Ana Sayfa     Haberler     Firmalar, Mekanlar     Harita     Hava Durumu    

Ankaralılar için özel derlenmiş haberler. Çeşitli kaynaklardan (hürriyet, milliyet...) Ankara'yla ilgili haberler tek bir yerde toplanıyor.


Ankara Kültür Sanat Haberleri


Boğazımdaki Yumrular yaşama dönük umutların filizlendiği, zorlu koşullardaki bir hayatın tanıklığını getiriyor bize... Hesapsız, beklenmeyen bir karşılaşma ile, hayatı tümden değişen bir kadınla tanıştırıyor bizi.Beklenmedik zamanda kapısını çalan aşka yürürken, önüne yepyeni bir yaşamın gerçeği de çıkar Elif'in: Gelecek vadeden, ilkeli, vatansever bir subay ile yaptığı evlilikle değişen hayatı, onu büyütüp olgunlaştırır. Kahramanımızın yaşadıklarını okurken hepimizi derinden etkileyecek bir öyküyle yüzleşeceğiz. Zaman zaman gözlerinizin dolmasına, bazen de içinizin endişe ile titremesine sebep olacak. Ateş hattında gencecik bir kadın, babaya hasret büyüyen bir evlat ve önceliği hep "Vatan" olan başarılı, gözüpek bir subayın Kütahya'da başlayıp, Iğdır, Ankara, Hakkari'de sürüp, Bodrum'da sonlanan aşk hikâyesi... Ayser Özbulut yazdığı kitabında, yaşama dönük umutlar ve zorlu koşullardaki bir hayattan kesitler sunuyor. Yoğun katılımın olduğu imza gününde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özbulut, kitabı hakkında şu ifadeleri kullandı:
13 Haziran 2016 00:00 | kültür sanat
"Şiirin Zarif Prensi" olarak anılan Cahit Zarifoğlu, vefatının 29. yılı dolayısıyla bugün İstanbul'daki kabri başında anılacak."Şiirin Zarif Prensi" olarak anılan Cahit Zarifoğlu, vefatının 29. yılı dolayısıyla bugün İstanbul'daki kabri başında anılacak. AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, nüfustaki adı Abdurrahman Cahit Zarifoğlu olan Kahramanmaraşlı şair, 1 Temmuz 1940'ta Ankara'da doğdu. 7 Haziran 1987'de, 47 yaşında kanser hastalığı nedeniyle İstanbul'da yaşama veda etti. Çocukluğu Ankara, Siirt-Baykam, Şanlıurfa-Siverek ve Maraş'ta geçti. Maraş Lisesi'nden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı'nı bitirdi. "Ne çok acı var" Necip Fazıl Kısakürek'in "artist" hitabesiyle bilinen şairin şiirleri Türk Dili, Soyut, Papirüs, Yeni Dergi, Diriliş, Edebiyat ve Mavera dergilerinde yayımladı. Mavera dergisi ve Akabe Yayınları'nın kuruluşunda bulundu ve yöneticiliğini yaptı. "Yaşamak" adlı günlüğündeki "Ne çok acı var" ifadesiyle de bilinen şair, Yedi Güzel Adam'dan Nuri Pakdil'in ifadesiyle "bizim artistimiz", Rasim Özdenören'in ifadesiyle "hep gülümseyen" bir şair olarak tanınır. "Bir gün keşfedilecek bir ada"Enis Batur'un "bir gün keşfedilecek bir ada" dediği, Selim İleri'ye göre ise "şiiri bir gün çok daha aydınlık bir ortamda sesini asıl okuruna iletecek" bir şair olarak nitelenen Zarifoğlu'nun, uzun hastalık evresinde kendisini ziyarete gelenlere "Bana bir fıkra anlatsana..." dediği rivayet olunur. Abdulhakim Arvasi'nin soyundan Kasım Arvas'ın kızı Berat Hanımla evlenen şairin, bu evlilikten Fatma Betül, Ahmet, Ayşe Hicret, Arife adlı çocukları bulunmaktadır.
07 Haziran 2016 00:00 | kültür sanat
Atatürk Kültür Merkezince, Anadolu'nun farklı şehirlerindeki 40 ulu caminin fotoğraflarından oluşan sergi, Kızılay Metro Sanat Galerisi'nde sanatseverlerin beğenisine sunuldu.Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'na bağlı Atatürk Kültür Merkezince hazırlanan ve Anadolu'nun farklı şehirlerindeki 40 ulu caminin fotoğraflarından oluşan "Türkiye Ulu Camileri" fotoğraf sergisi, sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Kızılay Metro Sanat Galerisi'ndeki sergi açılışında konuşan Atatürk Kültür Merkezi Müdürü Prof. Dr. Turan Karataş, Anadolu'ya Müslüman-Türk kimliğini kazandıranların Anadolu Selçukluları olduğunu belirterek, "Bir yıldan fazla bir zamandır bir fotoğraf sanatçımız, Anadolu'daki 118 ulu camiyi farklı iki mevsimde gezerek 10 binden fazla fotoğraf çekti. Bu fotoğraflardan seçilen bin kareden oluşan bir albüm hazırladık. Bu sergide de seçilen cami fotoğraflarının 40 tanesini sergiliyoruz." dedi. Karataş, ziyaretçilere, sergiyi sadece gezmelerinin yeterli olmayacağını, mümkünse o camilere bizzat giderek ziyaret etmelerini tavsiye etti. Bursa Ulu Cami, Divriği Ulu Cami ve Ankara Arslanhane Cami'nin de aralarında bulunduğu 40 camiye ait fotoğrafın yer aldığı sergi, 11 Haziran Cumartesi gününe kadar ziyaret edilebilecek.
06 Haziran 2016 00:00 | kültür sanat
Giuseppe Verdi'nin bestelediği Francesco Maria Piave'nin librettosunu yazdığı "La Traviata" operası, yarın Ankara Opera Sahnesi'nde sanatseverler ile buluşacak.Giuseppe Verdi'nin bestelediği Francesco Maria Piave'nin librettosunu yazdığı "La Traviata" operası, yarın Ankara Opera Sahnesi'nde sanatseverler ile buluşacak. Alexandre Dumas'ın 1848'de yazdığı "Kamelyalı Kadın" romanını temel alan ve Paris'te geçen eseri Recep Ayyılmaz sahneye koydu. Orkestra yönetmenliğini Nezih Seçkin ve Alessandro Cedrone'nin yaptığı operada, Violetta ve Alfredo arasındaki umutsuz aşk anlatılıyor. Dünya opera repertuvarının en popüler yapıtları arasında yer alan eserin dekoru Çağda Çitkaya, kostümleri Gazal Erten, koreografisi Kürşat Kılıç ve ışığı ise Müfit Özbek imzası taşıyor. Yarın akşam prömiyeri gerçekleştirilecek La Traviata, pazar günü ise sezonun son temsilinde Başkentli sanatseverlerin beğenisine sunulacak.
03 Haziran 2016 00:00 | kültür sanat
UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi'nde yer alan ve en iyi korunan 20 kent arasında bulunan Karabük'ün Safranbolu ilçesi, Avrupa Şeref Plaketi'ni almaya hak kazandı.UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi'nde yer alan ve en iyi korunan 20 kent arasında bulunan Karabük'ün Safranbolu ilçesi, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) tarafından verilen Avrupa Diploması ve Avrupa Şeref Bayrağı'nın ardından Avrupa Şeref Plaketi'ni de almaya hak kazandı. Safranbolu Belediye Başkanı Necdet Aksoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, AKPM tarafından her yıl üye ve aday ülke belediyeler için düzenlenen çalışmaya 2011 yılından beri katıldıklarını söyledi. AKPM'den 2012'de Avrupa Diploması aldıklarını ifade eden Aksoy, Avrupa Birliği karar ve yönetim organı olan Avrupa Konseyi tarafından üye ve aday ülkelerin şehirleri arasında Avrupa değerlerini benimsemek, Avrupa sistem ve kalitesi üzerine yapılan çalışmaları teşvik etmek, yerel yönetimleri daha kaliteli hizmet sunmaya birbirlerini destekleyen, birbirleriyle ilişki kurmalarını sağlayan bir düzeye getirme hususunda yarışma düzenlendiğini bildirdi. Aksoy, Avrupa Diploması'nı almaya hak kazanırken, yaklaşık 60 madde olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: "İlişkilerin yürütülmesi, Avrupa değerlerinin benimsetilmesi, çalışmaların uluslararası standartlara ulaştırılması, dışa açıklık, dış dünyayla bağlantı kurma hususunda kriterler var. Bu kriterleri sağladığımız için ilk aşamada diploma ödülü veriliyor. İkinci aşamaya 2013'de başvurduk. 2013 yılında Avrupa Şeref Bayrağı aldık. Avrupa Şeref Bayrağı'nı alırken de bir kat daha fazla kriterler var. Bu kriterlerin yerine getirilmesiyle ilgili çalışmalar yaptık. Sonrasında Avrupa Şeref Bayrağı'nı Avrupa Birliği'nden gelen temsilciden aldık." Ödül temmuz ayında verilecekBu sene Avrupa Şeref Plaketi'ne layık görüldüklerini anlatan Aksoy, katılan birkaç şehir olduğunu, onların arasında başarıya ulaştıklarını belirtti. AK Parti Karabük Milletvekili Burhanettin Uysal'ın da AKPM üyesi olduğunu ve büyük destek verdiğini belirten Aksoy, "Safranbolu'da temmuz ayı içerisinde yapacağımız organizasyonla ödülü Avrupa Konseyi bize teslim edecek. Bundan sonra hedefimiz Avrupa Ödülü'nü kazanmak. Avrupa Şeref Plaketi her yıl 3 ya da 4 şehre verilebiliyor ama Avrupa Ödülü, Avrupa genelinde sadece bir şehre veriliyor. Bunun için epey bir uğraşmamız gerekiyor. Amacımız 2018 ya da 2019 yılında Avrupa Ödülü'nü alacak performansı yakalamak." diye konuştu. Safranbolu'ya, daha önce 2012 yılında Avrupa Diploması ve 2013 yılında Avrupa Şeref Bayrağı verilmişti. Türkiye'de daha önce Avrupa Şeref Plaketi'ni Ankara ve Kocaeli almıştı.
31 Mayıs 2016 00:00 | kültür sanat
Türkiye'deki bütün ulu camiler fotoğraflanarak "Türkiye Ulu Camiler" adıyla yayımlandı.Başbakanlık Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığınca (AKMB), Türkiye'deki bütün ulu camiler fotoğraflanarak "Türkiye Ulu Camiler" adıyla yayımlandı. Albüme ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan AKMB Başkan Yardımcısı Şaban Abak, 700 sayfalık albümün bugünkü Türkiye sınırları içinde bulunan 118 ulu camide çekilen 10 bin fotoğraftan seçilerek hazırlandığını anlattı. Abak, albümün fotoğraf çekimlerini sanat tarihi fotoğrafçısı Mustafa Cambaz'ın yaptığı bilgisini vererek, şunları söyledi: "Albümdeki fotoğraflar, 2015 yılında ulu cami bulunan bütün il ve ilçeler gezilerek çekildi. Albümün tanıtım toplantısını da özel seçilmiş 40 ulu caminin muhteşem fotoğraflarının yer aldığı 'Ulu Camiler Fotoğraf Sergisi'nin açılışıyla birlikte yapacağız." "Ulu Camiler Fotoğraf Sergisi", 5-11 Haziran'da Ankara Kızılay Metro Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşacak. Ulu cami nedir? Büyük Selçuklu Devleti döneminde cuma namazını topluca kılmak için "şehir" kabul edilen yerlerde, iç kalenin hemen yakınında inşa edilen ulu camiler, mimari estetiği, taş-ahşap işlemeciliği, minareleri, çinileri ve kitabeleriyle kültür tarihinde önemli eserler olarak öne çıkıyor. Bir caminin ulu cami olarak tanımlanması için ibadethane kısmı dışında, taç kapılı medrese, darüşşifa (hastane), bedesten, arasta, kapalı çarşı ve kervansaray gibi bölümlerinin de bulunması baz alınıyor.
28 Mayıs 2016 00:00 | kültür sanat
Türkiye'deki bütün ulu camiler fotoğraflanarak "Türkiye Ulu Camiler" adıyla yayımlandı.Başbakanlık Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığınca (AKMB), Türkiye'deki bütün ulu camiler fotoğraflanarak "Türkiye Ulu Camiler" adıyla yayımlandı. Albüme ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan AKMB Başkan Yardımcısı Şaban Abak, 700 sayfalık albümün bugünkü Türkiye sınırları içinde bulunan 118 ulu camide çekilen 10 bin fotoğraftan seçilerek hazırlandığını anlattı. Abak, albümün fotoğraf çekimlerini sanat tarihi fotoğrafçısı Mustafa Cambaz'ın yaptığı bilgisini vererek, şunları söyledi: "Albümdeki fotoğraflar, 2015 yılında ulu cami bulunan bütün il ve ilçeler gezilerek çekildi. Albümün tanıtım toplantısını da özel seçilmiş 40 ulu caminin muhteşem fotoğraflarının yer aldığı 'Ulu Camiler Fotoğraf Sergisi'nin açılışıyla birlikte yapacağız." "Ulu Camiler Fotoğraf Sergisi", 5-11 Haziran'da Ankara Kızılay Metro Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşacak. Ulu cami nedir? Büyük Selçuklu Devleti döneminde cuma namazını topluca kılmak için "şehir" kabul edilen yerlerde, iç kalenin hemen yakınında inşa edilen ulu camiler, mimari estetiği, taş-ahşap işlemeciliği, minareleri, çinileri ve kitabeleriyle kültür tarihinde önemli eserler olarak öne çıkıyor. Bir caminin ulu cami olarak tanımlanması için ibadethane kısmı dışında, taç kapılı medrese, darüşşifa (hastane), bedesten, arasta, kapalı çarşı ve kervansaray gibi bölümlerinin de bulunması baz alınıyor.
27 Mayıs 2016 00:00 | kültür sanat
Dışişleri Bakanlığınca, Dünya İnsani Zirvesi kapsamında düzenlenen ve fotoğraflarının AA'nın arşivinden oluştuğu "İnsanlık İçin Birleşen Millet, Türkiye" sergisi, uluslararası katılımcılarından büyük ilgi görüyor.Dışişleri Bakanlığınca, Dünya İnsani Zirvesi kapsamında düzenlenen "Turkey, A Nation United for Humanity/İnsanlık İçin Birleşen Millet, Türkiye" sergisi, uluslararası katılımcılarından büyük ilgi görüyor. Zirve girişinde kurulu çadırda yer alan sergiyle ilgili AA muhabirine açıklamada bulunan sergi küratörü Nihal Varlı, sergide Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) ile Türk Kızılayı'nın uluslararası alanda ekonomik, sosyal, kültürel katkılarının, acil ve geniş zamanlı insani yardım çalışmalarının fotoğraflar ve videolar desteğiyle interaktif olarak yansıtıldığını anlattı. Sergide yer alan fotoğrafların Anadolu Ajansı'nın (AA) arşivinden oluştuğunu hatırlatan Varlı, şöyle konuştu: "AA'nın kurumlarımızın çalışmaları esnasında çektiği fotoğrafları ayrı ayrı kategorize ettik, 'Yardım Ulaştırıyoruz', 'Acıyı Paylaşıyoruz', 'Önemsiyoruz', 'Gülücük Yayıyoruz' gibi üst başlıklarla sergiliyoruz. Sergide Sayın Cumhurbaşkanımızın bizzat katıldığı çalışmaların fotoğrafları da yer alıyor." Sergide kurumların sadece insani yardım çalışmalarının değil, ayın zamanda yatırımlarının, oluşturdukları iş sahalarının da videolarının bulunduğunu aktaran Varlı, görüntülerin ise Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nun arşivlerinden oluştuğunu kaydetti. Sergiyi ziyaret eden İngiliz Parlementosu Lordlar Kamarası üyesi Baroness Emma Nicholson da serginin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ederek, şu düşüncelerini paylaştı: "Türk Kızılayı dünya yardım organizasyonları içerisinde, amacından hiç sapmadan, sürekliliğini devam ettiren en güçlü organizasyonlardan biri. Ben de Kuzey Irak'ta, Musul'da Türk Kızılayı ve Kızıl Haç ile birlikte bulunma şansına sahip oldum. Türk Kızılayı'nın ne kadar fedakar, olağanüstü işler yaptığına birebir şahit oldum." Sergi, Dünya İnsani Zirvesi boyunca ziyaretçiler tarafından gezilebilecek.
23 Mayıs 2016 00:00 | kültür sanat
Josef Stalin'in emrindeki Sovyet hükümeti kararıyla 18 Mayıs 1944'te 250 bin Kırım Tatarının vatanından kopartılarak Özbekistan SSC ve Sovyetler Birliği'nin başka bölgelerine sürgün edilmesinin üzerinden yıllar geçti. Acıları halen taze olan Kırım Tatarlarının yüreklerini dağlayan sürgünün 72. yılı dün yurtta etkinliklerle anıldı. İstanbul, Ankara, Bursa, Eskişehir ve Konya ağırlıklı bazı şehirlerde Stalin'in emrindeki Sovyet hükümeti kararıyla 18 Mayıs 1944'te 193 bin 865 Kırım Tatar'ının vatanlarından kopartıldığı
19 Mayıs 2016 00:00 | kültür sanat
"Metrodaki Kemancı" olarak tanınan Grammy ödüllü keman virtüözü Joshua Bell, İstanbullu hayranlarıyla buluştu."Metrodaki Kemancı" olarak tanınan Grammy ödüllü keman virtüözü Joshua Bell, hayranlarıyla buluştu. Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde konser veren ABD'li sanatçı, yoğun ilgi gösteren hayranlarına teşekkür ederek, "Tekrar burada, İstanbul'da olmak çok güzel." dedi. 73 Organizasyon ve Piu Entertainment iş birliğiyle sahne alan Bell, konsere Antonio Stradivarius imzalı, 4 milyon dolar değerindeki 303 yıllık kemanıyla çıktı. Tomaso Antonio Vitali'nin "Chaconne (şakon) keman ve piyano için sol minör", Ludvig van Beethoven'ın "Keman ve piyano için sonat No. 9 La Majör, Op. 47", Gabriel Faure'nin "Keman ve Piyano için Sonat No. 1 La Majör, Op. 13" eserlerini yorumlayan sanatçı, 2 saat sahnede kaldı. Konser sonunda uzun süre ayakta alkışlanan sanatçıya piyanoda Sam Haywood eşlik etti. Metro istasyonunda 45 dakika keman çaldı kimse tanımadıWashington Post gazetesince 2007'de yapılan sosyal deneyle dikkatleri üzerine çeken Bell, bir metro istasyonunda 45 dakika boyunca Bach eserleri çalmış, bu süre içinde önünden geçen ve çoğu işe yetişme telaşında olan binden fazla kişi Joshua Bell'i tanıyamamıştı. Ünlü sanatçı, yarın da Congresium Ankara'da hayranlarıyla buluşacak.
16 Mayıs 2016 00:00 | kültür sanat
Oyuncu Orhan Kılıç, "Bazı oyuncular kötü rolleri canlandırdığında rolün etkisinden çıkamadıklarını söylüyorlar. Rolünün etkisinden çıkamadığını söyleyen insan psikoloğa gitsin, kendini tedavi ettirsin." dedi.Oyuncu Orhan Kılıç, "Bazı oyuncular kötü rolleri canlandırdığında rolün etkisinden çıkamadıklarını söylüyorlar. Rolünün etkisinden çıkamadığını söyleyen insan psikoloğa gitsin, kendini tedavi ettirsin." dedi. Tiyatro Keyfi'nin sahnelediği "Ted Bundy" oyunu hakkında AA muhabirine açıklamada bulunan oyuncu Orhan Kılıç, Kosta Kortidis'in gerçek bir seri katilin hikayesinden yola çıkarak yazdığı ve dünyada ilk kez tiyatro sahnesine Türkiye'de taşınan oyunun dünya prömiyerinin 12 Nisan'da gerçekleştiğini anlattı. Kılıç, şöyle konuştu: "Oyunumuzun yazarı Kosta Kortidis bence gelecekte Türkiye'nin mihenk taşlarından olacak birisi. Kendisi sıra dışı işler yazmak istiyor ve ülkemizde de yaşanan kadın cinayetlerine takılmış, sonra insanlar karşı cinse nasıl bu kadar kötü davranabiliyor diye araştırırken seri katil Ted Bundy ile karşılaşıyor." "Ted Bundy"nin daha önce üçüncü sınıf oyuncularla filminin çekildiği ve ilgi görmediği bilgisini aktaran Kılıç, oyunun dünyada ilk kez Türk yazar Kortidis tarafından yazılmasından gurur duyduğunu belirtti. Kılıç, oyunda seri katil "Ted Bundy" karakterini canlandırdığına dikkati çekerek, şöyle konuştu: "Canlandırdığım rol çok kötü bir karakter. Bazı oyuncular kötü rolleri canlandırdığında rolün etkisinden çıkamadıklarını söylüyorlar. Rolünün etkisinden çıkamadığını söyleyen insan psikoloğa gitsin, kendini tedavi ettirsin. Bu bizim işimiz, hatta sahneye çıkmadan önce gırgır, şamata yapıyoruz. Sahnede bir oyun oynadığımızı biliyoruz. Rolün etkisinden çıkamadığını söyleyen oyunculara inanmıyorum, bu magazinsel bir söz, ben profesyonel bir oyuncuyum. Rolümü yapar, ceketimi giyer evime giderim." Kılıç, "Oyunculuk demek kontrol demek." düşüncesini paylaşarak, "Ne oynarsan oyna, Ted Bundy'den daha sapık bir adamı oyna istersen, hep kontrol altında olacaksın. Kendini sahnede kaybetmek diye bir şey olamaz, bu amatörlük olur." açıklamasında bulundu. Oyun, 19 Mayıs'ta Borusan Oto Dolmabahçe Sahne'de, 20 Mayıs'ta Ankara Cepa AVM içinde yer alan Campus Kültür Merkezi'nde izleyiciyle buluşacak. Ted Bundy hakkındaOyun, hepsi annesine ve eski sevgilisine benzeyen kurbanlarını öldürdükten sonra tecavüz eden Ted Bundy'nin celladıyla geçirdiği son bir saati gözler önüne seriyor. Metnini Kosta Kortidis yazdığı oyunun dekor ve kostümü Murat Gülmez, ışık tasarımı Yüksel Aymaz'a ait. Oyunda sahneye yansıtılan filmlerin yönetmeni ise Tayfun Dinçer. Oyunun yönetmenliğini Nesimi Kaygusuz üstleniyor.
13 Mayıs 2016 00:00 | kültür sanat
2005 yılının 12 Mayıs'ın da yitirdiğimiz Türk Sinemasının usta yönetmeni Ömer Kavur'un sevenleri ve sinema emekçileri ölüm yıldönümünde mezarı başında buluştu. Bugün büyük usta Ömer Kavur'un 11. Ölüm yıldönümü. Sinema emekçileri ve mesai arkadaşları büyük ustayı Zincirlikuyu'daki mezarı başında andı. Kavur, sinemanın prensi olarak kabul ediliyordu. Ömer Kavur Kimdir? 1944'te Ankara'da orta üst sınıf bir ailenin çocuğu olarak doğan Ömer Kavur, ilkokulu İstanbul Kızıltoprak'ta bitirdi. Orta okulu Robert Kolej'de, liseyi Kabataş Erkek Lisesi'nde okuduktan sonra üniversite eğitimi için Paris'e gitti. Conservatoire Libre du Cinéma Français'de sinema, Sorbonne Haute
12 Mayıs 2016 00:00 | kültür sanat
8 Mayıs Anneler Günü'nde, 'Düz Yazının Ozanı' Tülay Bilginer İle Klasik Tatlar...Babıali'de üç kuşak gazeteci bir aileden gelen duayen gazeteci, yazar ve eğitimci Tülay Bilginer, yazarken dinlediği ve yaratıcılığını borçlu olduğu müziklerin, ilham verici fısıltılarını, Klasik Tatlar stüdyosuna taşıyor. Araştırmacı gazeteci kimliğiyle tanınan ve romanlarındaki üslubu ile eleştirmenlerin 'düz yazının ozanı' dedikleri usta gazeteci Tülay Bilginer, 8 Mayıs Anneler Günü'nde Klasik Tatlar'a konuk oluyor. 9 Yaşında okul gazetesi çıkararak başlayan baba mesleği gazetecilik, öğrencilik yıllarında serbest gazetecilik, tam 42 yılı fiili gazetecilik yapan Tülay Bilginer, Hürriyet gazetesinin ilk kadın köşe yazarı. Çok sayıda dizi senaryosu ve kitaplarını yaratırken, makale ve röportajlarını yazarken, müzik onun için müthiş bir ilham kaynağı… Müzikle yazıyor, müzikle okuyor, müzikle yaşıyor… 8 Mayıs Pazar günü saat 10.00'da Tülay Bilginer ile Klasik Tatlar'a davetlisiniz. Programın tekrarını saat 22.00'de dinleyebilirsiniz. Borusan Klasik ve Karnaval uygulamalarında... Tülay Bilginer Kimdir Tülay Bilginer, gazeteci ve tiyatro yazarı rahmetli Recep Bilginer'in kızı ve yine gazeteci, yazar ve çevirmen rahmetli Engin Bilginer'in kız kardeşidir. Gazeteciliğe öğrencilik yıllarında, Ses - Hayat dergileri ile Cumhuriyet ve Politika gazetelerinde serbest röportaj yazarı olarak başladı. Almanya'yada İktisat ve İşletme öğrenimi gören Tülay Bilginer, Çetin Emeç'in isteğiyle 1974 yılında, Hayat Yayınları Ankara Temsilciliği'nde çalıştı. 1976 yılında, İstanbul'da Türk Haberler Ajansı'nda sanat ve magazin editörü olarak çalışan Bilginer, kırk yılı aşan gazetecilik yaşamında, Hürriyet, Kelebek, Tercüman, İnci, Sabah, Bugün, Hürgün, Gazete, Akşam, Cumhuriyet ve Politika gazeteleri ve Ses, Hayat, TV'de 7 Gün, Hürriyet Pazar, Elele, Gezinti, Tempo, Nokta, Rapsodi in Blue, Go, Trend, Panoroma ve Haber Extra dergilerinde; muhabir, istihbarat şefi, editör, yazı işleri yönetmeni, genel yayın yönetmeni, araştırmacı gazeteci, haberci, röportaj, izlenim ve köşe yazarı olarak çalıştı. 1987 yılında, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından,
06 Mayıs 2016 00:00 | kültür sanat
Nobel ödülünü Anıtkabir'e teslim için ikinci kez Türkiye'ye gelecek olan Prof. Dr. Aziz Sancar'ın büstü yapıldı.Nobel ödülünü Anıtkabir'e teslim için ikinci kez Türkiye'ye gelecek olan Prof. Dr. Aziz Sancar'ın büstü yapıldı. Büstün Hacettepe Üniversitesinde ziyarete açılması dolayısıyla 17 Mayıs'ta düzenlenecek törene Prof. Dr. Sancar da katılacak. Aziz Sancar'ın büstünü yapan Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mümtaz Demirkalp, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Rektör Prof. Dr. Haluk Özen'in kendisinden Sancar'ın büstünün yapılmasını istemesi üzerine nisan ayının başında çalışmalara başladığını anlattı. Nobel ödülünü kazanan bir Türk bilim insanıyla özdeşleşecek büstün gelecek yıllara taşınabilmesi için önemli bir görev üstlendiğini dile getiren Demirkalp, önemli bir bilim adamının heykel diliyle temsiliyetinin ayrı bir sorumluluk gerektirdiğini söyledi. "Büste başlamak bir serüvendi"Büste başlamasını "bir serüven" olarak niteleyen Demirkalp, bu süreçte Sancar'ın hayat hikayesini okuduğunu, fotoğraflardan ve görüntülerinden yararlanarak bir ön hazırlık yaptığını aktardı. Kil olarak büste ilk başladığında çok heyecanlandığını belirten Demirkalp, ardından dökümünün tamamlandığını ve Sancar'ın kendi büstüyle karşılaşacağı son aşamaya geldiklerini ifade etti. Demirkalp, "Detaylarda Sancar'ın üzüntüsü, sevinci, kızgınlığı, düşüncelerini yansıtmak benzerliğin ötesinde olan bir konu. Büstte bunların nereler olduğuna işaret edersem izleyici öyle görmek ister. Bu nedenle bu bir sır." diye konuştu. Demirkalp, Sancar'ın büstünün Hacettepe Üniversitesi Merkez Kampüsünde Tıp Fakültesi binasının iç mekanına yerleştirilmesinin planlandığını aktardı.
06 Mayıs 2016 00:00 | kültür sanat
Hitchcock ve Truffaut'nun buluşmasını konu edinen "Hitchcock/Truffaut" belgeseli, 13 Mayıs'ta sinemaseverlerle buluşacak.Alfred Hitchcock ve François Truffaut'nun buluşmasını konu edinen "Hitchcock/Truffaut" belgeseli, 13 Mayıs'ta sinemaseverlerle buluşacak. Belgeselin basın gösterimi, Beyoğlu Sineması'nda gerçekleşti. Sinema yazarı Sadi Çilingir, filme ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, her iki yönetmeni de sevdiğini dile getirerek, "Bir kitap vesilesiyle bir araya gelmişler. Çok zevk aldık izlerken. Belgesel filmlerinin de önemini göstermiş oldular." dedi. Sinefesto Genel Yayın Yönetmeni Serkan Baştimar, belgeselin iki yönetmeni tanımak için büyük bir fırsat olduğuna dikkati çekerek, "Daha çok Hitchcock'un bakış açışından Hitchcock'un sinemasına odaklanan bir yapı. Truffaut'nun adeta yeniden keşfettiği bir yönetmen olarak nitelendiriliyor. Hitchcock'un aslında seyirciye değil, sanata olan aşkını insanlara anlatıyor ve bir nevi Hitchcock'u yüceltiyor." diye konuştu. Yönetmenliğini Kent Jones'un üstlendiği belgeselde, yönetmenlerin ortak özelliklerini yansıtan, filmlerinden özel seçilmiş sahneler de yer alıyor.
06 Mayıs 2016 00:00 | kültür sanat
Türkiye'deki sinema salonlarında bu hafta 6'sı yerli 10 film vizyona girecek.Türkiye'deki sinema salonlarında bu hafta 6'sı yerli 10 film vizyona girecek. Kemal Uzun'un yönettiği ve Gürkan Uygun, İpek Tuzcuoğlu, Münir Can Cindoruk ile Burçin Abdullah'ın oynadığı "Ankara Yazı: Veda Mektubu" izleyiciyle buluşacak. Film, 1978 Balgat Katliamı ve sonrasında meydana gelen olayları anlatıyor. "Adım Adım"Başrollerinde Haldun Dormen, Asuman Dabak ve Yüksel İnan'ın rol aldığı, yönetmenliğini Sinan Uzun yaptığı "Adım Adım", engelli bireylerin dans ve müzik sayesinde hayata tutunuşlarını konu alıyor. "Yarım"Çağıl Nurhak Aydoğdu'nun yönettiği "Yarım" adlı filmde Eca Tatay, Serhat Yiğit, Recep Yener ile Hülya Böceklioğlu gibi isimler rol aldı. Film, Doğu illerinden Batı'ya gelin olarak gelen bir kızın öyküsünü anlatıyor. "İfrit'in Diyeti: Cinnia"Özgür Özberk ile Şahin Yiğit'in yönettiği "İfrit'in Diyeti: Cinnia" filmde Özgür Özberk, Gülşah Çomoğlu, Fahri Öztezcan ile Kirkor Dinçkayıkçı oynuyor. İnsanların bedel ödemelerinin korkutucu halini gözler önüne sermeyi amaçlayan film, üç genç arkadaşın cin temalı bir korku filmi yapmaya karar vermelerinin ardından yaşadıkları korku dolu anları konu alıyor. "Başgan"Orhan Eskiköy'ün yazıp yönettiği ve Arif Salih Kırdağ ile Hülya Kırdağ'ın oyuncu olarak kamera karşısına geçtiği belgesel film "Başgan", Kıbrıs sorununa çözüm arayan bir adamın öyküsünü konu ediniyor. "5 Dakkada Değişir Bütün İşler"Başrollerinde Bülent Şakrak, Haki Biçici, Kaan Turgut, Emre Altuğ ve Ecem Özkaya Üstündağ'ın paylaştığı komedi filmi "5 Dakkada Değişir Bütün İşler"in yönetmenliğini senaryoya da katkıda bulunan Orçun Benli yaptı. Film, mahalleden arkadaş olan üç gencin bahisten para kazanınca bu durumu kutlamak için içkili bir ortama gitmeleri sonrasında başlarına gelen trajikomik olaylar etrafında dönüyor. "Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı"Anthony Russo ile Joe Russo'nun yönettiği "Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı" adlı filmde Chris Evans, Robert Downey Jr., Scarlett Johansson, Sebastian Stan, Anthony Mackie, Don Cheadle, Jeremy Renner, Chadwick Boseman, Paul Bettany, Elizabeth Olsen, Paul Rudd, Martin Freeman ve Daniel Brühl gibi isimler oynuyor. Marvel alemi için sivil savaş alarmı anlamına gelen "Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı", süper kahramanları öykü evreninin en önemli konusunda karşı karşıya getiriyor. "Çöl Kraliçesi"Werner Herzog'un yönettiği "Çöl Kraliçesi" filminin başrollerinde Nicole Kidman, Robert Pattinson, James Franco, Damian Lewis ve Mark Lewis Jones oynuyor. Filmde, gezgin, yazar, arkeolog ve yirminci yüzyılın başlarında İngiliz İmparatorluğu adına siyasi ataşe olarak görev alan Gertrude Bell'in hikayesi anlatılıyor. "İşkence Odası"Troian Bellisario, Bailey Noble, Kate Burton ve Caitlin Carmichael'in oynadığı "İşkence Odası" filminin yönetmenliğini Kevin Goetz ile Michael Goetz yaptı. 2009 yılında aynı adla Fransa ve Kanada ortak yapımı çekilen korku ve gerilim türündeki film, bu kez Amerikan versiyonuyla izleyicinin karşısına çıkacak. "Sonsuzluk Teorisi"Matt Brown'un yönettiği ve oyuncu kadrosunda Dev Patel, Jeremy Irons, Toby Jones gibi isimlerin yer aldığı biyografi türündeki film, gerçekte yaşamış olan matematikçi Srinivasa Ramanujan Iyengar'ın hikayesini anlatıyor.
05 Mayıs 2016 00:00 | kültür sanat
Uçan Süpürge Yönetim Kurulu Eş Başkanı Doğan," Kadınlar yaşamın her alanında var. İlhamını bazen edebiyattan bazen sanattan alıyor." dedi.Uçan Süpürge Yönetim Kurulu Eş Başkanı Selen Doğan, ''Günümüzde kadın filmleri dendiğinde akıllara sadece şiddet geliyor. Oysa kadınlar, komedi de savaş filmi de dram ve belgesel de çekiyorlar" dedi. Doğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bugün başlayan 19. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali'nin 12 Mayıs'a kadar devam edeceğini hatırlattı. Uçan Süpürge Uluslararası Film Festivali'nin kadın yönetmenlerin sinemadaki üretimlerini Ankara'ya taşıyan bir değer olduğuna işaret eden Doğan, festivalin seyircilerin desteği sayesinde 19 yılı geride bıraktığına vurgu yaptı. Doğan, şöyle devam etti: ''Bu filmleri izlemek daha çok bir araya gelebilmemiz için birer bahanedir. Birbirini hiç tanımadığı halde aynı sorunlardan muzdarip, belki aynı olanaklara sahip aynı mağduriyetleri yaşayan hepimiz için bir şekilde hikayeler üzerinden, yeni tanışıklıklar ve yeni dayanışmalar üretebilmemizdir. Seyircilerimizi her zaman sahip çıktıkları festivallerimize bekliyoruz. Bu, zor bir yolculuk ama bunu gerçekleştiren kadınların daha çok görünür olması lazım.'' "İlhamını bazen edebiyattan bazen sanattan alıyor"Doğan, filmlerde sadece kadınlara ilişkin sorunlara yer verildiği algısının yanlış olduğunu savunarak şunları söyledi: ''Biz, gösterdiğimiz filmlerle Hindistan'da çok uluslu şirketlerle mücadele eden bir kadın mücadele öyküsünü de izliyoruz, bir yeraltı şarkıcısının söylediği protest şarkının mücadelesini de. Kadınların başarıları, aşkları, mutsuzlukları, aile yaşantıları ve iş dünyaları da var. Tabii ki yaşadığı problemleri de var bu filmler içerisinde ama maalesef şiddet tek gündemimiz haline getirildi çünkü tüm dünyada en çok şiddet yaşayan kesim hiç şüphesiz kadınlar ve çocuklar oluyor. Kadınlar yaşamın her alanında var. İlhamını bazen edebiyattan bazen sanattan alıyor. Her türlü mağduriyet olduğu gibi her türlü başarı da bu konulara dahil oluyor.''
05 Mayıs 2016 00:00 | kültür sanat
"33. Uluslararası Ankara Müzik Festivali"nde bu yıl gerçekleştirilen 11 etkinliği, yaklaşık 7 bin 500 kişi izledi.Sevda Cenap And Müzik Vakfından yapılan açıklamaya göre, festival, Ankaralılara müzik ve sanatla dolu bir ay yaşattı. Festivalin 33. yılında gerçekleştirilen 11 etkinlik, yaklaşık 7 bin 500 kişi tarafından takip edildi. 17 ülkeden 250 sanatçının katıldığı festival için yurt dışından 3 ton müzik malzemesi geldi. Festivalde, 3 senfoni orkestrası, 2 çağdaş müzik, 1 caz, 1 modern dans, 1 etnik müzik, 2 oda müziği olmak üzere 11 etkinlik yapıldı. Toplum Gönüllüleri Vakfı, Ankara Çankaya Kent Konseyinin destek verdiği festivalde, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin burslu öğrencileri ve huzurevlerinde kalanlar, etkinliklere davetli olarak katıldı. Festival boyunca, üyesi bulunulan Avrupa Festivaller Birliği aracılığıyla 38 ülkedeki 98 festival, vakfın üyesi olduğu Dünya Gençlik Müzik Örgütü vasıtasıyla 41 örgüte bağlı 300 kentteki müzikseverlere de ayrıntılı bilgi iletildi. "Kaydı yapılan eserler 6 ülke radyosunda yayınlanmak üzere yurt dışındaki müzik dünyasına iletildi"Festivalde, geçen yıllarda olduğu gibi Avrupa Festivaller Birliğince ortaklaşa yapılan MusMA etkinliği başarıyla gerçekleştirildi ve 2015'te bestelenen 6 eser CSO Çello Quartet tarafından ilk kez seslendirildi. Kaydı yapılan eserler 6 ülke radyosunda yayınlanmak üzere yurt dışındaki müzik dünyasına iletildi. Festival açılışında, genç ve geniş kadrosuyla umut vadeden şef Orhun Orhon yönetimindeki Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası, sanatseverlerce ilgiyle ve beğeniyle izlendi. Konserin solisti piyanist Tolga Atalay Ün konçertoyu seyirciye sırtı dönük konumlandırılmış piyanoda aynı zamanda orkestrayı yöneterek seslendirdi. AGSO'nun kapanıştaki konserinin şef solistleri, SCA Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası sahipleri şef Gürer Aykal ve piyanist Gülsin Onay oldu. Festivalde yer alan farklı müzik dallarındaki birçok etkinlik, düzenlemenin repertuvar genişliğini gözler önüne serdi.
05 Mayıs 2016 00:00 | kültür sanat
Başkentte bu yıl "sevgi neydi" temasıyla düzenlenen "19. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali" yarın başlayacak.Başkentte bu yıl "sevgi neydi" temasıyla düzenlenen "19. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali" yarın başlayacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Başbakanlık Tanıtma Fonu başta olmak üzere çeşitli kuruluşlar ve medya organlarının destek verdiği festivalin açılışı, Kızılırmak Sineması'nda ''Bağlar'', ''Kuzey Bölgesi'' ve ''Vank'ın Çocukları'' filmlerinin gösterimiyle yapılacak. Diyarbakır'da Bağlar Belediyesi Basketbol Takımının oyuncuları, koçları, onların yaşadıkları kent, sokaklar, devlet ve bölgedeki siyasi gündemle ilişkilerine odaklanan, Berke Baş ve Melis Birder'in yazıp yönettiği "Bağlar" filmi, saat 16.30'da seyirciyle buluşacak. Gösterime katılacak filmin yönetmenleri, seyircilerle söyleşi gerçekleştirecek. "Uçan Süpürge"ye daha önce de katılan ünlü yönetmen Monika Treut'un bu yıl Berlinale'de ilk gösterimi yapılan "Kuzey Bölgesi (Zona Notre)", festivalin ikinci filmi olacak. Treut, filmi Kızılırmak Sineması'nda seyircilerle izledikten sonra, soruları yanıtlayacak. Filmin Türkiye'deki gösterimi, İşçi Filmleri Festivali ortaklığında saat 19.00'da yapılacak. Yönetmen Nezahat Gündoğan, "İki Tutam Saç" ve "Hay Way Zaman"dan sonra "Vank'ın Çocukları" ile yine Dersimli kayıp hikayelerinin izini sürüyor. Film saat 21.00'de gösterilecek. "Onur Ödülü" Selda Alkor'aDevlet Opera ve Balesi'nde 6 Mayıs'ta düzenlenecek açılış töreninde ise "Uçan Süpürge Onur Ödülü"nü sinemacı Selda Alkor alacak. "Bilge Olgaç Başarı Ödülü"nü, belgeselci Bingöl Elmas, görüntü yönetmeni Meryem Yavuz ve seslendirme sanatçısı Tülay Bursa paylaşacak. Festivalin bu yılki tema ödülü ise Diyarbakır patlamasında iki bacağını kaybeden genç yönetmen Lisan Çalan'a takdim edilecek. Festivalde, farklı kadın yönetmenlerden seçilen filmler, Kızılırmak Sineması'nda Ankaralı seyircilerle buluşacak. Kapanış töreni ile "Fıpreci Ödülü" alacak filmin gösterimi de 12 Mayıs'ta aynı yerde gerçekleştirilecek. Sinemaseverler filmleri 5 liraya izleyebilecekBu yıl "sevgi neydi" temasıyla düzenlenen festivalde sinemaseverler, filmleri 5 liraya izleyebilecek.
04 Mayıs 2016 00:00 | kültür sanat
İzmir'in Çeşme ilçesinin geçmişinin yattığı Bağlararası kazı alanında bulunan kül tabakasının, "tarihte izi yakalanabilen en büyük doğa olayı" olarak gösterilen "Santorini patlaması"nın en kuzeydeki kalıntısı olabileceği tahmin ediliyor.Ankara Üniversitesi Mustafa V. Koç Deniz Arkeolojisi Araştırma Merkezi (ANKÜSAM) çalışmaları bünyesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi adına yürütülen Bağlararası kazısının Başkanı Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2001'de Çeşme Arkeoloji Müzesi uzmanı Hüseyin Vural'ın evinin karşısındaki temel çukuruna bakması ve içinden çok sayıda seramik çıktığını fark etmesiyle başlayan kazıların bölgenin en eski yerleşim yerini ortaya çıkardığını anlattı. Kalıntıları MÖ 2600'e kadar tarihlenen alanın, MÖ 2000'de Anadolu'da etkili olan Minos (Girit) kültürüne ilişkin arkeolojik veriler sunan az sayıdaki merkezden biri olduğunu söyleyen Şahoğlu, şunları anlattı: "Bağlararası'nın diğerlerine göre farkı, arkeolojik kalıntıların çok iyi korunmuş olması. Günümüzden 3 bin 700 yıl önceki sokakta yürüyebiliyorsunuz, kapılarından evlere girebiliyorsunuz. MÖ 1660'lı yıllarda bölgede meydana gelen depremde duvarı içine yıkılmış bir ev bulduk. Bu şekilde günümüzden 3 bin 700 yıl önce mutfakta nelerin kullanıldığına ilişkin dahi envanterimiz var. Bu çok iyi korunmuşluk özelliği buraya çok büyük önem kazandırıyor." "Kül tabakası zaman dilimini belirliyor" Bölgenin Minos kültürüyle bağlantısından dolayı "tarihte izi yakalanabilen en büyük doğa olayı" olarak gösterilen Santorini patlamasına ilişkin izlere ulaşmayı umduklarını dile getiren Şahoğlu, şöyle devam etti: "Patlama sırasında gökyüzüne püsküren volkanik küller tüm bölgeye çöktü ve pek çok kazıda bu çıkmaya başladı. Nerede bulunursa bulunsun kül tabakası, spesifik zaman dilimini belirtiyor. Bu da arkeolojik açıdan çok önemli. Bunun dışında böyle bir çizgi yok, o külün altında ne varsa patlama öncesi, üstündekiler de patlama sonrası. Tarihleme ve karşılaştırma açısından son derece önemli bir nokta." Vasıf Şahoğlu, 2012'de kazılarda volkanik kaynaklı kül tabakasına ulaştıklarını belirterek, Viyana'daki Atom Enstitüsündeki incelemede, numunenin volkanik kül olduğunun kesinleştiğini ancak içinde Santorini'den gelmesi mümkün olmayan büyüklükteki cam parçaları bulunmasından dolayı Santorini'nin külü olup olmadığının belirlenemediğini aktardı.
04 Mayıs 2016 00:00 | kültür sanat

sayfa sayısı: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11


Hakkımızda  -  İletişim  -  Gizlilik  -  Firma, Mekan Kayıt

© 2007-2008 ankaradaki.com,  8.0.514