Ana Sayfa     Haberler     Firmalar, Mekanlar     Harita     Hava Durumu    

Ankaralılar için özel derlenmiş haberler. Çeşitli kaynaklardan (hürriyet, milliyet...) Ankara'yla ilgili haberler tek bir yerde toplanıyor.


Ankara Sağlık Haberleri


Soğuk havaların kendini hissettirmesiyle soğuk algınlığı riski de artmaya başladı.Memorial Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Fikret İleri, sinüs enfeksiyonunun ilerlemesi durumunda yüz kemiklerinde iltihaplanmalara, körlüğe hatta menenjitten beyin apsesine kadar birçok ciddi rahatsızlığa sebep olacağını belirtti. Hastalığın kronikleştiği durumlarda uygun ilaç tedavisine yanıt alınamayacağı uyarısında bulunan İleri, “Böyle durumlarda cerrahi tedavi gündeme gelmektedir. Bunun yanında eğer enfeksiyon göze, beyne ve çevre kemik yapılara yayılmışsa yani komplikasyon gelişmişse cerrahi tedavi devreye girmektedir.” dedi. Sinüzitten korunmak için ise şu tavsiyelerde bulundu: “Genel direnci düşürebilecek yorgunluk, uykusuzluk ve dengesiz beslenmeden uzak durulmalı, ıslak saçlarla soğuk havaya çıkılmamalı, klima kullanımına dikkat edilmeli, yaşam alanındaki havanın neminin çok düşük olmamasına özen gösterilmeli.”
21 Ekim 2014 01:59 | sağlık
Uzmanlar, soğuk havaların kendini hissettirmeye başladığı bir dönemde vatandaşları sinüzite karşı uyardı. Çok fazla önemsenmeyen soğuk algınlıklarının bile sinüzitle sonuçlanabileceği belirtildi.Memorial Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü'nden Prof. Dr. Fikret İleri, sinüzit ve bu hastalığın tedavisi hakkında açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. İleri, zonklayıcı baş ağrısı, burun akıntısı ve tıkanıklığı gibi şikâyetlerle kendini gösterebilen sinüzitin, yaşam kalitesini düşüren önemli rahatsızlıkların başında geldiğini söyledi. Dr İleri, "Sinüs enfeksiyonu yayılım gösterdiği takdirde yüz kemiklerinde iltihaplanmalara, körlüğe hatta menenjitten beyin apsesine kadar birçok ciddi tabloya neden olabiliyor." dedi.Viral üst solunum yolu enfeksiyonlarını sinüzitin en önemli sebeplerinden biri olarak nitelendiren Dr, İleri, "Çok fazla önemsenmeyen bir soğuk algınlığı sinüzitle sonuçlanabilmektedir. Dolayısıyla bu konuda çok dikkatli olmak ve hastalığın bulaşmaması için tedbir almak veya bulaşmışsa tedavi olmak çok önemlidir. Özellikle alerjik rinit sorunu olan kişilerin mutlaka tedavi olmaları gerekmektedir. Ayrıca burun içinde anatomik bozukluğu bulunanlar, sigara ve alkol gibi alışkanlıkları olanlar da sinüzite daha sık yakalanmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.Bu tür hastalıklara karşı uygun antibiyotik kullanımının gerektiğini ifade eden İleri, "Antibiyotiklerin yanında destek tedavisi de faydalı olmaktadır. Akut vakalarda tedavi süresi genellikle 2 haftayı bulmaktadır. Kronik vakalarda ise alta yatan hastalığın tedavisinin yanında ilaç tedavisi yaklaşık 1 ay sürmektedir." ifadelerini kullandı.'CERRAHİ TEDAVİ GEREKEBİLİR'Hastalığın kronikleştiği durumlarda uygun ilaç tedavisine yanıt alınamayacağı uyarısında bulunan Dr. İleri, "Böyle durumlarda cerrahi tedavi gündeme gelmektedir. Bunun yanında eğer enfeksiyon göze, beyine ve çevre kemik yapılara yayılmışsa yani komplikasyon gelişmişse yine cerrahi tedavi devreye girmektedir. Cerrahi tedavide yaygın olarak 'endoskopik sinüs cerrahisi' kullanılmaktadır. Kronik bakteriyel sinüzitlerde cerrahi tedavinin başarı şansı oldukça yüksektir." dedi.Dr. İleri, sinüzitten korunmak için ise genel direnci düşürebilecek yorgunluk, uykusuzluk ve dengesiz beslenmeden uzak durulması, ıslak saçlarla soğuk havaya çıkılmaması, klima kullanımına dikkat edilmesi, yaşam alanındaki havanın neminin çok düşük olmamasına özen gösterilmesi önerilerinde bulundu.'DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR'Sinüzitle ilgili yanlış bilinenler ise şunlar:* 'Baş ağrısı genellikle sinüzit belirtisidir.' Yanlış! Baş ağrılarının yaklaşık yüzde 85'inin kaynağı gerilim tipi baş ağrıları, yüzde 10'u migren, sadece yüzde 5'i ise sinüzit benzeri sorunlardır.* 'Geniz akıntısı sadece sinüzitte ortaya çıkar.' Yanlış! Geniz akıntısı birçok nedene bağlı olarak gelişen bir belirtidir. Reflü ve alerjik rinit benzeri pek çok hastalık ve hava kirliği ile sigara alışkanlığına bağlı olarak görülebilir.* 'Sinüzit bir enfeksiyon hastalığıdır.' Yanlış! Enfeksiyon sinüzit hastalığının sadece bir formudur. Geniş bir hastalık grubu olan sinüzitin nazal polip formu, gerek sebebi gerekse tedavisi tamamen farklı bir hastalıktır.* 'Sinüzit ameliyatından sonra hastalık genellikle nükseder.' Yanlış! Uygun tanı ve uygun yapılan cerrahinin başarısı yüzde 90'ın üzerinde seyretmektedir.(CİHAN)
20 Ekim 2014 15:25 | sağlık
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Eğitimin Kültürel Temelleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sedat Sever, çocuklara öğrenme yolunda engel konulmaması gerektiğini belirterek, "Merak duygusu bastırılmış çocuk öğrenemez" dedi.Özel Adana Başkent Okulları, 'Okuma Kültürü ve Etkinliklerle Türkçe Semineri'nin üçüncüsü düzenlendi. Okulun tiyatro salonunda gerçekleşen semineri Prof. Dr. Sedat Sever, yazar Toprak Işık, Dünyalı Dergisi Yayın Yönetmeni Yıldıray Karakiya ve yazar Ferda İzbudak Akıncı yönetti. Yoğun bir katılımla gerçekleştirilen seminerde, izleyiciler merak ettikleri soruları sorma imkanı da buldu.Çocukların okul türü öğrenmede başarılı olmaları ve kendi duygu, düşüncelerinin tanıklığında yaşamlarını yönetebilme yeteneklerini geliştirmeyi konu alan seminerde, Toprak Işık "Çocuklar neden kitap okumalı, çocukların kitap algısı", Ferda İzbudak Akıncı "Bir yazarın gözünden okul kavramı, okuma kültürü nasıl kazanılır?", Yıldıray Karakiya "Çocuk dergileri ve dergi okuma kültürü", Prof. Dr. Sedat Sever "Çocuk ve gençlere okuma kültünü nasıl kazandırılır" konularında görüşlerini aktardı.Temel eserler dışında çağdaş çocuk edebiyatını öğretmenlere tanıtmaktan duyduğu mutluluğu ifade eden Prof. Dr. Sedat Sever, "Adana'da böyle bir bilimsel etkinliğin gerçekleştirilmiş olması beni çok mutlu etti. Çocukların görsel, işitsel, duyu algıları erken dönemde uyarılmazsa, çocukları öğrenme sürecine katamazsınız. Bu durumda çocuğun doğasındaki öğrenme, bilme ve keşfetme gereksinimlerini bastırırsınız. Merak duygusu bastırılmış çocuk okul türü öğrenmede de başarılı olamaz. Okul türü öğrenmesi başarısız olan bir çocukta herhangi bir ortamda karşılaştığı sorunu iletişim becerisini kullanarak çözemez. Bir çocuğun yaşamında okuma kültürü yoksa o çocuğun yaşamı eksiktir" dedi.Okuma kültürünün öneminin bir kez daha vurgulandığı seminer sonunda katılımcılara sertifikaları verildi.(CİHAN)
20 Ekim 2014 11:21 | sağlık
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri için sevenlerinin dualar okuduğu ‘Bediüzzaman mevlitleri’ 14 yıl aradan sonra yeniden başladı. Dün Ankara Kocatepe Camii’nde gerçekleştirilen programda Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce seveni Bediüzzaman Hazretleri için Kur’an-ı Kerim okudu.Büyük İslam âlimi ve müceddidi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin ruhu için Ankara Kocatepe Camii’nde öğle namazını müteakiben Kur’an-ı Kerim ve Mevlid-i Şerif okundu. Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce Risale-i Nur talebesi, Kocatepe Camii’ne sığmadı. Valilikten izin alınamadığı için 14 yıl yapılamayan mevlidi, misafirler cami avlusundan dinlemek zorunda kaldı.Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kazım Güleçyüz, insanların uzun zamandır beklediği bu buluşmanın adeta bir bayram sevinci oluşturduğunu belirtti. En son 2000 yılında ‘Bediüzzaman mevlidi’ düzenlediklerini hatırlatan Güleçyüz, “2001 yılında 11 Eylül olaylarının Türkiye’deki yansımalarını gerekçe göstererek, valilik bize bir tebligat yaptı. ‘Bunu yapmayın’ dedi. O günden bu zamana kadar yapmamıza müsaade edilmedi. İlgili resmî mercilerde hemen her yıl yoklama yaptık. Ama gördük ki pek müsait değil. 14 yıl aradan sonra tekrar yapmış olmamız şunu gösterdi ki; Türkiye artık yavaş yavaş o keyfî engellemelerin yapılabildiği ortamdan bir ölçüde uzaklaşmaya başlıyor.” dedi.Bu mevlidi yaptıkları gibi Risale-i Nur’lar üzerindeki bandrol engelinin de kalkması gerektiğini vurgulayan Güleçyüz, “Bugün bandrol engelinin 200’üncü günü. Devlet tekeli saçmalığının da bertaraf edildiği günlere de erişmeyi ümit ediyoruz. Bu hizmetler keyfî bir engelle karşılaşmadan gelişerek devam etsin. Çünkü bu hizmetlere bütün insanlığın ihtiyacı var.” ifadesini kullandı.Bediüzzaman Hazretleri’nin, Kur’an’ın bu zamana bakan mesajlarını eserlerinde ortaya koyan bir âlim olduğunu dile getiren Güleçyüz, “Üstad diyor ki ‘Zaman ihtiyarladıkça Kur’an gençleşir.’ Bunun tezahürlerini her alanda görüyoruz. Bu zamanın insanlarının ihtiyaç duyduğu ne varsa Üstad’ın eserlerinde mevcuttur. Bu eserlere bu kadar sahip çıkılması, okunması, dünya dillerine çevrilmesi ve üniversitelerde akademik mahfillerde çok ciddi çalışmalara konu edilmesinin, uluslararası sempozyumlarda ele alınmasının altında Kur’an’dan beslenmesi var.” diye konuştu.Bediüzzaman’ın devlet yöneticileri ta-rafından yeterince anlaşılamadığını belirten Güleçyüz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Üstad vefatına yakın bir beyanatında diyor ki: ‘Büyük kafalar beni anlamıyor.’ Maalesef eğer anlaşılabilmiş olsaydı, gerekleri yapılabilmiş olsaydı bu sıkıntıları yaşamazdık. Kobani olaylarını yaşamazdık. Irak, Suriye bu halde olmazdı. Kürt meselesi olarak isimlendirilen mesele olmazdı. Terör meselesi olmazdı. Ahlakî problemler olmazdı. Çok daha farklı bir iklimde yaşıyor olurduk.”Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin talebelerinden Mustafa Sungur Ağabey’in oğlu Muhammed Nur Sungur, 14 yıl gibi uzun bir süredir bu programın yapılamamasının büyük bir eksiklik olduğunu belirtti. Sungur, “Üstad’ın hatırasının her zaman yâd edilmesi lazım. Çünkü Üstad’ımız bu ülkeye ve İslam âlemine ışık tutan, ışık bir şahsiyet. İnşallah bu mevlit de büyük hayırlara vesile olur kanaatindeyim. En azından böyle bir dönemde, uhuvvete, tesanüde, birliğe, beraberliğe vesile olması bakımından inşallah ehemmiyet arz ediyor. Tertipleyenlerden Allah razı olsun.” dedi. Bediüzzaman’ın ‘Asayişe bin hâkim ve savcı kadar hizmet ettim.’ şeklindeki ifadelerini de hatırlatan Sungur, “Risale-i Nur talebeleri asayişin muhafızlarıdır. Hiçbir şekilde Risale-i Nur’dan istifade eden, feyzalan insanlar, teröre, anarşiye, bozgunculuğa bulaşmazlar. Bunları bu şekilde itham edenler de maalesef tarihî bir yanılgı içerisindeler.” ifadelerini kullandı. Sungur, bütün meselenin Risale-i Nur’ları okuyup yaşamakta gizli olduğunu kaydetti.Programda konuşan Yeni Asya Yönetim Kurulu üyesi Ali Vapurlu, “İlki 28 Ekim 1990 tarihinde Kocatepe Camii’nde okutulan Bediüzzaman mevlitleri o tarihten 2000’e kadar aralıksız yapıldı. 2001’de valilik onay vermediği, sonraki yıllarda da ‘olur’ alınamayacağı görüldüğü için gerçekleşmedi. Yeniden idrak edebilmeyi bizlere nasip eden Rabb’imize sonsuz hamd ü senalar olsun.” dedi.Bediüzzaman Said Nursi’nin tespitlerini aktaran Vapurlu, “Bu hakikatleri göz önünde bulundurup her zamankinden daha fazla saflarımızı sıklaştırarak dahili ve harici fitne ve fesat odaklarının oyunlarına gelmeden ve tuzaklarına düşmeden birliğimizi ve beraberliğimizi koruyarak memleketimizin ve milletimizin müspet iman ve Kur’an hizmetlerini tehdit eden tehlikelere karşı her zamankinden daha fazla dikkatli ve duyarlı olmalıyız.” diye konuştu.
20 Ekim 2014 04:29 | sağlık
Büyük İslâm âlimi ve Kur’ân müfessiri Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin vefatının 44. yılı münasebetiyle pazar günü Ankara Kocatepe Camii’nde mevlit okutulacak.Yeni Asya Gazetesi tarafından düzenlenen mevlit programı öğle namazından sonra Kur’ân-ı Kerim okunması ile başlayacak. Mevlidi takiben hatim ve mevlit duası yapılacak. Program ikindi namazı ile sona erecek. Mevlide bakanlar, siyasî parti yöneticileri, milletvekilleri, bürokratlar, üniversite mensupları, gazeteciler ile sivil toplum örgütleri temsilcileri ve çok sayıda kişi davet edildi. Her kesime açık olan mevlide katılımın yüksek olması bekleniyor. İlki 28 Ekim 1990 tarihinde Kocatepe Camii’nde okutulan Bediüzzaman mevlitleri o tarihten 2000 yılına kadar aralıksız yapılmış; 2001’de valilik “onay” vermediği, sonraki yıllarda da “olur” alınamayacağı görüldüğü için gerçekleşmemişti.
18 Ekim 2014 02:00 | sağlık
Sağlık Bakanlığı, organ bağışı konusunda farkındalığı artırmak amacıyla 'kısa film' yarışması düzenliyor. Amatör film yapımcılarını organ bağışı temasında, orijinal kısa filmleriyle katılacağı yarışmanın birincisine GoPro Hero3 Aksiyon Kamera hediye edilecek.Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse ettiği ve Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün Yararlanıcı Kuruluş olduğu 'Organ Bağışında Uyum İçin Teknik Yardım' projesi çalışmaları devam ediyor. Proje çerçevesinde 2014 Organ Bağışı Kısa Film (Sosyal Reklam) Yarışması düzenliyor. Amatör film yapımcılarını organ bağışı temasında, orijinal kısa filmleriyle bu yarışmaya katılabilecek. 2014 Organ Bağışı Kısa Film yarışmasının amacı organ bağışı konusundaki farkındalığını artırmak, katılımcıların bu konuya sinema perspektifinden eğilmelerini sağlamak olarak belirlendi. Ödül kazanan film 22 Ocak 2015 tarihinde ilan edilecek. Yarışmayı kazanan kısa film sahibi GoPro Hero3 Aksiyon Kamera kazanacak. Ekim ayında başlayan yarışmaya katılmak için son tarih 26 Aralık 2014 saat 16:00 olarak açıklandı. Kazanan katılımcı 29 Ocak 2015 tarihinde Ankara'da yapılacak olan proje toplantısında ödülünü alacak. Başvuru ile ilgili tüm detaylar için www.organbagisiprojesi.com adresinden öğrenilebilecek. (CİHAN)
14 Ekim 2014 11:58 | sağlık
Havaların soğuması ile birlikte sıcaklık ve nem oranı değişiklikleri, kapalı mekanlarda geçirilen zamanın uzaması gibi nedenler, çocukların enfeksiyon hastalıklarına yakalanma riskini artırıyor. Uzmanlar, bu dönemde alınacak basit önlemlerle çocukların hastalıklara yakalanmayıp sağlıklı kalmaları mümkün olabileceğini belirtiyor.Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. Ahmet Demir, çocukları sonbaharda hastalıklardan korumanın yolları hakkında bilgiler verdi.Çocukların kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak tutulması gerektiğini belirten Doç. Dr. Ahmet Demir, "Çocuklar soğuk havalarda kalabalık ortamlarda daha fazla vakit geçirmekte ve başta üst solunum yolları olmak üzere damlacık yolu ile bulaşan enfeksiyonlara daha fazla yakalanmaktadırlar. Sonbaharın gelişiyle bademcik iltihapları da artış göstermektedir. Çocukların hastalıkları süresince okul, alışveriş merkezi gibi kalabalık ortamlardan uzak tutulmaları salgın riskini azaltacaktır." dediKULAKTA AĞRI, KAŞINTI VE AKINTIYI ÖNEMSEYİNKulak ağrısı, kaşıntısı ve akıntısının ciddiye alınması ve hemen hekime baş vurulmasını ifade den Ahmet Demir, "Kulak enfeksiyonları, dış kulak yolu veya orta kulak iltihabı şeklinde kendini göstermektedir.Dış kulak yolu enfeksiyonları sonbahar ve kış aylarında artmaktadır. Kulakta ağrı, ateş, akıntı veya kaşıntı olması durumunda vakit kaybetmeden hekime başvurulmalıdır. Orta kulak iltihapları, çocukta işitme kaybı, menenjit, yumuşak doku ve komşu kemik yapılarda enfeksiyon gibi ciddi komplikasyonlara yol açma riski nedeniyle ciddiye alınmalı ve bir uzmana başvurmada geç kalınmamalıdır.Orta kulak enfeksiyonları, sıklıkla üst solunum yolları enfeksiyonuyla birliktelik göstermektedir. Dolayısıyla üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak, kulak enfeksiyon riskini de azaltacaktır. Orta kulak iltihapları, enfeksiyonuz sıvı birikimi, kronik sıvı toplanması veya akut enfeksiyon şeklinde kendini gösterebileceği için her zaman antibiyotik tedavisi gerektirmez. O nedenle dikkatle incelenmeli ve ilaç kararı doğru verilmelidir." ifadelerini kullandı.GÖZDEKİ ŞİKAYETLER İHMAL EDİLMEMELİGözde kanlanma, çapaklanma, batma, yeşil akıntı, göz çevresinde şişme gibi şikayetlerle ortaya çıkan göz enfeksiyonları, erken önlem alınmaz ve doğru tedavi edilmezse tüm göz küresini kapsayan yaygın bir enfeksiyona dönüşe bileceğine kaydeden Demir, "Göz enfeksiyonlarının kaynağı genelde; yıkanmamış ellerle göze temas edilmesi ve çocuğun yüzüne karşı enfekte bireyin hapşırması ya da öksürmesidir.Göz enfeksiyonlarından korunmada temel yaklaşım kullanılan su kaynaklarının hijyenik olmasıdır. Diğer önemli nokta el yıkamadır, çocuklara el yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır. Hapşıran, öksüren, aksıran bireyler ve döküntüsü olan çocuklar mümkün oldukça diğer çocuklardan uzak durmalı veya maske takmalıdır." şeklinde konuştu.MİKROPLARA 5 KARDEŞ GÖSTERİNÇocukların değişik gıdalarla beslenmeleri, ortamdaki tuvaletlerin temizlik durumu, bağırsak enfeksiyonlarına yakalanma risklerini artırdığını belirten Demir, "Bağırsak enfeksiyonlarından korunmada en önemli yol, el yıkamadır.İshal ve kusma durumlarında dikkat edilmesi gereken bol sıvı alımının sağlanmasıdır. Böylelikle vücudun sıvı, elektrolit ve metabolik dengesi bozulmayacak ve şikâyetler çoğunlukla kendiliğinden iyileşecektir. İshal dönemlerinde özellikle beş gıda günlük olarak bolca tüketilmelidir. Bunlar mikroplara "Beş kardeş" gösterme şeklinde de ifade edebileceğimiz su, ayran, yoğurt, taze sıkılmış meyve suları ve çeşitli çorbalardır. Eğer çocukta kanlı ishal, dirençli kusmalar ve ateş varsa zaman kaybedilmeden doktora başvurulmalıdır. Gerekli testlerden sonra uygun tedaviler planlanmalıdır." dediANNE BABALARIN ALMASI GEREKEN ÖNLEMLERDoç. Dr. Ahmet Demir, anne babaların alması gereken önlemleri şöyle sıraladı:* Çocuğunuzu havanın sıcaklığına göre giydirin. Kalın parçalar yerine ince katlar ile ortam ısısına uyum sağlayabilir.* Gün içerisinde 4 besin grubundan da ölçülü bir şekilde almasına özen gösterin. Çocuğunuzu abur cuburlardan uzak tutun, onun yerine meyve ve yoğurt gibi sağlıklı ara öğünler tüketmesini sağlayın.* Çocuklara asitli içecekler ve hazır meyve suları vermeyin. Onun yerine suyu sevdirmek için ilgisini çekebilecek bardaklar alabilirsiniz.* Mevsime göre uyku düzenini oluşturun, mutlaka rahat bir yatakta ve uygun bir ortamda uyumasını sağlayın. * Onu mümkün olduğunca sigara dumanından uzak tutun. * Huzurlu bir aile ortamının çocuk sağlığı için çok önemli olduğunu unutmayın.(CİHAN)
13 Ekim 2014 12:19 | sağlık
Uzmanlar, alkol kullanan ve sıklıkla sigara içen orta-ileri yaş erkeklerde görülen gırtlak kanserinin; ses kısıklığı, yutmada güçlük ile nefes darlığı gibi yakınmalarla kendini gösterebileceğini belirtti. Bu belirtilerden herhangi biri ortaya çıktığında vakit kaybetmeden mutlaka doktora başvurulmalı diyen uzmanlar, böylece hastalığın erken teşhis edilmesini sağlayarak tedavi şansının artırılabileceğini vurguladı.Memorial Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü'nden Prof. Dr. Ahmet Köybaşıoğlu, ses kısıklığı ve gırtlak kanseri ilişkisi hakkında bilgi verdi. Sigara ve alkolün kanser riskini 10 kat artırdığını söyleyen Prof. Köybaşıoğlu, "Kanser oluşumunda bilinen en önemli etken sigaradır. Sigara kullananlarda kansere yakalanma riski, içmeyenlere göre 4-5 kat kadar daha fazladır. Ayrıca tedavi sonrası sağ kalım oranları sigara kullanan kişilerde kullanmayanlara oranla daha düşüktür. Riski artıran diğer önemli bir faktör de alkol kullanımıdır. Gırtlağın üst kısmının yemek yoluyla yakından ilişki halinde olması, alkolün gırtlağın üst kısmına ve yutak yolunun başlangıç bölümüne temas etmesi bu etkiyi oluşturmaktadır. Sigara kullanımına alkol kullanımı da eklendiğinde kansere yakalanma riski sigara ve alkol kullanmayanlara göre 10 kata kadar artmaktadır. Bunların yanı sıra mide suyunun yukarı kaçması olarak da bilinen reflü hastalığı da gırtlak kanserinin oluşumunda rol oynamaktadır." dedi.Boyun bölgesindeki şişliklere dikkat edilmeli diyen Prof. Dr. Ahmet Köybaşıoğlu, "Gırtlak kanseri, tümörün gırtlaktaki yerleşim yerine göre farklı belirtiler vermektedir. Tümör ses tellerinde ise ilk belirtileri genellikle ses kısıklığı, gırtlağın üst kısmında ise boğazda kitle hissi, kulağa vuran ağrı, yutma zorluğu, gırtlağın alt kısmında ise nefes darlığı şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Tümör büyüyünce hangi bölge olursa olsun tüm bu belirtiler birlikte görülebilir. Bir diğer önemli belirti de boyun bölgesinde karşılaşılan şişliklerdir. Daha önceden saptanmayan bir şişliğin ortaya çıkması, dikkat çekici boyutlara gelmesi, kanserin boyundaki lenf bezlerine yayıldığının bir işareti olabilir." diye konuştu. Tanı ve tedavi için geç kalınmaması gerektiğini belirten Prof. Köybaşıoğlu şunları ifade etti: "Gırtlak kanserinin tanısı muayene ile gerçekleştirilmektedir. Şüpheli bir durumla karşılaşıldığı takdirde, tümörden parça alınması (biyopsi) gerekmektedir. İşlem sırasında hastaya herhangi bir kesi yapılmadan ağız yoluyla sokulan borulardan gırtlak mikroskop altında incelenmekte ve tümör dokusundan parça alınarak patolojik incelemeye gönderilmektedir. Ardından saptanan bulgularla tümörün klinik evrelemesi yapılmaktadır. Radyolojik inceleme yöntemleriyle de (Tomografi, manyetik rezonans (MR) görüntüleme) ek bilgiler sağlanarak evrelemenin doğruluğu artırılmaktadır.Gırtlak kanserinin tedavisinde kullanılan cerrahi işlemler kısmi gırtlak çıkarılması (parsiyel) ya da gırtlağın tamamının çıkarılması (total larenjektomi) olarak gruplandırılmaktadır. Kısmi teknikler; kesi yapılmadan ağız içinden çalışılarak tümörün aletlerle veya lazer ile çıkarılması ya da boyundan kesi yapılarak çıkarılmasıdır. Ağız içinden yapılan kısmi tekniklerden sonra hastada kalıcı olarak nefes borusunda delik açılması (trakeotomi ) yapılmaz ve hasta normal şekilde beslenir ve nefes alır. Ancak dışardan yapılan kısmi ameliyatlarda bir süre delik açılmasına ihtiyaç duyulur ama sonuçta bu delik kapatılır. Gırtlağın tümünün çıkarıldığı ameliyatlarda ise hasta sesini tamamen kaybeder ve boynunda kalıcı bir delik ile yaşamak durumunda kalır. Ağız yolu ile yutmasında ise bir değişiklik olmaz. Gırtlağın tümünün çıkarıldığı ameliyatlardan sonra hastanın yeniden ses çıkarabilmesi için de pilli cihazlar, yemek borusu sesi çıkarma eğitimi ya da nefes borusuna cihaz takma işlemleri uygulanabilir."Kemoterapi ile tümörün yok edilebileceğini dile getiren Prof. Dr. Ahmet Köybaşıoğlu, "Hastalığın tedavisinde erken dönemlerde radyoterapi tek başına oldukça etkili bir yöntemdir. İleri evrelerde ise tek başına radyoterapi yeterli olmamakta ve kemoterapi ile birlikte (kemoradyoterapi) ya da cerrahi sonrasında ek tedavi (adjuvant) şeklinde devreye girmektedir. İleri evrelerde gırtlağın tamamen çıkarılmasına gerek kalmadan kemoradyoterapi ile organ koruma sağlanarak tümörün yok edilmesi mümkün olabilmektedir. Böylece hasta sesini ve nefes alma fonksiyonlarını kaybetmeden yaşamını sürdürebilir." dedi.Hasta tedavi sonrası kontrollerini kesinlikle aksatmamalı diyen, "Hastaların tedavi sonrasında da yakından takip edilmeleri gereklidir. İlk bir yılda 1.5 ayda bir, 4 yıla kadar 2-3 ayda bir, 4. yıldan sonra da 6 aylık rutin muayeneler yapılmalıdır. Bu sayede tekrar eden ya da uzak organlara yayım (metastaz) yapmış tümörler erkenden saptanabilir. Gırtlağın tam çıkarılmadığı kısmi ameliyatlardan ya da radyoterapiden sonra hastaların sigara ve alkol kullanmaya devam etmeleri kanserin tekrar etme oranını arttırıcı bir faktördür. Takiplerde bu konuya da özellikle dikkat etmek gerekmektedir." diye konuştu.(CİHAN)
29 Eylül 2014 14:49 | sağlık
Kurbanlarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak isteyenler, bu yıl da yardım kuruluşlarının düzenlediği kurban kampanyalarına yoğun ilgi gösteriyor. Kimse Yok mu, Deniz Feneri, Kızılay, Cansuyu ve İHH gibi dernekler, kurban sevincine dünyanın her yerinde yaşayanları ortak edecek.Kimse Yok mu, Deniz Feneri, Cansuyu, Kızılay ve İHH gibi yardım kuruluşları bu yıl da Türkiye’de ve dünyanın dört bir tarafında kurban kesecek. Kimse Yok mu Derneği, Kurban Bayramı’nda 100 ülkede keseceği 50 bin hisse kurbanla 250 bin aileye ulaşmayı hedefliyor. Bunun yanında yurtiçinde de birçok ilde kesimler yapacak olan dernek, 80 bin aileye ulaşmayı planlıyor. Yurtiçi ve yurtdışında toplamda 22 bin hisse kurban kesmeyi hedefleyen Deniz Feneri Derneği ise bu hisselerin 2 binini Türkiye’de, 20 bin hisselik kısmını ise yurtdışında kesmeyi hedefliyor. Toplamda 100 bin aileye ulaşmak istediklerini kaydeden dernek, yoğun olarak afetlerin yaşandığı ülkeler ve iç savaş nedeniyle zor günler geçiren Afrika bölgesine öncelik verecek. Bu yıl Gazze, Suriye kampları, Irak kampları, Somali kampları, Arakan, Patani, Moro gibi sıkıntılı bölgelere ağırlık vereceklerini açıklayan Cansuyu Derneği ise 1 milyon kişiye ulaşmayı hedefliyor. Kimse Yok mu Derneği Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Fazlıoğlu, 40 binin üzerindeki hisseyi Doğu ve Güneydoğu’daki ihtiyaç sahibi ailelere ulaştıracaklarını ifade ediyor. Suriyeliler ile ilgili çalışmalarının da olduğunu kaydeden Fazlıoğlu, “Nizip, Gaziantep, Kilis, Yayladağı ve Reyhanlı olmak üzere bazı bölgelerde dağıtım yapacağız. Yaklaşık 4 bin Suriyeli aileye ulaşmayı hedefliyoruz.” diyor. 50 bin kayıtlı gönüllüsü bulunan Kimse Yok mu Derneği, bu Kurban Bayramı’nda da onlar yardımı ile birçok ülke ve ilde dağıtımlarını gerçekleştirecek. Somali, Kamboçya, Filipinler, Burkina Faso, Etiyopya, Filistin, Moğolistan gibi 100 ülkede kurban kesimlerini gerçekleştirmeyi planlayan Kimse Yok mu Derneği, görüşmeler neticelendiği takdirde bu sene Bolivya, Nikaragua, Guatemala gibi ülkelerde ilk defa kurban kesimi gerçekleştirecek. Kimse Yok mu Yurtdışı Yardımlar Koordinatörü Yusuf Yıldırım da kurban kesimi yapılacak bazı ülkeleri şöyle sıraladı: Panama, Meksika, Arnavutluk, Venezuela, Peru, Paraguay, Jamaika, Dominik Cumhuriyeti, Haiti, Yemen, Nepal, Hindistan, Bangladeş, Myanmar, Afganistan. Yusuf Yıldırım, kurban kesim aşaması hakkında şu bilgileri verdi: “Bir kesim yerinde olmazsa olmaz noter, din görevlisi ve bizim görevlilerimiz bulunuyor. Bunlar hem kesim aşamasında hem kesim sonrasında kurban etlerinin tartılmasında muhakkak kontrol ediliyor. Veteriner hekim kurbanlıkları ve etleri kontrol ediyor. Kurbanların başında tek tek isimler okunuyor. Noter huzurunda kayda alınan kurban kesen isimlere ‘Kurbanınız şurada kesilmiştir’ diye bir kısa mesaj gönderiyoruz.”
23 Eylül 2014 07:41 | sağlık
Kurbanlarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak isteyenler, bu yıl da yardım kuruluşlarının düzenlediği kurban kampanyalarına yoğun ilgi gösteriyor. Kimse Yok mu, Deniz Feneri, Kızılay, Cansuyu ve İHH gibi dernekler, kurban sevincine dünyanın her yerinde yaşayanları ortak edecek.Kimse Yok mu, Deniz Feneri, Cansuyu, Kızılay ve İHH gibi yardım kuruluşları bu yıl da Türkiye’de ve dünyanın dört bir tarafında kurban kesecek. Kimse Yok mu Derneği, Kurban Bayramı’nda 100 ülkede keseceği 50 bin hisse kurbanla 250 bin aileye ulaşmayı hedefliyor. Bunun yanında yurtiçinde de birçok ilde kesimler yapacak olan dernek, 80 bin aileye ulaşmayı planlıyor. Yurtiçi ve yurtdışında toplamda 22 bin hisse kurban kesmeyi hedefleyen Deniz Feneri Derneği ise bu hisselerin 2 binini Türkiye’de, 20 bin hisselik kısmını ise yurtdışında kesmeyi hedefliyor. Toplamda 100 bin aileye ulaşmak istediklerini kaydeden dernek, yoğun olarak afetlerin yaşandığı ülkeler ve iç savaş nedeniyle zor günler geçiren Afrika bölgesine öncelik verecek. Bu yıl Gazze, Suriye kampları, Irak kampları, Somali kampları, Arakan, Patani, Moro gibi sıkıntılı bölgelere ağırlık vereceklerini açıklayan Cansuyu Derneği ise 1 milyon kişiye ulaşmayı hedefliyor. Kimse Yok mu Derneği Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Fazlıoğlu, 40 binin üzerindeki hisseyi Doğu ve Güneydoğu’daki ihtiyaç sahibi ailelere ulaştıracaklarını ifade ediyor. Suriyeliler ile ilgili çalışmalarının da olduğunu kaydeden Fazlıoğlu, “Nizip, Gaziantep, Kilis, Yayladağı ve Reyhanlı olmak üzere bazı bölgelerde dağıtım yapacağız. Yaklaşık 4 bin Suriyeli aileye ulaşmayı hedefliyoruz.” diyor. 50 bin kayıtlı gönüllüsü bulunan Kimse Yok mu Derneği, bu Kurban Bayramı’nda da onlar yardımı ile birçok ülke ve ilde dağıtımlarını gerçekleştirecek. Somali, Kamboçya, Filipinler, Burkina Faso, Etiyopya, Filistin, Moğolistan gibi 100 ülkede kurban kesimlerini gerçekleştirmeyi planlayan Kimse Yok mu Derneği, görüşmeler neticelendiği takdirde bu sene Bolivya, Nikaragua, Guatemala gibi ülkelerde ilk defa kurban kesimi gerçekleştirecek. Kimse Yok mu Yurtdışı Yardımlar Koordinatörü Yusuf Yıldırım da kurban kesimi yapılacak bazı ülkeleri şöyle sıraladı: Panama, Meksika, Arnavutluk, Venezuela, Peru, Paraguay, Jamaika, Dominik Cumhuriyeti, Haiti, Yemen, Nepal, Hindistan, Bangladeş, Myanmar, Afganistan. Yusuf Yıldırım, kurban kesim aşaması hakkında şu bilgileri verdi: “Bir kesim yerinde olmazsa olmaz noter, din görevlisi ve bizim görevlilerimiz bulunuyor. Bunlar hem kesim aşamasında hem kesim sonrasında kurban etlerinin tartılmasında muhakkak kontrol ediliyor. Veteriner hekim kurbanlıkları ve etleri kontrol ediyor. Kurbanların başında tek tek isimler okunuyor. Noter huzurunda kayda alınan kurban kesen isimlere ‘Kurbanınız şurada kesilmiştir’ diye bir kısa mesaj gönderiyoruz.”
23 Eylül 2014 04:41 | sağlık
Zaman’ın gündeme getirdiği kemik iliği naklinde kardeşi olmayan 55 yaş üstü hastalara getirilen ilik nakli yasağı kaldırıldı. Yeni yönetmeliğe göre ilik nakli olacak hastalara yaş ve hastalık evresine bakılmayacak. Nakil için yaş sınırlaması söz konusu olmayacak ve 55 yaş üstü hastaların kardeşi olmasa bile bulacağı ilik için devletten yardım alabilecekler. Sağlık Bakanlığı’nın geçtiğimiz mart ayında yayımladığı kemik iliği nakline, yaş ve evre şartı getiren yönetmeliği büyük tepki görmüştü. Lösemi hastaları için büyük hayal kırıklığı meydana getiren yönetmeliğe en büyük tepkiyi Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Muhit Özcan gösterdi. Özcan, yönetmeliği ‘düzenleme’ olarak değil ‘yasaklama’ olarak nitelendirerek “Yönetmeliğe göre 65 yaşını doldurmuş hastalara ilik nakli yapmak yasak. Bakanlık 55 yaşını doldurmuş bir hastanın kardeşi yoksa dünya ilik bankasına başvurarak dünyadan verici bulmasının da önüne geçiyor.” ifadelerini kullandı. Konunun medyada yer almasıyla hastaların da tepkisini çekti. Yeni bir düzenleme yapan Sağlık Bakanlığı, yönetmelikteki yaş sınırlamasını kaldırdı. Prof. Özcan, “Avrupa Kemik İliği Transplantasyon Cemiyeti’nin yıllardır uyguladığı ve sürekli güncellediği rehber bizde de yayınlanmış oldu.” dedi. Türkiye’de kök hücre nakillerinin, hem kamu hem özel hastanelerde herhangi bir ek ücret talep edilmeksizin devlet tarafından karşılandığını hatırlatan Özcan, “Son on yılda kök hücre nakli yapılan merkez sayısı 5 kat artarken, bu merkezlerde yapılan nakillerde ise 10 katlık bir artış oldu. 2010’da bin 250 nakil yapan Türkiye, 3 yıl sonra 3 binin üzerinde nakil gerçekleştirerek Avrupa’da dördüncü sıraya yükseldi.” dedi.
21 Eylül 2014 04:59 | sağlık
Zaman’ın gündeme getirdiği kemik iliği naklinde kardeşi olmayan 55 yaş üstü hastalara getirilen ilik nakli yasağı kaldırıldı. Yeni yönetmeliğe göre ilik nakli olacak hastalara yaş ve hastalık evresine bakılmayacak. Nakil için yaş sınırlaması söz konusu olmayacak ve 55 yaş üstü hastaların kardeşi olmasa bile bulacağı ilik için devletten yardım alabilecekler. Sağlık Bakanlığı’nın geçtiğimiz mart ayında yayımladığı kemik iliği nakline, yaş ve evre şartı getiren yönetmeliği büyük tepki görmüştü. Lösemi hastaları için büyük hayal kırıklığı meydana getiren yönetmeliğe en büyük tepkiyi Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Muhit Özcan gösterdi. Özcan, yönetmeliği ‘düzenleme’ olarak değil ‘yasaklama’ olarak nitelendirerek “Yönetmeliğe göre 65 yaşını doldurmuş hastalara ilik nakli yapmak yasak. Bakanlık 55 yaşını doldurmuş bir hastanın kardeşi yoksa dünya ilik bankasına başvurarak dünyadan verici bulmasının da önüne geçiyor.” ifadelerini kullandı. Konunun medyada yer almasıyla hastaların da tepkisini çekti. Yeni bir düzenleme yapan Sağlık Bakanlığı, yönetmelikteki yaş sınırlamasını kaldırdı. Prof. Özcan, “Avrupa Kemik İliği Transplantasyon Cemiyeti’nin yıllardır uyguladığı ve sürekli güncellediği rehber bizde de yayınlanmış oldu.” dedi. Türkiye’de kök hücre nakillerinin, hem kamu hem özel hastanelerde herhangi bir ek ücret talep edilmeksizin devlet tarafından karşılandığını hatırlatan Özcan, “Son on yılda kök hücre nakli yapılan merkez sayısı 5 kat artarken, bu merkezlerde yapılan nakillerde ise 10 katlık bir artış oldu. 2010’da bin 250 nakil yapan Türkiye, 3 yıl sonra 3 binin üzerinde nakil gerçekleştirerek Avrupa’da dördüncü sıraya yükseldi.” dedi.
21 Eylül 2014 01:59 | sağlık
Mide bölgesinde ağrı, şişkinlik, gaz, açlık hissi ve sık yemek yeme isteği ile kendini belli eden gastrit, tedavi edilmezse kronikleşerek mide kanserine doğru giden bir tabloya yol açabiliyor. Uzmanlar, kronik gastritin mide kanserine neden olmaması için bol miktarda taze sebze ve meyve tüketilmesini önerirken sigaradan da uzak durulması gerektiğini belirtti.Memorial Ankara Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü Doç. Dr. Zülfikar Polat, kronik gastrit ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Gastrit'in bağışıklık sistemi yetersiz kaldığında kronikleşebiliceğini söyleyen Polat, "Kronik gastritin en yaygın görülen nedenlerinden biri yüzde 80-85 oranda mide sıvısı altında yaşayabilen helikobakter piloridir. Bunun dışında kimyasal gastrit, otoimmun gastrit gibi nedenlerle de kronik gastrit gelişebilmektedir. Helikobakter pilori, genellikle çocukluk çağlarında bağışıklık sistemi tam olarak oturmamışken, kirli sulardan bulaşmaktadır." dedi 'GASTRİT DOKU DEĞİŞİKLİKLERİNE BU DURUM DA KANSERE NEDEN OLUYOR'Kronik gastritin ilerledikçe mide bezlerinde çekilmeye ve doku değişikliklerine (atrofik gastrit ve intestinal metaplazi) neden olabileceğini belirten Polat, şunları söyledi: "Mide bezlerinde doku değişiklikleri olan hastalarda mide kanseri dört kat daha fazla görülmektedir. Bu doku değişiklikleri mideden endoskopi ile alınan biyopsilerle saptanabilmektedir. Bu nedenle bu tür hastaların belli zaman aralıklarında endoskopik olarak takip edilmeleri gerekmektedir. Midede ileri derece doku değişikliği saptandığı zaman hasta çok daha yakından takip edilmelidir. Bu bölgeler özel endoskoplarla veya boyama yöntemleri ile tam olarak saptanmalı, endoskopik veya cerrahi yöntemlerle çıkarılmalı ve hastada kanser oluşmadan tedavi edilmiş olmalıdır." 'YANMIŞ GIDALAR VE SİGARA EN ÖNEMLİ TETİKLEYİCİ'Özellikle yanmış tütsülenmiş gıdaların bu hastalıkta tetikleyici rol oynadığını söyleyen Polat, "Yağlı ve fazla miktarda kırmızı et tüketimi, ızgara ve çok pişmiş etler risk oluşturabilmektedir. Salamura gıdalar, gıdalarda koruyucu olarak kullanılan nitrat içeren gıdalar nitritlere çevrilerek tetiği çekebilmektedir. Bunun yanı sıra antioksidanlar, C ve E vitaminlerinin koruyucu olduğu bilinmektedir. Sigara içimi de mide kanseri riskini en az dört kat artırmaktadır." diye konuştu. Kronik gastrit sorunu yaşayan kişilerin taze sebze meyve tüketmesini öneren Polat, "Gelişen teknoloji ve endoskopi sayesinde bu hastalığın tanısı kolaylıkla konulmakta ve uygun yöntemle tedavi edilebilmektedir. Ayrıca kronik gastritin mide kanserine neden olmaması için bol miktarda taze sebze ve meyve tüketilmeli, sigaradan uzak durulmalı ve tespit edilmiş ise helikobakter pilori ortadan kaldırılmalıdır." ifadelerini kullandı.(CİHAN)
19 Eylül 2014 15:16 | sağlık
Mide bölgesinde ağrı, şişkinlik, gaz, açlık hissi ve sık yemek yeme isteği ile kendini belli eden gastrit, tedavi edilmezse kronikleşerek mide kanserine doğru giden bir tabloya yol açabiliyor. Uzmanlar, kronik gastritin mide kanserine neden olmaması için bol miktarda taze sebze ve meyve tüketilmesini önerirken sigaradan da uzak durulması gerektiğini belirtti.Memorial Ankara Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü Doç. Dr. Zülfikar Polat, kronik gastrit ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Gastrit'in bağışıklık sistemi yetersiz kaldığında kronikleşebiliceğini söyleyen Polat, "Kronik gastritin en yaygın görülen nedenlerinden biri yüzde 80-85 oranda mide sıvısı altında yaşayabilen helikobakter piloridir. Bunun dışında kimyasal gastrit, otoimmun gastrit gibi nedenlerle de kronik gastrit gelişebilmektedir. Helikobakter pilori, genellikle çocukluk çağlarında bağışıklık sistemi tam olarak oturmamışken, kirli sulardan bulaşmaktadır." dedi 'GASTRİT DOKU DEĞİŞİKLİKLERİNE BU DURUM DA KANSERE NEDEN OLUYOR'Kronik gastritin ilerledikçe mide bezlerinde çekilmeye ve doku değişikliklerine (atrofik gastrit ve intestinal metaplazi) neden olabileceğini belirten Polat, şunları söyledi: "Mide bezlerinde doku değişiklikleri olan hastalarda mide kanseri dört kat daha fazla görülmektedir. Bu doku değişiklikleri mideden endoskopi ile alınan biyopsilerle saptanabilmektedir. Bu nedenle bu tür hastaların belli zaman aralıklarında endoskopik olarak takip edilmeleri gerekmektedir. Midede ileri derece doku değişikliği saptandığı zaman hasta çok daha yakından takip edilmelidir. Bu bölgeler özel endoskoplarla veya boyama yöntemleri ile tam olarak saptanmalı, endoskopik veya cerrahi yöntemlerle çıkarılmalı ve hastada kanser oluşmadan tedavi edilmiş olmalıdır." 'YANMIŞ GIDALAR VE SİGARA EN ÖNEMLİ TETİKLEYİCİ'Özellikle yanmış tütsülenmiş gıdaların bu hastalıkta tetikleyici rol oynadığını söyleyen Polat, "Yağlı ve fazla miktarda kırmızı et tüketimi, ızgara ve çok pişmiş etler risk oluşturabilmektedir. Salamura gıdalar, gıdalarda koruyucu olarak kullanılan nitrat içeren gıdalar nitritlere çevrilerek tetiği çekebilmektedir. Bunun yanı sıra antioksidanlar, C ve E vitaminlerinin koruyucu olduğu bilinmektedir. Sigara içimi de mide kanseri riskini en az dört kat artırmaktadır." diye konuştu. Kronik gastrit sorunu yaşayan kişilerin taze sebze meyve tüketmesini öneren Polat, "Gelişen teknoloji ve endoskopi sayesinde bu hastalığın tanısı kolaylıkla konulmakta ve uygun yöntemle tedavi edilebilmektedir. Ayrıca kronik gastritin mide kanserine neden olmaması için bol miktarda taze sebze ve meyve tüketilmeli, sigaradan uzak durulmalı ve tespit edilmiş ise helikobakter pilori ortadan kaldırılmalıdır." ifadelerini kullandı.(CİHAN)
19 Eylül 2014 12:16 | sağlık
Amerikan Kanser Enstitüsü (NCI) verilerine göre lenfoma görülme sıklığı son 10 yılda artış gösteriyor. ABD
17 Eylül 2014 09:34 | sağlık
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji Yerleşkesinde tütün ve tütün ürünlerinin içilmesi yasaklandı.
02 Eylül 2014 12:42 | sağlık
Kulak kepçesindeki kıvrımlı yerlerin temizlenmesi amacıyla üretilen kulak çubuklarının, bilinçsizce kullanılması mantardan kulak zarında delinmeye, enfeksiyondan işitme kaybına dek birçok hastalığa yol açabiliyor.
27 Ağustos 2014 12:37 | sağlık
Sıcağın iyice bastırdığı şu günlerde çocuklar havuz ve denizin keyfini çıkartıyor. Ancak temizliğinden emin olunmayan havuz sularının başta kulak enfeksiyonlarına neden olabileceğinin altını çizen Özel Medline Eskişehir Hastanesi'nden Dr. Sevgi Yazıcıoğlu, konuyla ilgili uyarılarda bulundu.Yazıcıoğlu şunları kaydetti:"Birçok kişinin ortak kullanım alanı olan havuzlar, eğer yeterince temiz değilse özellikle çocuk sağlığı için büyük bir tehdit oluşturur. Havuzlara göre daha sağlıklı olan deniz de, eğer atıklarla karışırsa aynı şekilde sağlığı tehdit eder. Bu durumda havuz veya deniz suyunun kulağa kaçması ile çocuklarda dış kulak yolu enfeksiyonları veya kulak zarı iltihabı görülebilir. Bu nedenle gün boyu havuzda veya denizde vakit geçiren çocuklar, çoğu zaman akşam saatlerinde başlayan kulak ağrısı ile acil servisi ziyaret ederler. Kulağa dışarıdan giren mantar, bakteri, virüs gibi mikroplar, önce kaşıntı, ardından iltihaplı, akıntılara neden olabilir. Kulakta zaten normal olarak salgılanan sarı-kahverengi buşon kirli suyu çeker, şişer, içindeki mikrobun hastalık yapmasını kolaylaştırır. Enfeksiyona bağlı olarak kulak ağrısı, dış kulak yolunda şişme, kulak akıntısı, tıkanma, işitme kaybı görülebilir.Tedavi genellikle; doktor tarafından dış kulak yolunun dikkatlice temizlenmesi, günlük pansumanlar veya damlalarla şişliğin indirilmesi, antibiyotik verilmesi ve sonrasında da kulağın kuru tutulması şeklindedir. Ancak tedavi rahatsızlığın kesin teşhisi ile de farklılık gösterebilir.Kulak iltihabından korunmak için; Havuzun hijyeninden emin olunması durumunda çocuğunuzun girmesine izin verin. Bulunulan yerde deniz imkânı da varsa, havuz yerine denize girmesini sağlayın. Deniz havuza göre daha sağlıklıdır. Çocuğunuzun dış kulak yolu için özel olarak tasarlanmış kulak tıkaçlarını kullanmasını sağlayın. Duştan veya yüzmeden sonra çocuğunuzun kulağında kalan suyu başını sağa ve sola sallayarak çıkarmasına yardımcı olun. Kulak kanalının giriş kısmını pamuklu çubukla aşırıya kaçmadan nazikçe temizleyin. Bir saatten uzun süre su içinde kalmamasına özen gösterin."(DHA)
18 Ağustos 2014 16:02 | sağlık
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 10 Ağustos cumhurbaşkanı seçimleri için 25 ildeki toplam 37 huzur ve bakımevinde kalan 4 bin yaşlı ve engelli yurttaşın oy kullanabilmesi için sandık kuracağını açıkladı.Ancak sığınma evinde kalan yaklaşık 2 bin 500 kadın seçmen için güvenlik gerekçe gösterilerek çözüm bulunmadı. Daha önce 2014 yerel seçimleri öncesinde CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, sığınma evlerinde kalan kadınların da oy kullanabilmesi için kanun teklifi vermiş ancak reddedilmişti. Teklifi yinelemek isteyen Nazlıaka, teklifinin, seçim sonrasına alındığını belirtti. Konuyu Meclis’e taşıyanlardan CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt durumu devletin acizliği olarak yorumlarken, gazeteci Nevval Sevindi ise, “Anayasaya aykırı bir şey çözüm değildir, anayasa çerçevesinde çözüm bulunması gerekiyor.” dedi. Konunun geniş çevrelerce yankı bulması için imza kampanyası başlatan Kadın Çalışmaları Derneği ise mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti. Sığınma evinde kalan kadın seçmenlerin oy kullanamamasının anayasaya aykırı olduğunu söyleyen gazeteci Nevval Sevindi, “Yaşlılar yurdunda kalanlar oy kullanabiliyor ama sığınma evinde kalan kadınlar oy kullanamıyor. Kadınlara ciddi bir ayrımcılık yapıldığını düşünüyorum.” dedi. Gökmen Öğüt ise sığınma evlerinde kalan kadınların seçme haklarından yoksun bırakılmalarına tepki göstererek, “Sığınma evindeki kadınların oy kullanamamalarına gerekçe olarak güvenliğin gösterilmesi, devletin ‘ben acizim, bu acizliğimi kabul ediyorum’ demesidir.” şeklinde konuştu. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın ‘güvenlik gerekçesiyle oy kullanamıyorlar’ demesinin kaygı verici olduğunu söyleyen Kadın Çalışmaları Derneği Yönetim Kurulu üyeleri, konuyla ilgili kanun düzenlemesi yapılabileceğini belirterek, “Sığınma evinde kalan bir kadın herhangi bir pozisyona adresi gösteremediği için aday olamıyor, seçilme hakkından yoksun bırakılıyor. Güvenlik gerekçesini geçerli bulmuyoruz. Polisi, MİT’i, İstihbaratı, gizli binaları olan bir devlet, kadını oy kullanırken koruyamıyorsa, demek ki aslında sığınma evinde de koruyamıyor.” dedi.
10 Ağustos 2014 01:59 | sağlık
Back-Up Sağlıklı Beslenme Danışmanı Cansu Tektunalı, hareketli şehir yaşamında zinde kalmanızı sağlayacak diyet trendleri ve sağlıklı beslenme önerilerini paylaşıyor.    -Değişen dünyada artık her şey kişiye özel
07 Ağustos 2014 09:29 | sağlık

sayfa sayısı: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11


Hakkımızda  -  İletişim  -  Gizlilik  -  Firma, Mekan Kayıt

© 2007-2008 ankaradaki.com,  14.0.518