Ana Sayfa     Haberler     Firmalar, Mekanlar     Harita     Hava Durumu    

Ankaralılar için özel derlenmiş haberler. Çeşitli kaynaklardan (hürriyet, milliyet...) Ankara'yla ilgili haberler tek bir yerde toplanıyor.


Ankara Sağlık Haberleri


FETÖ'nün darbe girişimine karşı koyarken yaralananların yakınları, hastanelerde verilen psikososyal destekle ayakta durmaya çalışıyor.Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında yaralanan vatandaşlardan, tedavileri Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılanların yakınları, Manevi Destek Birimi'nde iyi bir haber almak umuduyla bekliyor. Hastane Yöneticisi Prof. Dr. Nurullah Zengin, "Saat 10.30-11.00'e kadar bir yaralı intikali olmadı. Çünkü, ambulanslar olay yerine gitmekte güçlük çekiyordu. Saat 11.00'den itibaren hasta intikali başladı. Biz gece boyunca farklı derecelerde yaralanan 261 hastayı kabul ettik." diye konuştu. Hastanede şu anda 68 hastanın tedavisinin sürdüğünü ifade eden Nurullah Zengin, bunlardan 11'inin yoğun bakımda olduğunu ve bazılarının hayati tehlikesinin bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Zengin, hastanede bir taraftan yaralıların tedavileri sürdürülürken diğer taraftan da hasta yakınlarına yönelik psikososyal destek verildiğine işaret ederek, "Öncelikle hastalara tıbbi olarak gerekli müdahaleyi etkin ve hızlı bir şekilde yapma sorumluluğumuz var. Erken dönem geçtikten sonra hasta yakınlarımızın tıbbi durumuna ilişkin bilgilendirme süreci başlıyor. Bu bilgilendirme süreciyle birlikte, hasta yakınlarının hem psikolojik hem de sosyal yönden desteklenmesi gerekiyor. Bu da verilen tıbbi hizmetin bir parçası. Bu konuda biz de bu tür olaylarda, psikososyal uzmanlarımızın yer aldığı Manevi Destek Birimi'nde hizmet vermeyi sorumluluk olarak kabul ediyoruz." şeklinde konuştu. Yaralı yakınları ayakta durmaya çalışıyorHastanenin psikososyal destek biriminde olan yaralı yakınlarından Samet Topçu da olay gecesi babası Fehmi Topçu ile birlikte Genelkurmay Başkanlığı önüne gittiklerini söyledi. Burada çok sayıda ölü ve yaralı gördüklerini ifade eden Topçu, "Sürekli helikopterler ateş ediyordu. Asker miydi, onun bir üst rütbelisi miydi bilmiyorum, sürekli ateş ediyorlardı. İki polis vardı ve 'İçeri girin, yardım edin.' dedi." şeklinde konuştu. Babasıyla Genelkurmay Başkanlığı yakınındaki alt geçitte sıkıştıklarını dile getiren Samet Topçu, "Sürekli ateş edildi. Genelkurmay Başkanlığı tarafından ateş edildi. Helikopterden ateş edildi. Babam yanımdaydı, öne çıktı. Bağırdı karşı tarafa. Ben çektim ama vuruldu. Şimdi ameliyata girecek." diyerek yaşadıklarını paylaştı. Topçu, babasının tedavisinin yapıldığını, kendilerinin de yaşadıkları travmayı atlatmaya çalıştıklarını söyledi. Fehmi Topçu'nun eşi Neriman Topçu da yaralıların sağlık durumlarının düzelmesi için umutla beklediklerini, bu süreçte psikososyal destek alarak ayakta durmaya çalıştıklarını kaydetti.
21 Temmuz 2016 00:00 | sağlık
Anne karnında kordon dolanması nedeniyle beyninde hasar oluşan ve yatağa bağımlı olarak yaşamını sürdüren 2 yaşındaki Taha Gümüştekin'in annesinin en büyük hayali, oğlunun kendisine sarılarak "anne" dediği günleri görebilmek.Anne karnında kordon dolanması nedeniyle beyninde hasar oluşan ve yatağa bağımlı olarak yaşamını sürdüren 2 yaşındaki Taha Gümüştekin'in annesinin en büyük hayali, oğlunun kendisine sarılarak "anne" dediği günleri görebilmek. Antalya'nın Muratpaşa ilçesinde oturan Necla ve Gültekin Gümüştekin çifti, "serebral palsi" hastalığı tanısı konulan ve epilepsisi de olan oğulları Taha'nın sağlığına kavuşması için mücadele veriyor. Antalya Valiliği, anne karnında boynuna kordon dolandığı için beyninde hasar oluşan ve vücudunun hiçbir yerini oynatamayan Taha için 50 bin liralık yardım kampanyası başlatılmasına izin verdi. 8 Ağustos'ta sona erecek kampanyada şu ana kadar yaklaşık 20 bin lira toplandı. Kendilerine destek verenlere teşekkür eden Gümüştekin çifti, çocuklarının sağlığına kavuşacağı günün hayaliyle yaşıyor. "Yıllık masraf 50 bin lira" Taha'nın annesi Necla Gümüştekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doğumdan sonra 3 ay yoğun bakımda kalan oğlunun 7 cihaza bağlı olarak yaşamını sürdürdüğünü söyledi. Kullandıkları medikal ürünlerin çok pahalı olduğuna dikkati çeken Gümüştekin, "Bu masraflara yetişemediğimiz için Valiliğe başvurduk. Valilik araştırdı ve medikal ürünlerin masrafını çıkardı. Yıllık masrafın 50 bin lira olduğunu belirlediler. Bunun üzerine Taha için 50 bin liralık bir kampanya başlatıldı." dedi. Taha'nın ileride bazı ameliyatlar olması gerektiğine de değinen Gümüştekin, öncelikle epilepsi ameliyatının yapılması gerektiğini aktardı. Oğlunun daha sonra ise beyin ameliyatı geçirmesi gerektiğini anlatan Gümüştekin, kafatasındaki çökmenin beyin gelişimini engellediğini vurguladı. "Bayramlar geldi geçti, biz pencereden insanları seyrettik" Oğlunun yatağa bağımlı olması nedeniyle zor bir yaşam sürdüklerini dile getiren Gümüştekin, şöyle devam etti: "Bayramlar geldi geçti, biz sadece pencereden insanları seyrettik. Taha yatağa mahkum olduğu için hiçbir şey yapamadık. Bir yere gidemiyoruz, gezemiyoruz. Bakıyorum aileler, çocuklarını arabalarına bindirmiş parklara götürüyorlar, gezdiriyorlar. O 'anne' diyemiyor. Sadece bakıyor ve yatağa mahkum bir şekilde yaşıyor. Kucaklayıp evin içinde dolaştırdığımız da bile mutlu oluyor. Tabii benim de hayallerim var. Keşke oğlum da 'anne' dese bana sarılsa. Gezsek, dolaşsak, koşsa, oynasa. Yiyemiyor, içemiyor, yürüyemiyor, elini kolunu kaldıramıyor. Her şeyden mahrum şu anda." "Önce epilepsi durdurulmalı" Öncelikle Taha'nın epilepsi nöbetlerinin durmasını istediklerine işaret eden Gümüştekin, epilepsi nöbetleri önlemek için kullandıkları 6-7 ilacın Taha'nın organlarını olumsuz etkilediğini belirtti. Ankara'da görüştükleri bir doktorun fizik tedaviyle çocuklarının el kol hareketleri yapmaya başlayabileceğini söylediğini anlatan Gümüştekin, "Uzun bir tedavi süreci var. Bu süreçler tabii çok pahalı. İyileştirmek için çaba gösteriyoruz. Ailelerimizin de desteğiyle 2 yıldır oğlumuz daha iyi olsun diye elimizden geleni yapıyoruz." diye konuştu. "Amacımız, Taha'nın ameliyatını yaptırabilmek" Yaklaşık 6 aydır işsiz olan baba Gültekin Gümüştekin de 2 yıldır çok sayıda doktora gittiklerini ve doktorların Taha'nın düzelemeyeceğini söylediklerini söyledi. Buna rağmen eşiyle yılmadan mücadele ettiklerini ifade eden Gümüştekin, şunları kaydetti: "Ailelerimiz ve bizim verdiğimiz mücadele yeterli olmuyordu. Bizim önceliğimiz Taha'nın epilepsi rahatsızlığını tedavi ettirebilmek. Çok ileri düzeyde sağlıklı olmasa bile ellerini kollarını ve ayaklarını oynatarak yürüyebilmesini istiyoruz. Amacımız, iyi bir beyin cerrahı bularak Taha'nın ameliyatını yaptırabilmek. 'Bir El Bir Hayat Projesi" kapsamında bize destek veren bütün hayırseverlere teşekkür ediyoruz."
13 Temmuz 2016 00:00 | sağlık
Sağlık Bakanlığınca, kanser saptama oranları mevcut yöntemlere göre çok daha yüksek olan rahim ağzı kanseri tarama yöntemi (HPV-DNA) ile kontrol edilen 1,5 milyon kadının yüzde 3,6'sında yüksek riskli rahim ağzı kanserine yol açan virüs (HPV) tespit edildi.Sağlık Bakanlığınca, kanser saptama oranları mevcut yöntemlere göre çok daha yüksek olan rahim ağzı kanseri tarama yöntemi (HPV-DNA) ile kontrol edilen 1,5 milyon kadının yüzde 3,6'sında yüksek riskli rahim ağzı kanserine yol açan virüs (HPV) tespit edildi. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Daire Başkanı Murat Gültekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, rahim ağzı kanseri taramaları için için uzun yıllardır ''smear'' yönteminin kullanıldığını belirtti. Gültekin, ''Son yıllardaki gelişmeler, rahim ağzı kanseri taramalarında HPV virüsünün DNA'sının taranabileceğini de gösterdi." dedi. Sağlık Bakanlığının bu tarama yöntemini kullandığı programına yaklaşık 1,5 milyon kadının katıldığını ifade eden Gültekin, "Yapılan taramalar sonucunda, yaklaşık olarak yüzde 3,6 kadında yüksek riskli HPV-DNA tespit edildi." dedi. Gültekin'in açıkladığı yüzde 3,6'lık oran, taramaya katılan 1,5 milyon kadının yaklaşık 54 binine denk düşüyor. HPV-DNA tarama sonuçlarına göre iller arası farklılık saptanmadığını dile getiren Gültekin, Türkiye'de görülen kanser yapan HPV tiplerinin de Avrupa ve Asya'dakilere benzer olduğunun tespit edildiğini aktardı. Başvurular aile hekimlerineHPV-DNA yönteminin İngiltere, İtalya, Amerika, Meksika gibi birçok ülkede tarama programlarına dahil edildiğine dikkati çeken Gültekin, Türkiye'de de HPV taramalarında yeni ve etkin metod olan "HPV-DNA" testinin kullanılmaya başladığını söyledi. Gültekin, şunları kaydetti: "Türkiye, dünyada bu uygulamayı kullanan öncü ülkelerden biri oldu. HPV-DNA testlerinde klasik smear ile kıyaslandığında kanser saptama oranları daha yüksek ve tarama sonucunda kanserin negatif olması durumunda tahmin gücü de yüksek. Bilimsel verilere göre, dünyanın en iyi tarama testi. Kanser yakalama oranları oldukça yüksek. Yani hem kanser yakalama oranı yüksek hem de hızlı ve pratik bir test. Bu yöntemde DNA teknolojisi kullanıldığı için insan kaynakları da verimli kullanılabiliyor.'' Türkiye genelinde biri Ankara'da diğeri İstanbul'da olmak üzere iki ulusal HPV analizi laboratuvarının hizmet verdiğini bildiren Gültekin, tarama yaptıracakların aile hekimlerine başvurmaları gerektiğini söyledi. Gültekin, testin ücretsiz yapıldığını belirterek "Hastalardan alınan örneklerde HPV'nin olup olmadığı, varsa hangi genotipe ait olduğu tespit ediliyor, aynı örnek üzerinde refleks smeari de çalışılıyor ve 10 gün içinde tüm raporlar aile hekimlerine bildiriliyor.'' dedi.
19 Haziran 2016 00:00 | sağlık
İzmir'de, 67 gün önce dünyaya gelen ve iliğinde trombosit eksikliği olduğu saptanan Salih bebek, hayata tutunmak için ilik nakli bekliyor.İzmir'de, 67 gün önce dünyaya gelen ve iliğinde trombosit eksikliği olduğu saptanan Salih bebek, hayata tutunmak için ilik nakli bekliyor. Özel bir kurumda güvenlik görevlisi olarak çalışan baba Yasin Koçyiğit, doğumdan 15 gün sonra işitme ve tarama testi yaptırmak için hastaneye götürdüğü çocuğuna, trombosit eksikliğiyle ortaya çıkan "amegakaryositik trombositopeni" teşhisi konulduğunu söyledi. Teşhisin ardından oğlunun tedavisinin 17 gün boyunca yatarak yapıldığını belirten Koçyiğit, daha sonra ayakta tedavi safhasına ve ilik arama çalışmalarına başladıklarını ifade etti. Baba Koçyiğit, oğlu Salih'in vücudunun trombosit üretemediğini ve sağlıklı bir insanda bulunması gereken miktarın çok altında olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: "Doktorlar çocuğumuza ilik nakli yapılmasına karar verdi. Türkiye genelinde ilik için başvuru yapıldı, donör aranıyor. Bizler ailece kan verdik, bizim iliklerimiz tutmadı. Vatandaşlarımızı duyarlılığa davet ediyorum. Çocuğumuz gibi bir sürü insan var, lütfen yardımcı olun. Eğer çocuğum ilik nakli olmazsa kanamalar olabilir, ciddi hayati tehlikeler ve ölüm olabilir. Korkuyoruz, gecenin bir saatinde kanama olursa nasıl götüreceğimizi düşünüyoruz." İnsanların ilik nakliyle ilgili olarak donör toplayan Türk Kızılayı ve üniversite hastanelerine kan bağışında bulunabileceğini dile getiren Yasin Koçyiğit, bu konuda yardımcı olmak isteyen kişilerin "0537 017 81 20" numaralı cep telefonundan kendisine ulaşabileceklerini de aktardı.
17 Haziran 2016 00:00 | sağlık
Türk Kızılayı Genel Başkanı Kerem Kınık, 2016'nın ilk beş ayında bağışlanan 962 bin 287 ünite kanla hedeflerin aşıldığına dikkati çekerek, yıl sonuna kadar ülke kan ihtiyacının yüzde 84'ünü karşılayacak olan 2 milyon 100 bin ünite kan toplanacağını bildirdi.Türk Kızılayı Genel Başkanı Kerem Kınık, 2016'nın ilk beş ayında bağışlanan 962 bin 287 ünite kanla hedeflerin aşıldığına dikkati çekerek, yıl sonuna kadar ülke kan ihtiyacının yüzde 84'ünü karşılayacak olan 2 milyon 100 bin ünite kan toplanacağını bildirdi. Kınık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kurumun en önemli faaliyetlerinden birinin kan hizmetleri olduğunu belirterek, Türkiye'de bilimsel ve toplumsal alanda güvenli kan temininde yaşanan problemleri ortadan kaldırmayı hedeflediklerini ifade etti. 2016 yılı itibariyle Türk Kızılayı olarak hedeflerinin 2 milyon 55 bin ünite kan olduğuna değinen Kınık, "Türk Kızılayı olarak ilk 5 aylık hedeflerde yüzde 110 başarı göstererek 962 bin 287 ünite belirlenen hedefin üstünde kan bağışı aldık. Yıl sonunda minimum 2 milyon 100 bin ünite kan toplayarak ülke kan ihtiyacının yüzde 84'ü karşılanacak." açıklamasında bulundu. Personel sayısının 844'ten 3 bin 116'ya yükseltildiğini, 17 bölge kan merkezi ve 64 kan bağışı merkezi sayısına ulaştıklarını vurgulayan Kınık, geçen yıl itibariyle kan temininde ülke ihtiyacının yüzde 79'una cevap vererek 1 milyon 937 bin ünite rakamına ulaşıldığına işaret etti. Kınık, Türkiye'nin yıllık kan ihtiyacının ise 2 milyon 500 bin ünite olduğunu ifade etti.
15 Haziran 2016 00:00 | sağlık
ABD'nin New York şehrindeki trafik kazasında ağır yaralanan yüksek lisans öğrencisi Meral Arısoy, Sağlık Bakanlığına ait ambulans uçakla Türkiye'ye getirilerek tedavi altına alındı.ABD'nin New York şehrindeki trafik kazasında ağır yaralanan yüksek lisans öğrencisi Meral Arısoy, Sağlık Bakanlığına ait ambulans uçakla Türkiye'ye getirilerek tedavi altına alındı. AA muhabirinin Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü yetkililerinden aldığı bilgiye göre, ABD'de burslu yüksek lisans öğrencisi olan ve nisanda geçirdiği trafik kazasında ağır yaralanan 32 yaşındaki Arısoy, ailesinden gelen talep üzerine ambulans uçakla New York'tan alınarak Ankara'ya getirildi. Arısoy, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesine nakledilerek, tedavi altına alındı. Öte yandan, aynı ambulans uçak, Arısoy'un ardından, Almanya'dan iskemik beyin enfarktüsü teşhisi konulan 82 yaşındaki işçi emeklisi Demir'i aldı. İstanbul'a getirilen Demir, takip ve tedavilerinin yapılması amacıyla Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Hikmet Selçuk Gedik, ailelerinden talep gelmesi halinde yurt dışındaki hastaların da Türkiye'ye nakledilmesini sağladıklarını söyledi. Gedik, "Vatandaşlarımız neredeyse biz oradayız. Dünyanın neresinde olursa olsun ambulans uçakla vatandaşlarımızın imdadına yetişip onları vatanlarına getirmek için görev başındayız." dedi.
13 Haziran 2016 00:00 | sağlık
Meyve ve sebzeleri akan musluğun altında değil de su dolu bir kapta yıkamak, 4 kişilik bir ailenin yılda 18 ton su tasarruf etmesine imkan sağlıyor. Bulaşıkları makinede yıkamakla da yılda 40 ton su tasarruf edilebiliyor. Dünyanın dörtte üçü sularla kaplı olmasına rağmen, yalnız % 3'ü kullanma suyu olarak kullanılıyor. Dünyanın her zamankinden daha fazla suya ihtiyacı var. Zira sanayileşme, nüfus artışı, suyun kirlenmesi ve bilinçli tüketilmediğinden var olan su kaynakları hızla azalıyor. Ülkemiz de üç tarafı denizlerle çevrili, her tarafında nehirler, dereler, su kaynakları olsa da, kullanılabilir su miktarı bakımından fakir ülkeler arasında yer alıyor. Su tasarrufu yapılmazsa kuraklık yakın gelecekte en büyük sorun haline gelebilir. Su kaynaklarımız tükenmeden önlem almak gerekiyor.Ankara Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi'nin (ASKİ) internet sitesinde,
04 Haziran 2016 00:00 | sağlık
Sağlık Bakanı Akdağ, sezaryenle doğum yöntemiyle ilgili "Suni bir algı ile entelektüel ortam oluşturup ihtiyaç yokken doğum yapacak bir kadını ameliyat ederek çocuğunu tabi yoldan doğurmasını engellemek, bana göre bir insanlık suçudur." dedi.Sağlık Bakanı Recep Akdağ, sezaryenle doğum yöntemiyle ilgili "Suni bir algı ile entelektüel ortam oluşturup ihtiyaç yokken doğum yapacak bir kadını ameliyat ederek çocuğunu tabi yoldan doğurmasını engellemek, bana göre bir insanlık suçudur. Malpraktis dediğimiz kötü hekimlik uygulamasıdır." dedi. Bakan Akdağ, Ankara'da bir otelde düzenlenen kahvaltılı basın toplantısında sağlık muhabirleriyle bir araya geldi. Yediden yetmişe herkesin, anne karnından kabre girinceye kadar sağlık konusu ile alakalı olduğunu ifade eden Akdağ, ilgilendikleri grubun sadece 79 milyon vatandaş olmadığını, anne rahminde olan bebeklerle beraber 80 milyonluk bir popülasyonla ilgilendiklerini söyledi. "Şehir merkezlerinde gelişmiş aile merkezleri olacak"Aile hekimliği merkezlerine ilişkin yapılacak çalışmalar hakkında bilgi veren Akdağ, şöyle devam etti: "Sağlık ocaklarından aile hekimliğine geçerken birkaç basamak yükselmiştik. Aile hekimliği merkezlerini, psikolog, fizyoterapist, ağız diş sağlığı gibi hizmetlerle geliştireceğimiz şehir merkezlerinde biraz daha büyük, kompakt merkezler haline dönüştüreceğiz. Hizmet alma imkanımız daha da artacak. Hastane hizmetleri açısından kamudaki sağlık hizmetini, hastanelerimizde de güçlendirmeye devam edeceğiz. Kamuda verilen sağlık hizmeti ne kadar güçlü olursa özel sektörden de bu ölçüde kaliteli ve hizmet satın alabiliriz. Türkiye'deki özel hastanecilik hizmetlerinin gelişmesi vatandaşlarımızın yararınadır ama belli bir ölçüye kadar. Kamunun verdiği hizmetlerin oranının yüzde 70'in altına düşmemesi lazım. Özel sağlık sektöründen de vatandaşı üzmeyecek, ödeyemeyeceği rakamların çıkarılmayacağı biçimde hizmet satın alabiliriz." "Sezaryen insanlık suçudur"Akdağ, sezaryen konusu her gündeme geldiğinde muhalefet eden birilerinin çıktığını belirterek, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ), ülkelerde sezaryen uygulamasının ortalama yüzde 15 ila 20 olmasının tıbbi ihtiyaçları karşıladığını raporladığını anımsattı. Akdağ, dünyanın en gelişmiş İskandinav ülkelerinde sezaryen oranlarının yüzde 15-20 civarında olduğunu, Türkiye'de ise bu oranının yüzde 50'nin üzerine yükseldiğini belirtti. Akdağ, şöyle devam etti: "Suni bir algı ile entelektüel ortam oluşturup ihtiyaç yokken doğum yapacak bir kadını ameliyat ederek çocuğunu tabi yoldan doğurmasını engellemek bana göre bir insanlık suçudur. Malpraktis dediğimiz kötü hekimlik uygulamasıdır. Bundan birilerinin çıkarı var. Kamu hastanelerinde sezaryen oranları yüzde 35'lerde iken özel hastanelerde sezaryen oranları yüzde 65'lerde. Bu size bir şeyler söylemiyor mu? İhtiyaç olduğunda sezaryen kaçınılmaz bir gerekliliktir ve elbette yapılmalıdır. İhtiyaç yokken sezaryen yapılması kötü hekimlik uygulamasıdır. Yerine göre para kazanma hırsından, yerine göre hamile kadının yanlış yönledirilmesinden, yerine göre de orada işlerin bir an önce bitirilme arzusundan kaynaklanıyor. Doğum yapan hanımlar bilirler, ilk doğum uzun sürer. Sağlık kuruluşu için de oradaki ekip için de hamile kadını ameliyathaneye alıp narkoz verip karnını yarıp bebeğini çıkarmak çok pratik görünüyor. Bu çok yanlış bir uygulama. Açıkçası bu işi yapanların zihniyeti açısından en hafifi ile istismardır. Türkiye Cumhuriyeti'nin Sağlık Bakanı olarak buna gücüm yettiğince müsaade etmeyeceğim." Akdağ, "Bugün ilan etmiyorum ama bu hususta başlatacağımız bir kampanya ile ben de kaç kilo vereceğimi Türk halkına ilan edeceğim. Kendimi de taahhüt altına sokacağım." dedi.
02 Haziran 2016 00:00 | sağlık
Prof. Dr. Taner Demirer, 21. yüzyıla kök hücre tedavilerinin damga vuracağını belirterek kök hücrenin, kanser ve birçok hastalığın tedavisinde artan şekilde kullanılacağını söyledi.Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Kök Hücre Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Taner Demirer, 21. yüzyıla kök hücre tedavilerinin damga vuracağını belirterek kök hücrenin, kanser ve birçok hastalığın tedavisinde artan şekilde kullanılacağını söyledi. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji ve Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Demirer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kök hücre konusunun birçok merkezde ele alındığına dikkati çekti. Kök hücre konusunun çok sıcak bir konu olduğuna dikkati çeken Demirer, şöyle devam etti: "20. yüzyıla kemoterapi ve radyoterapi damgasını vursa da artık 21. yüzyılda bunlara kök hücre tedavileri ilave oldu. Bundan sonra kök hücre, hem kanserin tedavisinde hem hematolojik kanserlerin tedavisinde hem de özellikle rejeneratif tıp dediğimiz, kök hücrenin farklılaşma özelliği nedeniyle karaciğer sirozlarının tedavisinde, pankreas ve diyabetin tedavisinde, kalp yetmezliğinin, felçlerin, parkinson ve alzheimer gibi hastalıkların tedavisinde artan şekilde kullanılacaktır. Özellikle kök hücrenin uygun ortamlarda sinir, kalp hücresine dönüşebilmesi, diş hücresine dönüşmesi veya pankreas hücresine dönüşebilmesi gibi özellikleri nedeniyle birçok hastalıkların tedavisinde kök hücre gündeme gelecek ve kullanılacak." "Çocuk doğmadan hatalı gen düzeltilebilecek"Prof. Dr. Demirer, "Öyle bir döneme geleceğiz ki radyoterapi ve kemoterapinin kanserde kullanımı azalacak, kök hücre ve gen tedavileri ön plana çıkacak. Belki de çocuk daha doğmadan gen haritasına bakılıp 'Bu çocukta şu hastalık olacak, burada bu gen hatalı' denecek ve bu düzeltilecek. Genin düzeltilmesiyle hastalığın çıkışı engellenecek." dedi.
02 Haziran 2016 00:00 | sağlık
Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, kadın kanserleri konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinlik kapsamında Boğaziçi Köprüsü'nde bisiklet sürdü.Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, kadın kanserleri konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinlik kapsamında kapsamında Boğaziçi Köprüsü'nde pedal çevirdi. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Daire Başkanlığı ile Avrupa Jinekoloji Onkoloji Derneğinin iş birliğiyle düzenlenen program çerçevesinde, daha önce Viyana ve Ankara'dan yola çıkan bisikletli gruplar, Yıldız Teknik Üniversitesi Beşiktaş Kampüsünde buluştu. Bakan Müezzinoğlu, burada yaptığı konuşmada, kanserden korkmak yerine onunla mücadele etmek gerektiğini söyledi. "Kanserlerin en az üçte birini tedbirlerimizle bireysel olarak önleyebiliyoruz"Kadın kanserlerine karşı duyarlılığı arttırmak için teması, "Kadın kanserlerine Dur Diyoruz" başlıklı bisiklet turu düzenlendiğini belirten Müezzinoğlu, şöyle konuştu: "Kansere karşı mücadelenin esas itibarıyla çok da zor olmadığı inancını topluma, insanlığa yerleştirmek önemli. Çünkü kanserlerin en az üçte birini tedbirlerimizle bireysel olarak önleyebiliyoruz. Üçte birini de erken teşhisle yine yenebiliyoruz. İpin ucu esasında yüzde 70 oranında, bizim elimizdedir. Bizim elimizde olanları iyi yapmak lazım. Toplumun her kesiminde farkındalık oluşturmamız gerekir. Özellikle kadınlarımız bu anlamda, işin lokomotifini üstlenirse, inanıyorum ki başarı çok daha hızlı gelecektir." Konuşmasının ardından Müezzinoğlu ve diğer gruplar, kadın kanserleri konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Boğaziçi Köprüsü'nü bisikletle geçti. O sırada köprü tek şeritli olarak trafiğe kapatıldı. Ayrıca etkinlik sırasında pembe balonlar uçuruldu.
15 Mayıs 2016 00:00 | sağlık
Türk Kızılayı Genel Başkanı Kerem Kınık, ülkenin bir yıllık kan ihtiyacının 2 milyon ünitenin üzerinde olduğunu belirtti.Türk Kızılayı'ndan yapılan açıklamaya göre, Sağlık Bakanlığı ile yürütülen "Güvenli Kan Temini Programı" kapsamında, kan bağışının önemine dikkati çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak için çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Bu kapsamda İstanbul Medeniyet Üniversitesinin güney yerleşkesinde "1 dakika için harekete geçin" sloganıyla kan bağışı kampanyası gerçekleştirildi. Türk Kızılayı Genel Başkanı Kınık ve Rektör Prof. Dr. İhsan Karaman da etkinliğe kan vererek destek oldu. Etkinlikte, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Kızılay Kulübü, Yeşilay ve Genç Yeryüzü Doktorları gönüllüleri de kurdukları stantlarla bilgilendirme yaptı. Kınık, etkinlikte yaptığı konuşmada, ülkenin bir yıllık kan ihtiyacının 2 milyon ünitenin üzerinde olduğunu belirterek, ülkede 2005'te 305 bin ünite olan kan bağışı miktarının geçen yıl 1 milyon 938 bine ulaştığını anlattı. Bu bağışların 5 milyonu aşkın hastaya şifa olduğuna dikkati çeken Kınık, kan bağışlarını artırmak için kampanyalar düzenlediklerini aktardı.
06 Mayıs 2016 00:00 | sağlık
nullSağlık Bakanı Müezzinoğlu, "Bir devletin yönetiminde farklı kanallara hizmet eden bir anlayışın olmasını devlet asla kabul etmez. Bunun için bu süreç kararlı bir şekilde, son noktaya gidinceye kadar devam etmelidir." dedi. Müezzinoğlu, başkanlık sistemine ilişkin, "Üniter yapının korunduğu, vatandaşın 10 Ağustos 2014'te seçtiği gibi başkanını seçtiği, illerde veya büyükşehirlerde büyükşehir belediye başkanı nasıl seçiliyorsa, o şekilde başkanını seçtiği bir sistem. Milletvekilleri parlamentoya gelecek. Başkanını da millet yüzde 50'nin üzerinde oyla seçmiş olacak. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı nasıl seçiliyorsa, Türkiye'nin başkanı da öyle seçilmiş olacak." değerlendirmesinde bulundu. "Mücadele süreci son noktaya kadar devam etmeli" Paralel Devlet Yapılanması ile mücadeleye ilişkin, "Bir devletin yönetiminde farklı kanallara hizmet eden bir anlayışın olmasını devlet asla kabul etmez." ifadelerini kullanan Müezzinoğlu, şöyle devam etti: "Bu ülkeye, bu millete hizmet etmek için kurulan kurumsal yapıların, meşru kanallar dışında bir başka yere göbek bağından, akıl bağından, vicdan bağıyla bağlı olması asla kabul edilemez. Bunun için bu süreç, öyle veya böyle, kararlı bir şekilde, son noktaya gidinceye kadar devam eder ve etmelidir de. Bunu Türkiye 17 Aralık ve 25 Aralık'tan bu yana tüm kurumlarıyla çok kararlı bir şekilde yapıyor." "Sevk zinciri" için önce altyapı kuracağız Bakan Müezzinoğlu, sağlıkta sevk zinciri uygulamasının hayata geçirilmesiyle ilgili, "Önümüzdeki yıl ve gelecek yıl, bu yıla bin adet, gelecek yıla da bin adet güçlendirilmiş aile sağlığı merkezini projelendirdik ve yapımlarına başladık. Bu sistemi kurguladıktan sonra, 2017 sonuna kadar, sevk zinciri sistematiğini kurgulamayı konuşacağız." dedi. Sevk zinciri uygulamasının bir geriye gidiş değil, güçlü sağlık sistemini kurma anlayışı olduğunu vurgulayan Müezzinoğlu, "Bu altyapıyı kurmadan buna geçmeyi düşünmüyoruz. Önce altyapıyı kuracağız. Vatandaşımız önce aile hekimi randevusunu alacak." diye konuştu.
19 Nisan 2016 00:00 | sağlık
nullAğrı'nın Doğubayazıt ilçesine 2 yıl önce atanan 26 yaşındaki Kırşehirli Ayşenur Kılıç, hafta içi okulda öğretmenlik yapıyor, hafta sonları da yeşil sahalarda top koşturuyor. Ağrı'nın İran sınırına yakın ilçesi Doğubayazıt'a 2 yıl önce atanan 26 yaşındaki Kırşehirli Ayşenur Kılıç, hafta içi okulda öğretmenlik yaıyor, hafta sonları da yeşil sahalarda top koşturuyor. Doğubayazıt Savcı Hakan Kılıç Ortaokulu'nda Fen Bilgisi öğretmeni olarak görev yapan Kılıç, ön yargılı şekilde geldiği ilçede şimdi bir yandan öğrencilerini geleceğe hazırlıyor, bir yandan da kaptanlığını yaptığı futbol takımının başarısı için gösterdiği gayretten dolayı ilçe halkının takdirini topluyor. Kadınlar 2. Ligi takımlarından Ağrı Birlik Spor'da top koşturan Kılıç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülkenin bir ucuna, sınır kapısına atandığı için önceleri tereddütleri olduğunu ve üzüldüğünü söyledi. Ankara'da, büyük şehirde büyüdüğünü ve bu nedenle ilk atandığında zorlandığını anlatan Kılıç, "Burada sosyal aktivite yok, gideceğimiz yer, tanıdığımız mekan yok ama zamanla okul ve öğretmen çevresi ve spora da başlayınca alıştım artık. Bir sıkıntı yaşamıyorum. Zor zamanlar geçirdim ama çok şükür mutluyum." dedi. 10 yıldır lisanslı futbolcu olduğunu belirten Kılıç şöyle konuştu: "Atandıktan 2-3 gün sonra Ağrı Birlik Spor takımından buraya atandığımı duymuşlar ve bana ulaştılar. Burada bir sosyal aktiviteye katılmak istedim ve böylelikle şu an Kadınlar Futbol 2. Lig'de mücadele eden Ağrı Birlik Spor'a katıldım. İnsanlar yeme içmeye nasıl ihtiyaç duyuyorlarsa ben de futbola öyle ihtiyaç duyuyorum. Futbolu sadece erkeklerin değil bayanların da bir şeyler yapacağına inanıyorum. Bu nedenle arkadaşlarımızla birlikte çaba sarf ediyoruz. Buradan kalkıp 18-20 saatlik yollara Ankara'ya veya İzmir'e deplasmana gidiyoruz. Pazar gecesi geri dönüp pazartesi okula gitmek zorunda kalıyorum ama bu benim için tatlı bir yorgunluk oluyor. Hem deşarj oluyor, takımla başarılar elde ettiğimde daha mutlu oluyorum hem de okuldaçocuklarımı gördükçe daha motive oluyorum. Bu beni düşürmüyor ve şu an çok mutluyum." "Doğu'da bayan futboluna sıcak bakılmıyor" Doğu'daki insanların, bayanların futbol oynamasına sıcak bakmadıklarına da değinen Kılıç, "Kendi arkadaş çevremiz bir süre sonra kabulleniyor ama buradaki insanlar pek kabullenmiyorlar çünkü kız çocuklarının bir şeyler yapacağına inanmıyorlar. İnanmadıkları için de çoğu sporcumuza da engel koyuyorlar." ifadelerini kullandı.
19 Nisan 2016 00:00 | sağlık
nullBaşkent'te, 5 gün önce okuldan çıktıktan sonra eve dönmeyen ve İmrahor deresine düştüğü söylenen 8 yaşındaki Serdar Kandemir ile ilgili Ankara Valiliğinden açıklama geldi. 5 gün önce okuldan çıktıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Kandemir'i arama çalışmaları sürüyor. Kandemir'in İmrahor Deresi'ne düştüğü iddia edilmesi üzerine arama çalışmaları derede devam etti. İl Emniyet Müdürlüğü, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, DSİ, ASKİ ve Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesine bağlı ekipler tarafından aranan Kandemir'den şuana kadar bir haber alınamadı. Ankara Valiliği, Serdar Kandemir'i arama çalışmalarına ilişkin şu açıklamayı yaptı: "14.04.2016 Perşembe günü okuldan çıktıktan sonra Çankaya ilçesi İmrahor Mahallesindeki evine dönmeyen ve İmrahor deresine düştüğü değerlendirilen ilkokul 2'nci sınıf öğrencisi Serdar Kandemir'i arama çalışmaları İl Emniyet Müdürlüğü, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, DSİ, ASKİ ve Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesine bağlı ekipler marifetiyle 17.04.2016 tarihine kadar devam etmiştir. Bu çalışmalar kapsamında dereye düştüğü söylenen yerden Akköprü'ye kadar büyük bölümü beton bloklarla kapalı olan kısımlar belli aralıklarla kırılarak dalgıçlar tarafından aranmıştır. 17.04.2016 Pazar günü de Akköprü'den başlamak üzere Temelli'ye kadar olan bölüm 7 ayrı ekip ile aranmış, bu aramalar sonucunda da kayıp çocuk Serdar Kandemir bulunamamıştır. Serdar Kandemir'in kaçırılmış olabileceği ihtimali de değerlendirilerek ilgili ekipler tarafından çalışmalara devam edilmektedir."
19 Nisan 2016 00:00 | sağlık
nullAnadolu yakasında Ümraniye, Beykoz, Üsküdar, Kadıköy, Maltepe, Kartal, Sancaktepe, Şile ve Pendik'in bazı mahallelerine 19 Nisan'da elektrik verilemeyecek. İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım AŞ'den yapılan açıklamaya göre Ümraniye'de 09.00-12.00'da, Yukarı Dudullu Mahallesi, Tavukçuyolu, Uğur, Anıl, Hünkar, Tandoğanay, Şerifali Mahallesi, Hattat, Açıkyüz, Türker, Barbaros, Bayraktar, Başer, Necip Fazıl sokaklarında, 09.00-18.00'da, Esenşehir Mahallesi, Cengizhan Sokak, 09.00-12.00'da, Kazım Karabekir Mahallesi, Aktaş, Sancaklı, Şenay, Korkut, Gerdan, Ordu, Erzurum, Güzeltepe, Vatan, Yaman Evler Mahallesi, Aydede, Bol Ahenk, Düz, Ergenekon, Adem Yavuz, Tek, Küçüksu sokaklarında, 09.00 - 15.00'da, Necip Fazıl Mahallesi, Pekşen, Menteş, Hicazkar, Aybars, Harbiye, Söğütlük sokaklarında elektrik kesintisi yapılacak. Beykoz'da 09.00-12.00'da, Acarlar Mahallesi, 10., 13., 15., 21., 24., 25., 26., 27. ve 28. sokaklara, 00.30-06.30'da, Alibahadır Mahallesi, Riva, Mahmut Şevketpaşa Mahallesi, Cenaplar, Riva Yolu, Zerzavatçı Mahallesi, Şehit Aziz, Beykoz, Şehit Cengiz sokaklarına, 09.00-18:00'da, Akbaba Mahallesi, Bilgin, Bilgin Çıkmazı, Engin Çıkmazı, Kireçli Çıkmazı, Sultan Çıkmazı, Fener, Şehit İrfan, Şehit Murat sokaklarına elektrik verilemeyecek. Üsküdar'da 09.00-12.00'da, Küçüksu Mahallesi, Taşocağı ve Yazmalı sokaklarında, Salacak Mahallesi, Bestekar Selahattin Pınar, Harem İskelesi, Aziz, Selimiye Ambarı, Çeşme-i Kebir, Dayekadın, Kayyum Ahmet, Selimiye Cami, Selimiye Hamamı, Karlık Bayırı, Şerif Kuyusu, Parkaltı, Selimiye Kışla, Selimiye İskele, Selvi Kökü, Aziz Mahmut Hüdayi Mahallesi, Halk, Manastırlı İsmail Hakkı sokaklarında, 09.00-14.00'da, Bulgurlu Mahallesi, Libadiye sokaklarında elektrik kesintisi uygulanacak. Kadıköy'de 09.00-12.00'da, Fenerbahçe Mahallesi, İğrip, Fuatpaşa, Dr. Kazım Lakay, Dr. Faruk Ayanoğlu, Yoğurtçubaşı, Kurukahveci, Tunaman, Gazi Mehmetçik, 18 Mart, Münir Nurettin Selçuk, Kuşlu sokaklarına, Erenköy Mahallesi, Çamlıköşk, Şemsettin Günaltay, Ethem Efendi, Gardenya Çıkmazı, Fahrettin Kerim Gökay, Çiçek, Sahrayı Cedit Mahallesi, Kireçhaneler, Atatürk, Feritbey, Şehit İlhanlar sokaklarına elektrik verilemeyecek. Maltepe'de 14.00-18.00'da, Zümrütevler Mahallesi, Nuran Sokak, 09.00-12.00'da, Fındıklı Mahallesi, Ardıç, Çınar, Yasemin, Sarmaşık, Atatürk, Fırat, Serin, Işık, Limon sokaklarına, Kartal'da 09.00-13.00'da, Hürriyet Mahallesi, Ozanlar Sokak, 14.00-16.00'da, Hürriyet Mahallesi, Kavuklu Sokak, Sultanbeyli'de 09.00-14.00'da, Mimar Sinan Mahallesi, Buket , Özgürlük, Basra, Ritim, Kılıçaslan, Ülker, Selçukhan, Kahyalar, Tabip, İstek sokaklarında, Abdurrahmangazi Mahallesi, Ünver, Karamanoğlu, Selçuklu, Osmangazi Mahallesi, Hanife, Ünver sokaklarında elektrik kesintisi yapılacak. Şile'de 09.00-18.00'da, Çavuş Mahallesi, Bayrak, Seranat, Osman Görgen, Yokuş, Kanarya, Güvercin, Bülbül, Merkez, İkbal, Dünya, Çağlar, Kent sokaklarında, Pendik'te 09.00-18.00'da, Çamçeşme Mahallesi, Tatlıcı Sokak'ta elektrik kesintisi uygulanacak.
19 Nisan 2016 00:00 | sağlık
nullÇanakkale turundan dönen Afyon Kocatepe Üniversitesi öğrencilerini taşıyan otobüs Bursa'nın İnegöl ilçesinde kaza yaptı, kazada 3'ü yabancı uyruklu 8 öğrenci yaralandı. Bursa'nın İnegöl ilçesinde meydana gelen trafik kazasında 3'ü yabancı uyruklu 8 öğrenci yaralandı. Alınan bilgiye göre, Çanakkale turundan dönen Afyon Kocatepe Üniversitesi öğrencilerini taşıyan Nurullah Avcı idaresindeki 03 BB 023 plakalı otobüs, Bursa-Ankara karayolu Mezit-3 mevkisinde tali yola savruldu. Dere kenarındaki ağaca çarparak durabilen otobüsteki Bangladeşli Golam Kibria, Pakistanlı Shah Nawaz ve Abdur Rahman ile Hüseyin Şen, Celalettin Toydemir, Muhammed Mustafa, Fatih Kılıç ve Onur Kaya yaralandı. Sağlık ekiplerince İnegöl Devlet Hastanesine kaldırılan yaralıların sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
19 Nisan 2016 00:00 | sağlık
Yoğurt, kilo vermek isteyenler için hem sağlıklı bir seçim hem de karbonhidrat-protein içeriğinden dolayı doyurucu.1 porsiyon yoğurt tüketmek günlük kalsiyum ihtiyacının yüzde 30'unu karşılıyor. Ayrıca içeriğinde bulunan probiyotikler bağışıklığı güçlendiriyor ve sindirim sistemini sağlıklı kılıyor.Liv Hospital Ankara Beslenme ve Diyet Uzmanı Müge Özturna,
28 Şubat 2016 23:00 | sağlık
Doğumsal olabildiği gibi ilerleyen yaşlarda da ortaya çıkabilen işitme kayıpları, sosyal ve psikolojik problemlere neden olabiliyor. İşitme kaybının konuşma, anlama ve öğrenmeye engel olmaması için erken dönemde teşhis ve tedavi edilmesi büyük önem taşıyor.Memorial Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü'nden Op. Dr. Ozan Gökdoğan,
28 Şubat 2016 23:00 | sağlık
Hamilelik anne adayları için kafalarında sorularla geçen bir dönemdir. Bu dönemde 'Nasıl beslenmeliyim?', 'Ne giymeliyim?' gibi sorulara cevaplar aranır.Hamile kadınlara kış mevsiminde 'eve kapanmayın' uyarısında bulunan uzmanlar, bu aylarda soğuk hava, beslenme ve giydiği kıyafetlere dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Liv Hospital Ankara Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, kış gebeliğiyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Sevtap Hamdemir, kış hamileliğinin gebeliğin temelini oluşturan beslenme diyeti için daha avantajlı olduğunu belirtti. Hamile kadınlara, 'eve kapanmayın' uyarısında bulunan Prof. Dr. Hamdemir,
10 Şubat 2016 23:00 | sağlık
Sakal, kaş, kirpikler, kol ve bacaklar gibi kıl bulunan her yeri etkileyebilen saçkıran hastalığının sizi esir almasına izin vermeyin. Farklı tedavi yöntemleri bulunan hastalığın erken teşhisi, uzmanların işini oldukça kolaylaştırıyor.Tıp literatüründeki ismiyle alopesi areata (saçkıran), her yaşta görülebilen saç kaybının yaygın bir sebebidir. Hastalık kıl bulunan her yeri etkileyebilmekle beraber genellikle saçlı deride küçük, madeni para büyüklüğünde, yuvarlak kel alanlara sebep olur. Her şeyden önce kişi estetiğini önemli ölçüde bozduğu için hastaların içine kapanmasına sebep olan hastalığa erken müdahale ise dermatologların işini oldukça kolaylaştırıyor. Şifa Üniversitesi Hastanesi dermatologlarından Doç. Dr. Fatma Aslı Hapa, saçkıran tedavisinde başarı oranı yüksek yöntemler kullandıklarını belirtirken hastalara da önemli uyarılarda bulundu. Bu uyarıların başında ise hastalığın bir an önce teşhisi ve yayılmasına izin vermeden tedaviye geçilmesi geliyor. Hastalığın, bağışıklık sisteminin kıl foliküllerini yabancı olarak algılayıp onlara karşı savaş açması ve bunun sonucunda kılların dökülmesiyle meydana geldiğini belirten Doç. Dr. Hapa, "Hastalık, tipik olarak saçlı deride bir veya daha fazla kel alanlar, düzgün yamalar şeklinde başlar, inflamasyon veya pullanma görülmez. Genellikle renkli saçlar etkilenir, bu yüzden yaşlılarda kel alan içinde hastalıktan etkilenmeyen birkaç beyaz saçın kaldığına şahit olabilirsiniz. Hasta dermatoloğa geldiğinde, eğer saç kaybı tutulumu sınırlı ise tedavi başarısı yüksektir ancak yaygın hastalıkta başarı oranı düşebilir. Burada erken tanı ve tedavinin önemi büyüktür." diye konuştu. TEDAVİSİ MÜMKÜN Doç. Dr. Hapa'nın verdiği bilgiye göre hastalığın birçok tedavi yöntemi var. Yayılımın sınırlı olduğu hastalarda, lokal steroidli krem ve losyonlar kullanılıyor. Saç kaybının küçük yamalara dönüştüğü durumlarda ise en etkili tedavi yaklaşımı olarak lokal steroid enjeksiyonlar devreye giriyor ancak yaygın ve tedaviye dirençli saçkıranda ise steroid tabletler ve bağışıklık sistemini baskılayan diğer ilaçlar devreye giriyor. Hapa, difensipron tedavisi hakkında ise şu bilgileri verdi: "Sıklıkla alopesi areata tedavisinde kullanılan ve cilde sürüldüğünde alerjik bir reaksiyon oluşturan kimyasal bir maddedir. Saç dökülmesinin yaygın olduğu tüm alopesi areata hastalarında ve her yaşta kullanabiliyoruz. Öncelikle yaygın hastalığı olan çocuklarda ilk tercih tedavi seçeneklerinden biridir. Ağrısız ve acısız bir yöntem olmasının yanısıra ağızdan bir ilaç kullanımına gerek olmaması, difensipron tedavisinin, özellikle yaygın hastalığı olan çocuklarda öncelikli olarak tercih edilmesinde etken olmaktadır." AĞRISIZ BİR YÖNTEM Tedavinin uygulama şekliyle ilgili de bilgi aktaran Fatma Aslı Hapa, "Hasta öncelikle ilacın yüksek bir konsantrasyonu ile saçlı derinin bir bölümünde ilaca karşı duyarlandırılır. Ardından saçların döküldüğü bölgeye ilaç, artan konsantrasyonlarda pamuklu bir çubuk yöntemiyle uygulanır. Tedavi sırasında hiçbir ağrı veya benzeri bir semptom görülmez ancak ilerleyen günlerde ilaç uygulanan bölgelerde kaşıntı, içi su dolu kabarcık, kızarıklık, soyulma, bölgesel lenf bezlerinde büyüme görülebilir. Tedaviye, her hafta sürülen bölgede saç çıkıncaya kadar devam edilir. Bu, ortalama 8-12 hafta arasındadır ancak saç çıkışı gözlenmese bile tedavi 24 hafta boyunca uygulanır. Saç çıkışı sağlandıktan sonra da en az üç ay daha devam edilir." diye konuştu. (CİHAN)
09 Şubat 2016 23:00 | sağlık

sayfa sayısı: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11


Hakkımızda  -  İletişim  -  Gizlilik  -  Firma, Mekan Kayıt

© 2007-2008 ankaradaki.com,  6.0.065