmlerinden çok farklı olarak kara komedi türünde çekilen film, ilk gösterimini geçtiğimiz ağustosta 71. Venedik Film Festivali'nde yapmıştı. Iñárritu'nun 4 yıl aradan sonra yönettiği ilk film olan “Birdman”in yılın en çok konuşulan yapımlarından biri olacağı, Oscar adaylığında da adının sıkça geçeceği şimdiden konuşuluyor. 14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, İstanbul'dan sonra 26 Şubat-1 Mart 2015 tarihlerinde ise Ankara ve İzmir'de gerçekleştirilecek.
25 Ekim 2014 02:00 | kültür sanat
12 Şubat-1 Mart 2015 tarihlerinde gerçekleştirilecek 14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterilecek filmler belli olmaya başladı.!f İstanbul’un ilk sürprizi, Alejandro González Iñárritu’nun merakla beklenen yeni filmi “Birdman”! “Amores perros/Paramparça Aşklar ve Köpekler”, “21 Grams/21 Gram”, “Babel/Babil” ve “Biutiful” filmlerinin yönetmeni Alejandro González Iñárritu’nun merakla beklenen yeni filmi “Birdman”, Türkiye’de ilk kez 14. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterilecek. Michael Keaton, Emma Stone, Zach Galifianakis, Edward Norton, Naomi Watts gibi ünlü oyuncuları buluşturan film, bir zamanlar ikonik bir süper kahramanı canlandırmış ama artık gözden düşmüş bir aktörün Raymond Carver’ın hikâyesinden uyarlanan bir Broadway oyununda rol kapma ve eski günlerine dönme çabasını anlatıyor. Starlık sistemini kıyasıya eleştirerek süperkahraman hikâyelerini ters yüz eden ve yönetmenin önceki filmlerinden çok farklı olarak kara komedi türünde çekilen film, ilk gösterimini geçtiğimiz ağustosta 71. Venedik Film Festivali’nde yapmıştı. Iñárritu’nun 4 yıl aradan sonra yönettiği ilk film de olan “Birdman”in yılın en çok konuşulan yapımlarından biri olacağı, Oscar adaylığında da adının sıkça geçeceği şimdiden konuşuluyor. 14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 12-22 Şubat 2015 tarihlerinde İstanbul’da, 26 Şubat-1 Mart 2015 tarihlerinde ise Ankara ve İzmir’de gerçekleştirilecek.
24 Ekim 2014 12:30 | kültür sanat
Çin'de turnede olan Fazıl Say, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konserlerinin bakanlık tarafından programdan çıkarılmasıyla ilgili hükümete mektup yazdı.Say mektubunda şu ifadelere yer verdi:Sayın Başbakan, Sayın Kültür Bakanı ve Tüm Yetkililer, Size bu mektubu Pekin'den yazıyorum, bu akşam Çin'de konserim var. Programda kendi eserlerim var. Ben Japonya'da turnedeyken, 3 eserim Ankara'da programdan çıkarılmış, olay Türkiye'de ve dünyada tepki ile karşılanmış. Hoş bir durum değil. Size söylemek istediklerim var. Umarım okursunuz ve bir insanı anlamaya çalışırsınız...Ne zaman gerçekten "güçlü" olunur biliyor musunuz? Hem doğuyu, hem batıyı, hem de ikisinin sentezini en iyi şekilde var ettiğinizde. Ankara'da çalınması yasaklanan "İstanbul Senfonisi" eseri işte bu yüzden dünyanın her yerinde çalındı. Daha geçen hafta Tokyo Senfoni Orkestrası çaldı. İstanbul Senfonisi, 80 kişilik batı orkestrasının en önünde, Ney, Kanun, Bendir ve Kudüm ile çalınan bir eserdir. İstanbul'u müzik ile anlatır. Eserin sözleri yoktur. 2010'daki ilk seslendirilişinden sonra dünya üzerinde 50'den fazla orkestra bu eseri repertuvarına almıştır. Hemen hemen tüm Türk orkestraları da çalmıştır. Bu eser ile ben 2013 ECHO Klassik ödülünü kazandım, klasik müzikteki en mühim ödüllerden biridir. Daha da önümüzdeki tarihte nice çalınışları olacak.Bununla gurur duyabil. Korkma bundan, bu eser sadece bir müzik eseri. Gel bu bütün dünyada şaşkınlık ve öfke yaratan "yasakçı" tutumunu değiştirebil. Yıkıcı olma. Gel bu eseri Ankaralılar da dinleyebilsin. Bırak kim neyi seviyorsa sevsin. Destek ol buna. Fazıl Say'ın 56 eseri var. 3 tanesi Ankara'da çalınamadı diye hiçbir şey değişmiyor Fazıl Say için. Dünya, bu "yasakçı" tutumu ayıplıyor sadece. Türkiye'de de kimse daha iyi hissetmiyor bir müzisyene boykot uygulaması getirildiğinde. Sen de iyi hissetmiyorsun. Gel bunu değiştirebil. Kaybeden sadece bu kararı veren oluyor. Korkma el uzatabilmekten. Hatta "bu eseri orkestramız olmayan şehirlerimize de götürelim" diyebil. Uzat elini. Merak etme değeri bilinir. Katar'da bile dünyanın en pahalı opera prodüksiyonları yapılıyor...Farklı yaşam tarzları korku ve tehdit altında kalırsa, bu çok sağlıksız bir toplum dokusu yaratmakta. Ne ezen mutlu olur ne de ezilen. Bırak Türkiye sanatta da dünya ile yarışsın. Gel operaları, tiyatroları, orkestraları kapatma, bırak izleyen izlesin, seven sevsin, halk karar versin neyin iyi olduğuna. Hatta, daha iyi olması için bütçelerini bile arttır, dünya yarışında var olsunlar, bırak ne yapıyorlarsa yapsınlar, 21. yüzyıldayız, özgür bir dünyadayız, pozitif kılabil dünyayı, "Türkiye'de iyi sanat yapılıyor" dedirt tüm dünyaya. Korkma sanattan sanatçılardan, karşındaki "askeri güç" filan değil, karşındaki müzisyen, tiyatrocu, dansçı... İnsan... Sade vatandaş...Yıllardır karşı karşıya geldik. Bu hükümet ile bir türlü anlaşamadık. Başka sansürler, konser iptalleri, hep bizi karşı karşıya getirdi. Hep tuhaf karşılandı. Kimse mutlu olmadı. Gel Antalya'da dünya çapında bir müzik festivali yaratmış bu ekibi işine geri koy, o festivali biz yarattık, emeğimizle, düşüncemizle, yaratıcılığımızla, hakkımızdır. Hatta bu başarılı ekibe başka imkanlar bile tanı, "gelin diğer başka şehirlerimizde de yeni festivaller yaratalım" diyebil. "Gelin beraber büyüyelim" diyebil. Korkma bundan.Fazıl Say'ın dünya üzeri her yıl 100-130 konseri var. İstersen incele. "Kimdir bu?" diye bir kere olsun bak, anlamaya çalış. Bir Türk vatandaşı. Tüm eserlerinin konusu Türkiye olan bir sanatçı. Her yıl 30'dan fazla ülkede 100-130 konseri var. Bak, 3-4 konserimi iptal edince ne benim için bir şey değişiyor ne de başkası için. Sadece şaşkınlık ve küçümseme ile karşılanıyor bu tutum. İstediğin bu mu? Bu ülke on yıllarca bu yanlışlar yüzünden kaybetmedi mi? Dünya'da pek çok sanatçı var, aralarında dinlere inananı, inanmayanı, budist olanı, deist olanı, ateist olanı var. Kimse sanatçıları bu yüzden sorgulamıyor. Açık olabilelim. Türkiye'nin dünya üzerinde tanınan birkaç sanatçısı var. Ve bu noktaya şans eseri gelinmiyor, yarışmalar kazanılıyor, ödüller kazanılıyor, dünya üzeri yüzlerce şehirde binlerce konser vererek on yıllar süren bir emeğin karşılığında bir yere varılıyor ve hiç kolay değil o noktaya varmak. Lütfen bir kere olsun anlamaya çalışın. Saygılar,Fazıl Say
24 Ekim 2014 12:24 | kültür sanat
Geçtiğimiz haziran ayında açılan İstanbul Modern’in “Çok Sesli: Türkiye’de Görsel Sanatlar ve Müzik”sergisi kapsamında gerçekleştirdiği özel etkinlikler, ekim ve kasım aylarında da sürüyor. “Çok Sesli” sergisi kapsamında yer alan, Türkiye’de üç yüz yıl boyunca görsel sanatlarda ve müzik alanındaki üretimlere odaklanan Repertuaradlı araştırmaçalışmasını aylık klasik müzik dergisi Andante’nin yazarları “Cumhuriyetin Kuruluşundan Bugüne Türkiye’de Senfoni Orkestrasının Gelişimi” başlıklı söyleşide yorumlayacak. Senfoni Orkestrası, Türkiye’de cumhuriyetin ilan edilmesinden itibaren ciddiyetle ele alınan konulardan biri oldu. Atatürk’ün emriyle Ankara’ya taşınan Musika-i Hümayun zamanla bugünkü Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’na dönüştü, sonrasında yaşanan uzun süreli suskunluğun ardından diğer senfoni orkestraları zamanla devlet eliyle kuruldu. Türkiye 1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren de özel sektör tarafından kurulan senfoni orkestralarıyla tanıştı. Etkinlikte, Türkiye’nin bu alanda 100 yıla yakın bir süredir sergilemekte olduğu performans değerlendiriliyor, artıları ve eksileriyle Türkiye’de bir senfoni orkestrası geleneğinin oluşup oluşmadığı inceleniyor. Andante’nin Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bali’nin moderatörlüğünü yapacağı etkinlik, 23 Ekim Perşembe saat 18.30’da “Çok Sesli” sergisi girişinde yer alan Repertuar alanında gerçekleşecek. “Çok Sesli” sergisi sanatçılarından Erinç Seymen, 30 Ekim Perşembe saat18.30’da kişisel arşivinden seçtiği elektronik müzik, halk müzikleri, klasik müzik ve caz gibi çeşitli türlere ait örnekleri üst üste bindirerek ürettiği bir dinleti sunacak.
22 Ekim 2014 19:35 | kültür sanat
Hush Gallery, Özge Topçu’nun “İstihale Buhranı” isimli ilk sergisine “1 Kasım-18 Aralık 2014” tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.Sanatçı, işleriyle Cumhuriyet Türkiye’sinin inşası ve dünyada uluslararası modernizm kanunlarının uygulamaya konmasının “eşzamanlı” oluşundan yola çıkarak ülkede yapılandırılan mimarinin ve görsel kültürün çarpıcı örneklerine ayna tutuyor. 1923-1943 yılları arasında yaşanan devrim sürecinde binaların fasatları ve insanların çehrelerinin bir senkronizasyonla değiştiği, modernist mimarinin biçimsel özelliklerinin toplum inşasıyla paralelliği sergide gözler önüne seriliyor. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun 1934'te kaleme aldığı “Ankara” kitabında - kübik iç mekanı - tasvir etmek amacıyla kullandığı “İstihale Buhranı” ifadesinden adını alan sergi her gün 11.00-19.00 saatleri arasında Kadıköy Yeldeğirmeni’ndeki Hush Galeri’de gezilebilir. Köşk Defteri - Kesikli DefterÖzge Topçu çalışmalarının temelinde Modernizm “sistem”inin yapay kurgusunu ve bu kurguya mutlak inandırıcılığı sağlayan “aile, birey, ulus kimliği inşası, mimari yapılanma“ gibi propaganda araçlarını sorguluyor. Bu araçların ve mimari öğelerin görsel tarihlerini araştırıyor ve onların bağlamları, uzamları ve mekanları üzerinde müdahaleler yaparak Modernizmin mutlaklığına rakip, muğlak bir gerçeklik alanı yaratmayı amaçlıyor. “İstihale Buhranı”nda mekanlar bazen dönemin binalarının yüzeyinden aldığı doku kayıtlarından oluşan bir defter ya da bir devlet dairesinin pencere boşluklarının kesildiği bir evrak dosyası olarak izleyicinin karşısına çıkıyor. Bazen de birçok yüzey birbiri içine geçiyor, objeler mekanlarını değiş tokuş ediyor, bedene ait parçalar bir mekan haline dönüşüyor. Sanatçı bu müdahalelerinde ilk avantgard modernist mimarinin kökeni olan “Ankara”dan ve yaşadığı yer olan “Kadıköy”den ilham alıyor. Teknik olarak da ironiği cesur bir şekilde sergilemek adına karışık teknik, asamblaj, cut out, 3 boyutlu çalışmalar ve yerleştirmeyi bir bütün olarak kullanıyor. “İstihale Buhranı” sergisi izleyicileri alışmadığımız, daha önceden deneyimlemediğimiz büyüklü- küçüklü farklı mekanlar içerisine sürükleyerek sanatçının yerleşik kabullere rakip olan dünyasını keşfetmeye davet ediyor. (www.ozgetopcu.com) (www.hushgallery.org)
22 Ekim 2014 15:58 | kültür sanat
Memleket Hikâyeleri ve Gurbet Hikâyeleri’nin yazarı Refik Halid Karay, Basın İlan Kurumu ve ESKADER’in düzenlediği “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehreler” programı kapsamında anılıyor. Edebiyatçı yazar Ahmet Özdemir’in Karay’ı anlatacağı toplantı, Çemberlitaş’taki Basın Müzesi’nde 24 Ekim Cuma günü saat 15.00’te başlayacak.Basın İlan Kurumu ve Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin (ESKADER) birlikte düzenlediği “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehreler” aslı program dizisinde, her ay basın dünyamızda adından söz ettiren önemli yazarlarımızı anılmaya devam ediyor. Ahmet Özdemir’in Refik Halid Karay’ın hayatını, hikâyeciliğini ve gazetelerde kaleme aldığı yazıları anlatacağı toplantıda takdimi ESKADER Kurucu Başkanı edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım gerçekleştirecek. Çemberlitaş’taki Basın Müzesi’nde 24 Ekim Cuma günü saat 15.00’te başlayacak toplantının ardından Refik Halit Karay’ın fotoğraflarından, yazılarından ve kitaplarından meydana gelen bir sergi gezilecek. Programla ilgili ayrıntılı bilgi almak isteyenler 0 212 5112323- 5112324 numaralı telefonları arayabilecek veya www.sanatalemi.net, www.medeniyetimiz.com veya www.bizimsemaver.com sitelerini ziyaret edebilecek.BİR DİL USTASIRefik Halid Karay, Bolu Mudurnu'dan İstanbul'a göçen Karakayış ailesinden Maliye Başveznedarı Mehmed Halid Bey'in oğlu olarak 15 Mart 1888’de İstanbul’da doğdu. Galatasaray Sultanisi'nde ve Hukuk Mektebi 'nde okudu. Maliye Nezareti’nde memur olarak çalıştı. İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra gazetecilik ile uğraşmaya başladı; Tercüman-ı Hakikat gazetesinde mütercimdik ve muhabirlik yaptı. Yazıları yüzünden ilk önce Sinop'a daha sonra Çorum, Ankara ve Bilecik'e sürgün olarak gönderildi. İstanbul'a dönünce bir süre Türkçe öğretmenliği yaptı. PTT (Posta ve Telgraf Teşkilatı) Genel Müdürlüğüne getirildi. Bu sırada Hürriyet ve İtilaf Fırkası'na üye oldu ve İstiklal Savaşı aleyhine yazdığı yazılarından ötürü vatan hainliği suçuyla “Yüzellilikler” listesine girerek Beyrut ve Halep'te sürgün hayatı yaşadı.Atatürk'e yazdığı şiir ve mektuplar, “Yüzellilikler” listesindekilerin affedilmesinde çok büyük rol oynadı. Af kanunu ile yurda döndü, daha önceden çıkardığı Aydede adlı mizah dergisini tekrar yayımladı. Edebiyat dünyamızda ilk defa Anadolu'yu tanıtan eserleri ile ismini duyurmuş, yergi ve mizah türündeki yazıları ile de ün yapmıştır. Gözleme dayanan eserlerinde, tasvirler, portreler, benzetmeler kullanarak, sade, akıcı dili, güçlü tekniği ile 20. yüzyıl romancıları arasında seçkin bir yere sahip olmuştur. İstanbul'u bütün renk ve çizgileriyle yansıtarak Türkçeyi ustalıkla kullanan Refik Halid, Türk edebiyatına birçok eser kazandırmıştır. 18 Temmuz 1965’te doğduğu şehir İstanbul’da yaşamını yitirmiştir.
22 Ekim 2014 15:31 | kültür sanat
Ankara Devlet Tiyatrosu yapımı olan Arthur Miller'in eseri "Satıcının Ölümü" ve Hüseyin Alp Tahmaz'ın "İyiyim" adlı oyunu yeni sezonda tiyatro severlerle buluşuyor.Yüzyılın önemli toplumsal dram yazarları arasında gösterilen Amerikalı yazar Arthur Miller'in 1949 Pulitzer ödüllü "Satıcının Ölümü" isimli eserini başarıya ulaştıran "Satıcının Ölümü" isimli eser, Zafer Kayaokay'un rejisörlüğü ile Devlet tiyatroları seyircisiyle buluşuyor. Tiyatro sevrlerle dün buluşan oyun, "Bitmek tükenmek bilmeyen özlem kasırgalarını, çabuk değişen mizacına, hırçınlığına, gizleyen bir adamın gelgitler içerisindeki yaşamı"nı seyircinin beğenisine sunuyor.-DEVLET TİYATROLARINDAN BİR 'TAHMAZ' ESERİ DAHA-Geçtiğimiz sezonun en beğenilen oyunları arasında yer alan "Nereye"nin yazarı Hüseyin Alp Tahmaz'ın bir eseri daha Devlet Tiyatroları sahnesinde seyirci ile buluşuyor. "İyiyim" isimli eseri yeni sezonda yönetmen Volkan Özgömeç sahneye taşırken, sanatçı Zeynep Hürol ise tek kişilik performansı ile "Hayata yenik başlayan bir kadının yıllarca kaçtığı geçmişiyle yüzleşme anı"nı anlatıyor. Erkek egemen bir toplumda, kadının maruz kaldığını psikolojik baskı ve tacizler sonucundaki bunalımının sahnelendiği oyun prömiyerini dün Stüdyo Sahnede yaptı.Ankara Devlet Tiyatrosu yapımı olan her iki eser de hafta boyunca tiyatro severlerle buluşmaya devam edecek.(ANKA)
22 Ekim 2014 12:48 | kültür sanat
Hush Gallery, Özge Topçu’nun “İstihale Buhranı” isimli ilk sergisine “1 Kasım-18 Aralık 2014” tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.Sanatçı, işleriyle Cumhuriyet Türkiye’sinin inşası ve dünyada uluslararası modernizm kanunlarının uygulamaya konmasının “eşzamanlı” oluşundan yola çıkarak ülkede yapılandırılan mimarinin ve görsel kültürün çarpıcı örneklerine ayna tutuyor. 1923-1943 yılları arasında yaşanan devrim sürecinde binaların fasatları ve insanların çehrelerinin bir senkronizasyonla değiştiği, modernist mimarinin biçimsel özelliklerinin toplum inşasıyla paralelliği sergide gözler önüne seriliyor. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun 1934'te kaleme aldığı “Ankara” kitabında - kübik iç mekanı - tasvir etmek amacıyla kullandığı “İstihale Buhranı” ifadesinden adını alan sergi her gün 11.00-19.00 saatleri arasında Kadıköy Yeldeğirmeni’ndeki Hush Galeri’de gezilebilir. Köşk Defteri - Kesikli DefterÖzge Topçu çalışmalarının temelinde Modernizm “sistem”inin yapay kurgusunu ve bu kurguya mutlak inandırıcılığı sağlayan “aile, birey, ulus kimliği inşası, mimari yapılanma“ gibi propaganda araçlarını sorguluyor. Bu araçların ve mimari öğelerin görsel tarihlerini araştırıyor ve onların bağlamları, uzamları ve mekanları üzerinde müdahaleler yaparak Modernizmin mutlaklığına rakip, muğlak bir gerçeklik alanı yaratmayı amaçlıyor. “İstihale Buhranı”nda mekanlar bazen dönemin binalarının yüzeyinden aldığı doku kayıtlarından oluşan bir defter ya da bir devlet dairesinin pencere boşluklarının kesildiği bir evrak dosyası olarak izleyicinin karşısına çıkıyor. Bazen de birçok yüzey birbiri içine geçiyor, objeler mekanlarını değiş tokuş ediyor, bedene ait parçalar bir mekan haline dönüşüyor. Sanatçı bu müdahalelerinde ilk avantgard modernist mimarinin kökeni olan “Ankara”dan ve yaşadığı yer olan “Kadıköy”den ilham alıyor. Teknik olarak da ironiği cesur bir şekilde sergilemek adına karışık teknik, asamblaj, cut out, 3 boyutlu çalışmalar ve yerleştirmeyi bir bütün olarak kullanıyor. “İstihale Buhranı” sergisi izleyicileri alışmadığımız, daha önceden deneyimlemediğimiz büyüklü- küçüklü farklı mekanlar içerisine sürükleyerek sanatçının yerleşik kabullere rakip olan dünyasını keşfetmeye davet ediyor. (www.ozgetopcu.com) (www.hushgallery.org)
22 Ekim 2014 11:51 | kültür sanat
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne 2006 yılında yapılan bir ihbar sonucu M.S. 1-3 yüzyıllara ait olduğu tespit edilen Lidya Stelleri'nin Amerika'daki bir internet sitesinde satışa çıkarıldığı belirlendi. Bunu üzerine harakete geçen yetkililer, Amerikan istihbarat kaynaklarıyla yaptığı ortak çalışma sonucunda 10 adet Lidyalılar dönemine ait tarihi eseri Türkiye'ye getirdi.Milattan sonraki yüzyıllarda yaşamış devletlerde görev almış önemli kişilerin mezar başlarına veya üzerine dikilen dikdörtgen levha yada blok şeklinde taşlardan oluşan steller, ölen kişiyi tanıtan yazı veya kabartma resim ya da her ikisini bir arada barındırır. Üzerindeki kabartmalar yardımıyla eski devirlerde yaşamış insanların kültürel, sosyal ve hatta ekonomik yaşamlarını öğrenme imkanı sağlanır. Türkiye'de üzerinde yaşamış eski devletlerde sıkça görülen stellerin bir çoğunun da Türkiye'den kaçırılarak yurtdışında satışa çıkarıldığı biliniyor. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne de 2006 yılında iletilen bir dilekçede, Lidya Bölgesine ait Manisa kökenli mezar ve adak stellerinin ABD'de internet üzerinden satışa çıkarıldığı bildirildi. Yoğun çalışmalar sonucunda, 2014 yılında Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ömer Çelik'in talimatıyla, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları nezdinde stellerle ilgili tekrar girişimde bulunuldu. Bu esnada, FBI ve Washington Emniyet Müşavirliği tarafından gerçekleştirilen ortak çalışmalar sonucu, stellerden 10 tanesinin yeri tespit edildi. M.S. 1-3. yüzyıllara ait oldukları tespit edilen 10 adet stel, Washington Kültür ve Tanıtma Müşavirliği'nce teslim alındı. Tarihi eserler daha sonra diplomatik kargoyla nakledilerek Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne teslim edildi. Stellerin konservasyon çalışmaları tamamlandı. Tarihi eserler sergilenmeleri için yapılan hazırlıklarda son aşamaya gelindi. Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğünde bir süre teşhir edilecek eserler daha sonra Manisa Müzesi'ne nakledilecek.(CİHAN)
15 Ekim 2014 14:43 | kültür sanat

sayfa sayısı: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11


Hakkımızda  -  İletişim  -  Gizlilik  -  Firma, Mekan Kayıt

© 2007-2008 ankaradaki.com,  6.0.071